UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

“Ne Oldi da Savaş Oldi Ha?”

Pendik’ten emekli bir işçi

Gündüz saat 11’de otobüse bindim. Sabah ve akşam otobüslerde kovaya basılmış turşu gibi yolculuk yapmak zorundayız. İşçilerin işe gidiş dönüş saati olmadığı için ayakta kimse yok, hatta boş koltuk bile vardı. İçimden kaç yıl önce otobüs durağında birinin yazdığı, “insan gibi yolculuk yapmak istiyorum” sözleri geçti. Çantamdan son cildinin sonuna yaklaştığım Mihail Şolohov’un “Ve Durgun Akardı Don” isimli romanını çıkarttım. Kaldığım sayfayı açtım. Son okuduklarımı hatırlamaya çalıştım. Hafızamda kalanları yokladım. Kitap tuğla kalınlığında ve 4 cilt. Benim okumam kaplumbağanın yürüyüşünden hallice! Kitapta anlatılan hikâyenin yaşadığımız bölgeye ne kadar uyduğunu düşündüm. Çok duyduğum “bir şey olmaz, hiçbir şey değişmez” sözleri Çarlık Rusya’sında da yaygın bir anlayışmış.

Ancak kitapta anlatıldığına göre, Çar despotluğu altında yüz yıllar boyunca Don Nehri gibi durgun, sessiz kalan yüz elli milyondan fazla Rus köylü ve işçisi, günü gelmiş Çar’ı tahtından alaşağı etmişler, heybetli heykellerini parçalamışlar. Ne Çar kalmış, ne Çariçesi. Toprak işleyenin, fabrika çalışanın olmuş. O güne kadar uzaktan bile doyasıya seyredemedikleri Çar’ın Sarayına girmişler ezilenler.

Kaldığım yerden kitabın sonunu meraka dalmışken biri omzuma dokundu. Baktım bizim Laz Mehmet. Omzuma dokunan, “Merhabaa. Nasilsin? Kitap okumak guzel herhalda? Benum okumam yazmam var. Ama heç çitap okumadim bileyü müsün?” dedi. Ben de onu Karadeniz şivesiyle “merhaba, Mehmet, sen nasulsun pakayum?” diye cevapladım. “Benim de okumam yazmam yoktu, okula sadece bir gün gitmiştim. Okulun ilk gününde öğretmen efendiden tekme tokat doyasıya dayak yedikten sonra bir daha gitmemiştim. Okuma-yazmayı 26 yaşından sonra mücadeleyi ve insanlaşmamı sağlayan işçi arkadaşlarımın sayesinde öğrendim. Şimdi kötü de olsa gördüklerimi, içimden geçenleri yazmaya çalışıyorum” dedim. Kulağıma doğru iyice eğilerek, “hele kitaba biraz ara ver, sağa diyeceklerim var da” dedi.

“Zaten seni görünce ara verdim. Karşılaşmayalı çok oldu, seni dinliyorum. Anlat dinleyeyim” dedim. İçimden de “eyvah şimdi bütün dünyanın Türkiye’ye düşman olduğunu söyleyecek. Kürtlerin düşmanımız olduğunu söyleyecek” diye geçiriyordum. Ama Mehmet beni fazlasıyla şaşırttı.

“Durim çok çöti. Benüm uşağların içüsü de işsuz kaldu. Arayıp duruyiler ama bulamayiler. Ben korkayırım savaş çıkacak deyi. Ne oldi da savaş oldi?” dedi. Ben de “diyeceklerim var dediğine göre anlat da bileyim” dedim. “Durim çöti. Savaş diyi de başka bişey demiyi. Savaş çöti. Ses çikartmali herkes. Bak, ben Çürt (Kürt) değilim, Kıpçak’ım. Atalarımız Orta Asya’dan gelmişler. Konuşmama bakma ha, ben Laz değulim. Ninem Vanli. Ama ben Kıpçak’im. Ha ne oldi da savaş oldi? Ben HDP’ye verdim oyimi. Onceden de verdum. Daha once hep ona (AKP’ye) verirdum oyimi. Gordumçi, hep kendüni, hep zengunleri düşüniyi. İki seçimde geçücü verdim HDP’ye ha. Sağa dedim, herkese demem ha. O kazanmasın diye HDP’ye verdum oyimi ha. Senin bağa o vakıt anlattuklarun doğru bileyurum” dedi.

