UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

“Mırıldansaydı” Saldırı Olmaz mıydı?

Emekçi sınıfın kadınlarının çilesi bitmiyor. Geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı, ağır çalışma ve yaşam koşulları derken bir de bunların üstüne işyerinde, sokakta, çarşı-pazarda, toplu taşıma araçlarında akla gelebilecek her yerde maruz kalınan taciz ve şiddet ekleniyor.

Bunun son örneği İstanbul’da bir belediye otobüsünde yaşandı. 23 yaşında emekçi bir kadın Ayşegül Terzi şort giydiği için saldırıya uğradı. Saldırgan emniyetteki ifadesinde şu sözlere yer verdi: “Yaşadığımız ülkenin ve toplum değerlerinin ayakaltına alındığını, bayan şahsın kendisi ve çevresinde bulunan insanlara giyiniş tarzı ile saygı göstermediğini düşündüm. Manevi yönüm ağır bastı. Bir anda koltuktan kalkarak yüzüne doğru bir tekme attım.”

Bu olay elbette ki toplumun geniş bir kesiminde onay görmedi. Saldırganın yeterince sağlıklı bir insan olmadığı da açık. Ama onu bu kadar rahat bir şekilde bu saldırıyı yapmaya iten altyapının da hazırlanmadığı söylenemez. Bazı açıklamalarda saldırganın tekme atmasının yanlış olduğu ama rahatsız olmasının anlaşılabilir olduğu hatta bu rahatsızlığını başka yollarla dile getirebileceği ifade edildi. Meselâ Başbakan Binali Yıldırım bir gazeteye verdiği röportajda saldırıyla ilgili şunları söyledi: “Normal bir insanın yapacağı bir iş değil. Hoşuna gitmeyebilir, mırıldanırsın…” Ne demek bu? Kadının giydiğine karışmak normal, söylenmek, uyarmak, ikaz etmek normal ama saldırmak anormal. Sanki insanları giydikleri üzerinden ikaz etmek, uyarmak başlı başına bir saldırı değil. Ayrıca daha da önemlisi bu fiziksel saldırıların bu kadar fütursuzca yapılabilmesinin nedeni de bu tarz açıklamalarla cesaretlendiriliyor olmaları.

İlk kez karşılaşmıyoruz iktidar partisinden gelen bu tarz yorumlarla. Geçmiş yıllarda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek kürtajla ilgili “anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, günahı ne? Anası ölsün öyleyse” demişti. Kadının anne ve eş olamayınca hiçbir değerinin olmadığını hatta ölmeyi hak ettiği düşüncesini yansıtmıştı. Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, “kadına şiddette bir algıda seçicilik var. Şiddet dediğimizde neden sadece kadını şiddetin merkezine, şiddeti de kadının merkezine koyuyoruz. Şiddet toplumsaldır” diyerek kadına yönelik şiddetin o kadar da öne çıkarılmaması gerektiğini savunmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan aile planlamasıyla ilgili şu sözleri söylemişti: “Zürriyetimizi arttıracağız. Neslimizi çoğaltacağız. Nüfus planlamasıymış, doğum kontrolüymüş hiçbir Müslüman aile böyle bir anlayış içinde olamaz.”

Bu zihniyetin en somut yansımalarından biri de Yeni Akit gazetesinde Ali Karahasanoğlu’nun Ayşegül Terzi’ye saldırı olayı üzerine yazdığı yazı oldu. 20 Eylül tarihli yazısında Karahasanoğlu, Terzi’ye saldıran kişinin ilk ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmasına tepki gösterenlere tutarlı olmaları uyarıları yapıyor ve şöyle diyor: “Bekir Bozdağ yumruk yediğinde ‘ne olmuş, bir yumruktan adam mı ölür?’ diyen demokrat düşünürlerimiz vardı…” Yani otobüste bir kadın bir tekme yemiş bunda bu kadar abartacak ne var, bir tekmeden adam mı tutuklanır? Bir yanda etrafında onlarca korumayla gezen bir Bakana belli ki siyasi nedenlerle kendisine öfkeli bir adamın attığı bir yumruk, diğer yanda savunmasız bir kadın ve sadece giydiği kıyafetten rahatsız olduğu için yüzüne tekme atan bir adam. Bu iki olayı hangi akıl nasıl bir zihinsel kurguyla karşılaştırır? Bu toplumda Bakanlara şiddet diye bir sorun yok ama kadınlara şiddet diye önlenemeyen bir sorun var!

Bakanıyla, başbakanı, cumhurbaşkanıyla, medyası, siyasetçisiyle, kadınıyla, erkeğiyle iktidar sahiplerinin kadına yönelik bu bakış açısı kadına yönelik şiddet olaylarının da durmadan artmasına neden oluyor. Kadını giydiğiyle, doğurduğu çocuk sayısıyla, ev işlerindeki mahareti ve kocasına “saygısıyla”, sessizliği ve kırılganlığıyla tanımlamak isteyen egemenler kadın politikalarını da bu bakış açısıyla şekillendiriyorlar. Yaşam tarzı üzerinden toplumu kutuplaştırıp bölüyorlar.

Emekçi kadınların sorunları onları zerrece ilgilendirmiyor. İlgilendirseydi çalışan kadınlar için içinden çıkılmaz sorunlara neden olan kreş, doğum ve emzirme izni, gece vardiyası gibi sorunlara emekçi kadından yana çözümler üretirlerdi. Çalışan kadınlar için uygulamaya koydukları bütün sözde çözümler sadece emekçi kadının sorununu daha fazla arttırmaya neden oldu. Sermayenin de kadın işçinin emeğini daha fazla sömürmesinin yolunu açtı. Kadına bakış açısı değişmediği için kadın cinayetleri de son bulmadı, saldırılar da hız kesmedi.

