UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Ramazanda 500 Liralık Sus Payına Kanmadık

GOSB’dan bir kadın metal işçisi

Ramazan telaşı başladı. Sahur, iftar sofraları için alışveriş şart. Tabi benim çalıştığım fabrikada ne yazık ki işler hiç de öyle olmadı. Normal şartlarda ayın on beşinde yatması gereken maaşlarımız hiç zamanında yatmaz, uzadıkça uzardı. Ama “bizim patron da Müslüman canım, Ramazan geldi, alışveriş yapmamız lazım. Bu sefer kesin gününde yatırır” diyorduk. Ayın on beşi oldu para yok. Herkesin yüzünden düşen bin parça. Ramazan dedik, Müslüman dedik ama bu patron milletinin ne Müslümanlıktan haberi var, ne Ramazandan.

On altısında sabah vardiyası olarak işbaşı yaptık ama hem orucun hem cepte beş kuruşsuz kalmanın etkisiyle kimsenin içinden çalışmak gelmiyordu. İşe yeni başlamış gençten bir arkadaş da bize uydu, tam birliği sağladık, canımız isterse saatte üç beş baskı yapıyorduk. Aradan çok zaman geçmedi patronun gardiyanı olan insan kaynakları yetkilisi üretime inip üzerimizde psikolojik baskı kurmaya çalıştı. Dişini bize geçiremeyince yeni olan genç arkadaşa hesap sormaya kalktı ama gereken cevabı alınca gerisin geri gitti. Ama bu yaptığı şey bizi daha çok öfkelendirmişti. Korkutmaya çalıştığı genç arkadaş kirasını ödeyemediği için kaldığı pansiyondan atılmak üzere olan ve cebinde kuruş parası kalmadığı için gece sahurda yiyecek bir şeyi olmayan biriydi. Biz de kendimizden utandık. Bu durumu öğrendiğimizde hemen elimizden geleni yaptık, cebimizde kalan son harçlığımızı paylaştık, başka bir arkadaş evini açtı, tek başına bırakmadık arkadaşımızı. Neyse iş yavaşlatma eylemimizi pek ciddiye almadılar. Onlara göre nasıl olsa bizler birer robottuk ve elimiz kolumuz aynı hareketleri yapmaya alışkındı, çok dayanamaz zaten çalışmaya başlardık. Ama hiç de öyle olmadı. Çay molasında ortak bir karar aldık ve üretimin ortasında toplanıp alkışlarla bütün fabrikayı dolanıp dışarı çıktık. Koltuğundan kalkıp aşağı inmeye tenezzül etmeyen müdür adeta uçarak yanımıza indi. Yanımıza gelirken de patronu arayıp “Vahit bey, küçük bir sorunumuz var. Acilen paraları yatırmanız lazım. Kimse çalışmıyor, şimdi de hep birlikte dışarı çıkıyorlar. Sorun büyüyor” demiş.

Kendinden emin müdürümüz yanımıza geldiğinde çocukça hareketlerle bizim protestomuzu alkışlayarak takılmış plak gibi “bravo, çok güzel, bravo çok güzel” sözlerini yineliyordu. Amacı bizleri korkutup dağılmamızı sağlamaktı. Ama yine tutmadı, tekrar alkışları başlatarak “alkışlar size, size bravo” dediğimizde yanındaki gardiyanı da alıp hızlıca uzaklaştı. Akşama doğru herkese 500 lira sus payı yatırıldı. Ama hesaplarımızda maaş yerine 500 lirayı görünce daha fazla öfkelendik ve akşam çıkışında alkışlara ek ıslıklarla selamladık patronun vekilini. Daha düne kadar sesini çıkaramayan işçiler tepki gösteriyordu, üretimi yavaşlatıyor, gücünü yanında güven duyduğu arkadaşından alıyordu. Korku nasıl bulaşıcıysa cesaret de bulaşıcıdır. Ve artık karşılarında korkan değil dimdik duran işçiler vardı. Ertesi gün herkesin maaşını tastamam yatırdılar. Bizlere de artık maaşların zamanında yatırılacağının sözünü verdiler. Açıkçası verdikleri söze inanmadık, eğer yine aynısını yaparlarsa biz ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Onlar da neler yapacağımızı biliyorlar. Sessizce oturup beklemektense harekette bereket vardır diyerek hep birlikte sorunlarımıza çözüm aramamız gerektiğini anladık. Üç beş kişi tepki gösterdiğimizde günlerce hatta haftalarca geciken maaşımız hep birlikte tepki gösterdiğimizde bir anda yatıverdi. Anladık ki mesele birlik olmakta, mesele örgütlü mücadele edebilmekte.

20 Mayıs 2018






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this