“O dediğin kim” diye sordum. “Saraydaçi da” dedi. Ve devam etti. “7 Haziran öncesi kimse ölmeyeyidi. Ondan sonra baktı paşkan olamıyi savaş çikartti. Ben kimsenün ölmesini istemeyurum. Çürtler konuşsun kendü dilinde da. Çürtlere okul da olsun. Bizum Tirabzonda %80 mislüman, %20 Rum kokenli var. Ha Rumlar asimüle olmuş. Oyle okul mokul istemeyiler. Paşka irklar da var. Okul fılan istediği yok onların. Çürtler isteyi. İstesun, kendü dilini konuşsun. Asker benüm evimi bassa, Türkçe konuşma dese ben de karşu çıkarum. Asker Kürdun evini basiyi, öldürüyi, guçuk çocuğu bile öldüriyi. Ne istiyi Çürtler? Kendü dilinu konuşmak. Tevlet yok sen Çürtçe konuşma diyi. Biz askeri hiç sevmezduk. Ama asker ne yapsun? Komutan vur diyi, asker vuriyi. Ben de askerluk yaptum. Asker koyun gibidur. Sağa dön, sola dön, git oraya, gel buraya diyiler, gidiyi. Tevlet Çürtlere Turk olacasın diyi. Turk Turk olsun, Çürt Çürt olsun. Çimse ölmesün. Bah ben savaş istemeyurum çimise savaş istemesun. Sesuni çıkarttsin. Savaşı bi o istiyi sarayu elünden cider deyi çok korkiyi” dedi.

Araya girerek Karadeniz şivesiyle “ya gardaşum sen çok değuşmuşsun, yanu diyeyusun ki Çürtler bizim duşmanumuz değul ha” diye sordum. İyice kulağımın dibine yaklaşarak, “Sağa bi şey diyeceğum; ben hani Kibrusta Turk bayrağunu induren Yünan gencunu furup oldurdular ya, ona da çok uzuldum. Payrak nedur? Bir bez parçasidur. Paktun payrağu indurmuş, pir daha indürme dersun. Pen internattan bakayurum, Çürt uşaklaru öldüriliyi. Ama tevavizon dorğuyu söylemiyi. Hani parış olacağıdi, ne oldi, şimdu savaş diyi de paşka bişey demiyi? Benüm uşağların iküsü de işsuz kaldu. Pir benum emeklu mayişi var. O da yetmeyi” dedi.

Daha önceki sohbetlerimizde benim kendisine anlattıklarımı her defasında ninesine anlatırdı Mehmet. Bu nedenle “ninen nasul, yaşayı mı” diye sordum. Ninesinin ismi geçince, gözlerindeki ifadeden ne kadar üzgün olduğu fark ettim. Parmaklarını iç içe geçirerek, “ninem öldi” dedi. Ninesi için konuşmanın Mehmet’in acısını tazeleyeceğini fark ettiğim için başka soru sormadım.

Arada bir soru sorsam da, Mehmet’in anlattıklarını, önceki sohbetlerimizde Kürt sözünü duymaya bile tahammül edemediğini ve onun düşüncesi değiştiren nedenleri düşündüm. Anlaşılan iki çocuğunun birden işsiz kalması ve geçim sıkıntısı etkili olmuştu. Yoksulluk ve sefalet Mehmet ve ailesinin evinin kapısını da yumrukla çalmaya başlamış, içeri girip yerleşmişti. Patronlar ve onlarla aynı sınıftan olan siyasetçilerin, düzenlerini korumak için milliyetçilik zehriyle uyuşturduğu milyonlarca işçi-emekçi hâlâ o zehrin etkisi altında ne yazık ki. İşçi-emekçiler gözlerini biraz olsun açıp etraflarına baktıklarında asıl düşmanın patronlar ve onların sömürü, kan, irin, zulüm, katliamlarla sürdürmeye çalıştıkları düzenlerini görmeye başlıyorlar. İşçi sınıfının, işçi sınıfının örgütleri olan sendikaların, AKP ve Erdoğan’ın sürdürdüğü bu kirli savaşa hep bir ağızdan “hayır” demesi gerekir Karadenizli Mehmet gibi. Ancak o zaman durması mümkün olacaktır savaşların.

