UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Newroz Alanlarında “Artık Yeter” Çığlığı

Günlerdir burjuva medyada yapılan provokasyon tehditlerine, mahallelerden kalkan otobüslerde kimlik kontrollerine, aramalara, yollarda saatlerce bekletmelere, çeşitli illerde Kürt halkının kitlesel Newroz kutlamalarına yönelik devlet terörüne, gözaltılara ve ölümlere rağmen, Pazar sabahı Kazlıçeşme alanına yaklaşık 200 bin kişilik coşkulu bir kitle aktı. Tüm baskılara karşın İstanbul’da son yılların en kitlesel ve coşkulu Newroz’u kutlanmış oldu. İstanbul’un dört bir yanından çoluğunu çocuğunu yanına alan Kürt aileleri, rengârenk geleneksel kıyafetleriyle Kürt kızları ve çoğu gündelikçi, işçi ve işsiz Kürt delikanlıları akın akın alana geldiler. Onlar yaşadığımız lanet kapitalist sistemde çifte sömürü yaşayan Kürt kardeşlerimizdi. Gözlerinde hem sevdiklerini kaybetmenin acısı hem de özgürlük taleplerini elde edeceklerine olan umutlarıyla alanlara geliyorlardı. Mücadelelerini desteklediğimizi haykıran bizleri, “birlikteyiz” dercesine zafer işaretleriyle selamlıyorlardı. Zulme ve baskıya karşı dimdik duran korkusuzlaşmış Kürt analarının gözleri “artık yeter” diyordu.

Biz UİD-DER’liler olarak “Başka Bir Ulusu Ezen Ulus Özgür Olamaz”, “Kapitalist Sömürüye, Emperyalist Savaşlara Karşı Mücadele Bayrağını Yükselt” pankartlarımızla alandaydık. Yanımızda zılgıtlar atarak arabalarından inip alana doğru akan Kürt kardeşlerimizi “yaşasın halkların kardeşliği”, “özgürlük işçiler savaşırsa gelecek”, “Kürtlere özgürlük, Kurdara azadi” sloganlarımızla selamlıyorduk.

Alanda, çalınan davullar, halaylar ve yüz binlerin coşkulu enerjisi bizleri karşıladı. Evet, o gün, ezilen Kürt halkı yeri göğü salladı. Bu gümbürtü, ezilen halkların ve işçi sınıfının birleştiği gün tüm dünyanın yerinden oynayacağını, o gümbürtünün içinde bizi ezenlerin kaçacak delik bulamayacaklarını müjdeliyordu.

Alanda yürümek adeta imkânsızdı. Kürt gençleri halaylar, zılgıtlar çekiyor, ateşler yakıyor, yakıcı taleplerini dillendiren sloganlar atıyorlardı. Çoğunun üzerinde yıllardır yasaklanmış sarı-kırmızı-yeşil renklerde giysiler, başlarında ya da kollarında bu renklerin buluştuğu bantlar yer alıyordu.

Halkların üzerine zulüm yağdıran Dehaklara karşı verilmiş bir mücadelenin ve başkaldırının öyküsünü anlatan Newroz, bugün yaşadığımız topraklarda ve Ortadoğu’da halkların kanını emen ezenlere karşı verilen mücadeleyi temsil ediyor. Kürt kardeşlerimiz, demokratik haklarının ve Kürt kimliğinin tanınması talepleriyle Newroz alanlarına akıyorlar. Ne var ki, evlatlarını kaybetmiş gözü yaşlı Kürt analarının bir günlük coşkusunu bile çok gören gerici ve tahammülsüz burjuvazi en küçük demokratik talepler karşısında bile daha fazla kan istiyor.Susmuş, sinmiş bir halk ve emekçi sınıfı görmek istiyor karşısında. Üstelik Newroz’u resmileştirip içini boşaltma çabasından da geri durmuyor.

Evet, bugün Kürt işçiler hem işçi olmaktan hem Kürt olmaktan kaynaklı olarak eziliyorlar. Kürt halkı özgür değil, ama Türk işçi ve emekçileri de özgür değil. Çünkü gerçekten de “Bir Başka Ulusu Ezen Halklar Özgür Olamazlar”. Türk işçisi, milliyetçilikten arınmadıkça ve tüm ezilenlerin kurtuluşu için patronlar sınıfına karşı mücadele bayrağını yükseltmedikçe, egemen sınıfın esaret prangası altında inlemeye devam edecektir. Türkiye işçi sınıfının ve Kürt halkının kurtuluşu, ancak ve ancak yükseltecekleri ortak mücadele sayesinde mümkündür. Haydi, özgür geleceğimizi birlikte ilmek ilmek örmeye! Haydi, ortak mücadeleye!







Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this