UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Mal Sahibi Mülk Sahibi Hani Bunun İlk Sahibi?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 121

Patronlar sınıfı, toplumun küçük bir azınlığını oluşturmasına rağmen, üretilen toplam zenginliğin büyük çoğunluğuna el koyar ve bu şekilde geçmişin kralları, sultanları, firavunları gibi saltanat sürerler. Neden? Çünkü kapitalist dünyada üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Bankalar, şirketler, fabrikalar, makineler, madenler onlarındır! İnşaatlar, barajlar, petrol kuyuları, santraller, toprak ve daha nicesi de patronlar sınıfının mülküdür!


Patronlar sınıfı, toplumun küçük bir azınlığını oluşturmasına rağmen, üretilen toplam zenginliğin büyük çoğunluğuna el koyar ve bu şekilde geçmişin kralları, sultanları, firavunları gibi saltanat sürerler. Neden? Çünkü kapitalist dünyada üretim araçlarının sahibi patronlar sınıfıdır. Bankalar, şirketler, fabrikalar, makineler, madenler onlarındır! İnşaatlar, barajlar, petrol kuyuları, santraller, toprak ve daha nicesi de patronlar sınıfının mülküdür! Peki ya toplumun geri kalan %99’unu oluşturan bizler, biz işçi ve emekçiler? Biz bu dünyanın mülksüzleriyiz! Borçlanıp hayatımızı ipotek altına sokarak veyahut ailelerimizin yıllarca çalışıp didinerek aldığı bir evimiz veya arabamız olabilir. Bunlar temel ihtiyaçlarımızı karşılamak içindir ama çoğunluğumuz bu temel ihtiyaçlardan bile mahrumuz. Tüm zenginliği üreten biz işçilerin üretim araçları üzerinde ve üretim sürecinde hiçbir söz hakkı yok ve üstelik ürettiğimiz zenginlikten payımıza ancak yoksulluk düşüyor.

Neredeyse bütün işçiler bu yoksulluk koşullarından bir nebze olsun uzaklaşmak için zengin olma hayalleri kurar. Fakat kapitalist sömürü düzeninin işleyiş yasaları gereği bu hayal gerçekleşmez, gerçekleşemez. Kapitalizmde bir işçinin bırakalım zengin olmayı, yaşamını devam ettirebilmesi için emeğini ve alın terini ortaya koymaktan, ücret karşılığında işgücünü patrona satmaktan başka seçeneği yoktur. Peki, çok çalışarak zengin olunabilir mi? Elbette hayır! Bu gerçek çok açıktır fakat egemenler ellerindeki araçlarla gerçekleri ters yüz ederler. Meselâ patronların “başarı öyküleri” anlatılır. Bu öykülere göre patronların bir kısmı limon satarak, hamallık yaparak zengin olmuştur, çoğu zaten “işçilikten gelmedir”! İşin aslı tüm bu anlatılanlar palavradır. İşçiler zengin olma hayalleri kurmaya devam etsin ve bu aşağılık sömürü düzenine karşı mücadele etme ihtiyacı hissetmesin diye anlatılır bu öyküler! Zengin olmanın, sermaye sahibi olmanın formülü bambaşkadır.

Yaşadığımız topraklarda bundan yaklaşık 700 yıl önce bir soru soruldu; “Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi?” Halk adına ve doğrular adına pek çok kelam etmiş Yunus Emre’ye aittir bu anlamlı soru. Öyle ya ortada bir mal varsa, bunun bir de mutlaka ilk sahibi olmalıdır. Peki, halk ozanı Yunus’un bu sorusunun cevabı nedir? Bir örnek üzerinden cevaplamaya çalışalım. Diyelim ki bir bölgede kömür madeni olduğu düşünülüyor. O bölgeye maden ocağı kurulmadığı ve işçi oraya kazmayı vurmadığı sürece bu bir işe yarar mı? Ortaya bir zenginlik çıkar mı? Asla! Ne zamanki emek devreye girer ve kömür çıkartılır, işte o zaman o bölgedeki kömür madeni potansiyel değer olmaktan çıkarak reel değere dönüşür. İşçinin emeği olmadan, işçi çalışıp kömürü çıkartmadan patron sermayesini büyütemez. O zaman sorumuzun cevabı bellidir; mal-mülk dediğimiz şey yani sermaye; emeğin bir ürünüdür. Yani zenginliğin formülü emeğin sömürüsü, yağması ve talanıdır!

Bu yetmezmiş gibi patronlar işçilere ekmek verdiklerini söyleyip, ne kadar hayırsever olduklarından dem vuruyorlar. Hatta bununla da kalmayıp daha da ileri gidiyorlar. Meselâ sendikalaşan veya bir haksızlığa karşı çıkan işçiler hainlikle, nankörlükle suçlanıyor. Patronlar, müdürler veya ustabaşları adeta bozuk plak gibi “sana ekmek veriyoruz, sen nankörlük ediyorsun!”, “ekmek yediğin yere ihanet ediyorsun!” diyorlar. Böylece işçileri baskı altında tutmak, sanki işçi suç işlemiş gibi psikoloji yaratmak istiyorlar. Ne yazık ki çoğu kez bunda başarılı da oluyorlar. Ama sınıf çıkarlarını bilen işçiler şöyle derler: “Hop hemşerim! Orada dur bakalım, kim kime ekmek veriyor?”