17 Şubat 2016






Son Eklenenler

  • viransehir_iskur_kura_cekimleri.jpg
    Konkordato ilanları, daralma ve ekonomik kriz gerekçesiyle işçi çıkarmalar her geçen gün artıyor. İşsizlik oranları da buna bağlı olarak artıyor. TÜİK’e göre Ağustos itibariyle işsizlik oranı yüzde...
  • kadin-isciler-1.jpg
    Her zamanki gibi o gün işe başladım. Vardiyamı teslim alıp tezgâhıma geçtim. Biz aynı tezgâhta dört kişi çalışıyoruz. Herkesin yaptığı iş zor fakat sadece bir pozisyondaki iş diğerlerine göre kolay...
  • adaletsizlik-890x395.jpg
    Hayatımızın her alanını saran ve geçinmemizi git gide daha da zorlaştıran ekonomik kriz; gün geçtikçe hayatlarımızı daha çok etkiliyor, akıllarımızı meşgul ediyor. Ben de üniversitedeki ev...
  • ahmet-kaya-bir-mesajla-kabus.jpg
    Arkadaşlar mektubuma başlamadan önce sizleri uyarmak istiyorum. Yazının ortasına bile gelmeden birçoğunuz “Bu kadar da değil. Gerçek değildir bu!” diyecektir. Birazdan paylaşacağım gazete haberini...
  • cinde-tokat-motivasyonu.jpg
    Bir insan niye çalışır? Hiç kimse “bu gün canım sıkıldı, gideyim de biraz araba parçası üreteyim, montaj yapayım, pantolon dikeyim” demez. Yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan çalışır. Hatta bazı...
  • gulsan-cam-iscileri-img_20181112.jpg
    Gülsan Group’a bağlı fabrikada Ramazan Bayramından itibaren ücretleri düzenli ödenmeyen işçiler, 23 Ekimde üretimi durdurarak fabrika yöneticileriyle görüştüler. Ücretlerinin ödeneceği sözü verilen...
  • students-protests-colombia.jpg
    Hükümetin katma değer vergisini (KDV) yükseltme ve vergi dışı bırakılan kimi ürünleri vergilendirme kararının ardından Kolombiya Eğitim İşçileri Federasyonu (Fecode) ve Üniter İşçi Sendikasının (CUT...
  • hastane-acil-kalabalik.jpg
    Hastanede doktor, hemşire, fizyoterapist, temizlikçi, hasta bakıcı, tıbbi sekreter, güvenlikçi, hasta ve hasta yakınlarından duyup dinlediklerim sağlığımızla nasıl oynandığını ve uyuyup uyanana kadar...
  • alisveris-cilginligi.jpg
    Fabrikada yemek saatinde yemeğimizi yerken hükümetin krizin etkilerini “azaltmak” için aldığını söylediği önlemler aklıma geldi. UİD-DER’in internet sitesindeki “Havyar da mı Yemeyelim” yazısını...
  • emekci-kadinlar.jpg
    Ekonomik kriz büyüdükçe işçilerin, emekçilerin yaşamını daha fazla zorlaştırıyor. Küçük esnafından işçisine, eğitim emekçisinden kendi hesabına çalışan emekçiye kadar her evde krizin yarattığı...
  • somali-isciler-isten-atildi.jpg
    Ekonomik krizin etkileri her geçen gün biz işçiler tarafından çok daha derinden hissediliyor. Gıdadan temizlik maddelerine, giyimden ev eşyasına her şeye zam üstüne zam geliyor. Enflasyon karşısında...
  • kres.jpg
    Merhaba dostlar, ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. İşyerimizde kreş olmadığı için, arkadaşlar çocuklarını ya tanıdıkları birine bırakıyorlar ya da özel kreşlere gönderiyorlar....
  • dogan-gunes.JPG
    Masamız balkonda/ Masada iki kâse çorbamız/ Karşımda karım/ Karımın gözleri çimen yeşili/ Çimen yeşili gözler kederli/ Kederimiz karşı balkondaki iki aç bebeden/ Paylaştık yoksul soframızı iki bebe,...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this