
Kuralsız, esnek, sendikasız ve iş güvencesiz çalışmayı getiren taşeron sistemine karşı açılan bir davada, işçiler lehine emsal sayılabilecek bir karar alındı. Bursa 3. İş Mahkemesi’nin aldığı karar şöyle: Uludağ Üniversitesinde taşeron şirket bünyesinde çalışan işçiler asıl işverenin, yani üniversite rektörlüğünün işçileri sayılmalı ve sözleşmeli olarak değil, kadrolu olarak çalışmalıdırlar.
Uludağ Üniversitesinde çalışan ve Sosyal-İş sendikasına üye olan taşeron işçiler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına şikâyette bulundular. Bakanlığın iş müfettişi, üniversitedeki taşeron uygulamasının kanuna aykırı olduğunu tespit etti. Karara itiraz eden üniversite yönetimi Bursa 3. İş Mahkemesine karşı dava açtı. 3. İş Mahkemesi, üniversitenin itirazını reddederek üniversitedeki taşeron uygulamasının kanuna aykırı olduğu yönünde karar verdi. Bunun sonucunda, taşeron şirket bünyesinde görünen yaklaşık 680 işçi, işe girdikleri tarihten itibaren Uludağ Üniversitesinin kadrolu işçisi sayıldılar. Taşeron şirketinin bir yetkisi kalmadı. Asıl ve tek işveren olarak Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü kabul edildi.
Bursa 3. İş Mahkemesi kararı açıklarken şu hususları dikkate aldı:
Kamu üniversiteleri ve kurumlarında çalışan taşeron işçilerinin örgütlenmesi için çalışma yürüttüklerini açıklayan Sosyal-İş Sendikası Örgütlenme Daire Başkanı Hüseyin Kaşif, özellikle üniversitelerde taşeron şirketlerinin “paravan” olarak kullanıldığına dikkat çekti. Kaşif, 2007 yılından bu yana taşeron uygulamasıyla üniversitelerde çalışan kadrolu işçi sayısının 5 bin kadar azaldığını, üniversitelerde taşeron işçilerin sayısının kadrolu işçi sayısına göre 30 kat arttığını açıkladı.
Kamu ve özel sektörde virüs gibi yayılan taşeron sistemine karşı mücadeleyi yükseltmeliyiz. İşten atılmalara, ucuz işgücü olmaya, kuralsız, esnek ve sendikasız çalışma dayatmasına karşı örgütlü mücadeleyi yükseltmediğimiz sürece, taşeron ve asıl işverenler bizim sırtımızdan kâr etmeye devam edecek.