Gerçekten kim kime ekmek veriyor? Patronların işkembelerini, ceplerini ve banka hesaplarını dolduran bizleriz. Dünya üzerindeki tüm malın-mülkün, zenginliğin yaratıcısı da gerçek sahibi de bizlerin ve bizden önceki işçi kuşaklarının çalınan emeğidir! Fakat mülk sahibi egemenler iktidarlarını ve varlıklarını korumak için geçekleri baş aşağı çeviriyorlar. Ellerimiz balçık gibi itaatli, karanlık gibi kör, çoban köpekleri gibi aptal olsun diye, ellerimiz isyan etmesin diye dönüyor bu yalan değirmenleri! Bu sömürü ve zulüm dünyasını yıkarak yarattığımız tüm zenginlikleri eşitçe paylaşacağımız sömürüsüz bir dünya kurmayalım diye dönüyor! İşçi kardeşler bize oynanan oyunun farkında mısınız?

22 Nisan 2018






Son Eklenenler

  • issizler-ordusu-buyuyor.jpg
    Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2018 Ekim ayını kapsayan işgücü istatistiklerine göre, işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,3 puan artışla yüzde 11,6’ya yükseldi. İşsiz sayısı ise 501...
  • kesk-ek-zam-eylemi-izmir.jpg
    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyesi emekçiler, 15 Ocakta ekonomik krizin yakıcı sonuçlarına karşı ülke çapında eylemler yaptı. İşçi ve emekçilerin günden güne daha da...
  • aksaray_2470.JPG
    İş bulmanın birçok yöntemi vardır. Bizler de bu yöntemlerle iş ararız genellikle. Kimi zaman müracaatlarımızı bir yakınımızın elamana ihtiyaç olduğunu söylediği yerlere kimi zaman da iş bulma...
  • patronlara-tesvik.jpg
    2015 yılında 6645 sayılı Torba Kanunla sözde iş kazalarını azaltmak hedefiyle İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda bazı düzenlemeler yapıldı. Buna göre ölümle veya sürekli iş göremezliğe neden olan...
  • gelir-vergisi-hesaplama.jpg
    Son yıllarda zengin ile fakir arasındaki uçurum giderek arttı. Zenginler daha fazla zengin olurken, yoksullar ise yerlerinde saymaya ve iki sınıf arasındaki uçurum büyümeye devam ediyor. Bunun sebebi...
  • naylon-poset.jpg
    Merhaba kardeşler, aylardır nasıl olacak diyerek beklediğimiz vakit geldi. Artık satın aldığımız ürünleri koyduğumuz poşetlere de para vereceğiz. Ve vurgulandığı gibi sadece plastik poşetlere de...
  • derman-isci-sinifinda.jpg
    Derde maruz kalanlar dertlerinin çaresini aramazlarsa, derdi bizzat yaratanın çaresine mahkûm olurlar. Çare diye sunulan yine bir dert midir, yoksa çare midir, o da ayrı bir mesele. Ben işçi...
  • eksen-makine-iscileri.jpg
    Gebze Tavşanlı Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Eksen Makina’da, çoğunluğu kadınlardan oluşan işçiler, 11 Ocakta fabrika önünde direniş başlattılar. Arzum, Arçelik gibi markalar için...
  • eyt-izmir-13012019-5.jpg
    Emeklilikte Yaşa Takılanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (EYTSDD) üyeleri, seslerini duyurmak ve emeklilik haklarının verilmesi talebini dile getirmek için kitlesel etkinlikler...
  • kilis-iskur.jpg
    Merhaba dostlar, bundan aylar önce işsiz kaldığım bir zamanda “İŞKUR’a da başvurayım, olur ya belki bir iş çıkar” diyerek İŞKUR’un yolunu tuttum. İŞKUR önünde bir televizyon kanalı röportaj yapıyordu...
  • mertcan-y.jpg
    Mertcan daha altı yaşında ve oyun çağındaydı. Kendi yaşıtları gibi oyun oynamak, şımarmak, koşmak onun da en doğal hakkıydı. Küçücük hayatına şiddet ve korkulardan başka bir şey sığdıramadı maalesef...
  • mucadele-tarihimizden-.jpg
    Türkiye işçi sınıfının sayısız bedeller ödeyerek yürüttüğü mücadelelerde edindiği birikimi hatırlamak ve hatırlatmak büyük önem taşıyor. Sınıf mücadelesinden süzülüp gelen birikimlerin, grev ve...
  • pirasa.jpg
    Aylardır krizle yatıp şaşı kalkar olduk! Tükettiğimiz ve ihtiyacımız olan ne varsa fiyatlar iki katına çıktı. Tüketmek zorunda olduğumuz gıda maddeleri el yakıyor! Türkülere konu olmuş, fakirlerle...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this