UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

“Savaş Tanrısı” Kapitalizm

Gebze’den bir grup genç

Kimi filmler vardır bizlere yaşadığımız düzeni sorgulatır. İnsanlığın çektiği acılara, kanlı savaşlara başka bir pencereden bakmamıza yardımcı olur. Bir grup genç işçi-öğrenci olarak izlediğimiz, yönetmenliğini ve senaristliğini Andrew Niccol’ün yaptığı 2005 yapımı “Savaş Tanrısı” filmi de yaşanan savaşların kaynağına ışık tutan, düzeni sorgulatan önemli yönler içeriyor.

Filmin kahramanı ilk sahnede şöyle söylüyor: “Şu anda dünyada dolaşan 550 milyon ateşli silah var. Bu da her 12 kişiden birinin silahlı olduğunu gösterir. Şimdi sorulması gereken: Geriye kalan 11’i nasıl silahlandırabiliriz?” Filmin kahramanı Yuri Orlov’un hikâyesi tamamen gerçeklere dayanıyor. Yönetmen bu karakteri yaratabilmek için gerçek silah tacirleriyle görüştüğünü anlatıyor. Filmde gösterilen silahların, tankların, bombaların da hepsi gerçek. Andrew Niccol, “silahların gerçeklerini bulmak sahtelerini bulmaktan daha ucuza mal oldu” diyor. Filmin kahramanı Orlov, “en iyi bildiği işi” hiçbir engelle karşılaşmadan yapıyor. Çünkü silahları üreten ve satan devletler “saygınlıklarını” sürdürebilmek Yuri Orlov gibi kirli ellere ihtiyaç duyuyorlar ve Orlovları her zaman koruyorlar. Orlovlar en iyi bildikleri işi yapmaya devam ettikçe savaşlar, çatışmalar, ölümler de devam ediyor ve paralar silah tekellerinin, savaş baronlarının kasalarına durmaksızın akıyor.

Filmde bir taraftan silahlanmanın geldiği akıl almaz boyutlar işlenirken; diğer taraftan silah ve ölüm tacirlerinin yaşattığı acıların ve ölümlerin karşılığı olarak elde ettikleri “zenginlik” gösteriliyor. Bu çelişki bizleri oldukça düşündürdü. Ayrıca filmin ilerleyen bölümlerinde silah satıcısı Yuri’nin söylediği sözler, üretimin toplumun çıkarı için değil de kâr odaklı yapıldığı bu sistemin acımasızlığını göstermek adına çok çarpıcı bir nitelik taşıyor. “İnsanların ölmesini istemiyorum. Hayatım boyunca kimsenin kafasına silah dayayıp ateş etmedim. Kabul ediyorum çatışmalar işler için her zaman iyidir ama ateş edip ıskalanmasını tercih ederim. Yeter ki ateş etmeye devam etsinler.” 

Yuri’nin sözlerinden açıkça anlaşıldığı gibi silahlar ateşlensin ve kâr getirsin diye üretiliyor. Bu silahlar milyonlarca insanın ölümüne, sakat kalmasına sebep olurken kapitalistler sırf daha fazla kâr elde etmek uğruna milyonlarca yoksul ve masum insanı birbirine düşürmeye devam ediyorlar. Filmde bir sahnede kendi çocuğunun odasında oyuncak silah gören Yuri dayanamayıp o silahı çöpe atarken diğer yandan bir sürü ülkeye silah satarak yüzlerce çocuğun ölümüne neden oluyor.

Bugün yanı başımızdaki topraklarda da yıllardır süren bir savaş var. O topraklardaki milyonlarca emekçi savaşın yarattığı karanlığı yaşıyor. Yoksulluğun, açlığın, acı içinde ölümün bulaşmadığı tek sınıf var, o da burjuvazidir. Bu savaşlar sayesinde sermayesini büyüten ve çıkarları uğruna yüz binlerce, milyonlarca masum insanın ölümüne neden olan patronlar sınıfı; yeni nüfuz alanları elde etmeyi, bu sayede yeni pazarlar kurarak sermayelerini büyütmeyi istiyorlar. Çıkarları için savaşları meşru göstererek tek derdi insanca yaşamak olan işçi-emekçi sınıfları da kandırmak istiyorlar.

Savaş Tanrısı filmi bizlere silah tacirlerinin tek bir tetik bile çekmeden, kendilerini tertemiz ve saygın göstererek sattığı silahlarla dünyayı kan gölüne çevirebildiklerini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Patronlar sınıfı insan ilişkilerini alt üst ederken, bizlere insanca yaşayabileceğimiz bir hayat bırakmıyor. Peki, bu durumu kabullenecek miyiz? Tabi ki hayır! Bizler işçi sınıfının genç unsurları olarak bu hayatı kabul etmiyoruz. İnsanın insanı sömürmediği, insan ilişkilerinin çıkar ilişkisine dönüşmediği sınıfsız, savaşsız, sömürüsüz bir dünya için mücadele ediyoruz!

31 Ağustos 2018






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this