Bugün Türkiye’de iktidarda bulunan egemen zihniyetin istediği, itaatkâr, kanaatkâr, muhafazakâr bir toplumdur. Eğitim sistemiyle düşünmeyen, sorgulamayan bir genç nesil yetiştirmeye çalışıyorlar. Çeşitli teşviklerle erken yaşta evliliği özendiriyorlar. Kadına en birincil rol olarak annelik ve eşlik rolünü uygun görüyorlar. Bunun için yarı zamanlı çalışma uygulamasını yaygınlaştırarak teşvik ediyorlar. Elbette bu uygulamayla bir taşla iki kuş vuruyor, sermayeye daha ucuz işgücü de sağlıyorlar.

Emekçi kadınların en başta gelen sorunlarından biri taciz ve her türlü saldırı itaatkâr ve kanaatkâr olunarak çözülmez. Bu toplumsal duruş ancak emekçi kadını daha savunmasız yapar. Emekçi erkekleri ise yarım ve sermayeye karşı savunmasız bırakır. Yapılması gereken itaatkâr ve kanaatkâr toplum dayatmasına inat kadın ve erkek emekçiler olarak el ele vermek, birbirimizin giydikleri, inançları, dilleri, kültürleriyle kavga vermek yerine; siyasetçisi ve sermayedarıyla patronlar sınıfına karşı kavga vermektir. Bölünüp, parçalanmamalı; birleşmeli, birbirimizi güçlendirmeliyiz.

24 Eylül 2016






Son Eklenenler

  • stresli-isci.jpg
    Günlük hayatta hepimiz belirli oranlarda strese maruz kalıyoruz. Stres bazı durumlarda tetikleyici ve olumlu bir rol oynarken (mesela bir işi yaparken odaklanmamızı sağlar) strese sürekli maruz...
  • turizm-calisanlari.jpg
    Dünya genelinde ve Türkiye’de hizmet sektörü giderek büyümektedir. Ben de büyüyen hizmet sektöründe çalışan bir işçiyim. Küçükken annem kayıtlı olduğum dershanede temizlik işine bakardı. Ben de boş...
  • calisan-ogrenci.jpg
    Emeklilik yaşı çoktan geçmiş olan bir öğretmenden dinlenen, matematik dersi kadar sıkıcı bir şey yoktur sanırım. Bu yüzden o anlatırken sınıfta nerden geldiği anlaşılmayan bir uğultu başlıyordu. Bu...
  • karayolu-iscileri.jpg
    Kamuda çalışan taşeron işçilere defalarca kadro vaadinde bulunan AKP hükümeti, her seçim sonrasında bu vaadini erteliyor ve umutları bir başka bahara bırakıyordu. Tam da AKP’nin oy oranlarının...
  • disk-asgari-ucret-aciklamasi-IMG_8901.jpg
    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), asgari ücretle ilgili görüşlerini ve taleplerini DİSK Genel Merkezi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısı ile duyurdu. DİSK genel merkez yöneticileri...
  • ohal_buhal_1.jpg
    Geçtiğimiz haftalarda 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlamaları yapıldı. Çocuklarımız ellerinde çiçekleriyle okullarına gelip öğretmenlerine sıcak ve içten sevgilerini ilettiler. Biz UİD-DER’li...
  • nehirler-okyanusa-akmali.jpg
    İşçi mahallelerinden ilerleyen servisler kimi zaman sabahın kör karanlığında, kimi zaman da gecenin zifiri karanlığında yedek parça gibi insan taşır fabrikalara. Tekdüze yaşam ve durmaksızın tıkır...
  • kres.jpg
    Merhaba arkadaşlar sizlere çoğumuzun yaşadığı bir sıkıntıdan bahsedeceğim. Özellikle kadın işçilerin hem çalışırken hem de günlük işlerini yaparken yaşadığı, aslında çözümü zor olmayan bir sıkıntıyı...
  • pink-filmi.jpg
    Geçtiğimiz günlerde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle metal sektöründe çalışan bir grup kadın işçi olarak bir araya gelmiş ve Pink filmini...
  • suriyeli-isciler-tekstil.png
    Suriye savaşından kaçan milyonlarca insan yerlerinden yurtlarından oldular. Birçok ülkeye göç ettiler. Türkiye’ye gelen Suriyeliler aç kalmamak için çeşitli işkollarında çalışıp para kazanmak...
  • ht-solar-iscileri-04122017.jpg
    HT Solar işçilerinin, patronun saldırılarına karşı sergilediği kararlı ve örgütlü tutum sonucu patron temsilcileri sendikayla görüşmeyi kabul etmek zorunda kaldı. Patron temsilcileri, bir gün önceki...
  • mess_pazartesi
    180 işyeri ve 130 bin metal işçisini ilgilendiren toplu iş sözleşmesi sürecinde metal patronlarının örgütü MESS ile Birleşik Metal-İş ve Türk Metal arasında anlaşma sağlanamadı. Birleşik Metal-İş...
  • iste-saglikta-devrim-gercekleri.jpg
    Hastanede insanın neler yaşadığını kendi yaşadıklarımdan bir örnekle anlatmak istedim. Geçtiğimiz hafta küçük bir operasyon geçirmek için SGK hastanesine yatışım yapıldı. Yatışım yapıldı dediysem...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this