UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk’le Söyleşi

Bir uluslararası kargo şirketi olan UPS’de işçiler, sendikalaştıkları için işten atılmış ve başlayan direniş 9 ay sürmüştü. UPS’de örgütlenen Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası (TÜMTİS) çetin bir mücadele yürüttükten sonra işyerine girmeyi başardı. UPS’deki mücadelenin başarıya ulaşmasında uluslararası işçi dayanışmasının çok önemli bir rolü oldu. İşyerinde çoğunluğu kazanan ve yetki alan TÜMTİS geçtiğimiz ay UPS’de toplu sözleşme imzaladı. Tüm bu süreci, TÜMTİS Başkanı Kenan Öztürk’le konuştuk.

UİD-DER: Uzun mücadeleler sonucunda UPS gibi önemli bir işyerinde toplu sözleşme imzaladınız. UPS’de hayata geçirilen bu toplu sözleşme gerek mücadeleci bir sendika olan TÜMTİS için gerekse işçi sınıfı için önemli bir kazanım oldu. Süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kenan Öztürk: UPS’de toplu sözleşme sürecine, İstanbul ve İzmir’de 280 gün süren bir direniş sonucunda gelindi. Dünya ve Türkiye’deki emek ve demokrasi güçlerinin, kardeş sendikalarımızın dayanışmasıyla toplu sözleşme noktasına gelindi. İşçi arkadaşlarımızın tamamına yakını işbaşı yaptı. Türkiye’deki sendikalar kanununa göre, %50+1 işyeri barajını aştık ve yetki aldık. Sözleşme sürecini başlattık. Sözleşme sürecinde, gelişmeleri, teklif tasarılarını işçi arkadaşlarımızla paylaştık. Öneri, onay ve fikirlerini aldık. Bir bütün olarak işçiler toplu sözleşme sürecini sahiplendi. Bizim açımızdan da zorlu bir süreç oldu. Kargo sektöründe 3 bini aşkın işçinin yararlandığı ilk toplu sözleşme oldu.

Sendikamız bir yandan toplu sözleşme sürecini sürdürürken, diğer yandan da grev hazırlığı yaptı. Diyebilirim ki, son yıllarda yapılmış en iyi toplu sözleşme oldu.

UİD-DER: UPS’de nasıl bir sözleşme imzaladınız, ne gibi kazanımlar elde edildi?

Kenan Öztürk: Sözleşme ile üyelerimizin mevcut ücretlerine net 140 lira seyyanen zam yapıldı, bir aylık ücretleri tutarında ikramiye verilmesi hükme bağlandı. Toplam ücretlere net olarak %30 ilâ %50 arasında zam hakkı elde ettik. Fazla çalışma ve hafta tatilinde çalışma halinde fazla mesai ücreti %60 zamlı ödenecek. Ulusal bayram ve dini bayramlarda üyelerimizin çalıştırılması durumunda 2 yevmiye tutarında fazla mesai ücreti %100 zamlı olarak verilecek. Diğer resmi tatil günlerinde çalıştırma durumunda ise 1,5 yevmiye tutarında fazla mesai ücreti verilecek. Ayrıca taşerona bağlı olarak çalışan sendikamız üyesi 187 işçi kadroya alındı. Mücadelemiz sayesinde sosyal haklarda da önemli kazanımlar elde ettik: İşyerinde yemek yiyemeyip dışarıda yemek zorunda olan üyelerimize verilen yemek ücretlerine net % 50zam yapıldı. Üyelerimizin öğrenimlerine devam eden her bir çocuğu için her sözleşme yılında bir defaya mahsus olmak üzere net öğrenim yardımları yapılacak.İlköğretimde okuyan her çocuk için 50 lira; lise ve dengi okullarda okuyan her bir çocuk için 75 lira; fakülte ve yüksekokullarda okuyan her bir çocuk için 250 lira...

Yeni evlenen üyelerimize 1000 lira net evlenme yardımı yapılacak. Eşlerin her ikisinin aynı işyerinde çalışması halinde yardım, her iki çalışana da ödenecek. Üyelerimizin veya eşlerinin doğum yapması halinde, 2 çocuk ile sınırlı olmak kaydıyla her çocuk için işveren tarafından 1 çeyrek altın doğum yardımı yapılacak. Üyelerimize sözleşmenin birinci yılında 300 lira net yakacak yardımı ödenecek. İşçinin kendisinin vefatı halinde 1500 lira; eş, çocuk, anne, baba ve kardeşinin ölümü halinde 500 lira; işçinin iş kazası sonucu ölmesi halinde 3000 lira net yardım yapılacak. Kurye ve hat şoförlerine verilen giyecek yardımına ek olarak yazlık ve kışlık birer çift ayakkabı verilecek. Servislerden yararlanamayan üyelerimizin işe gidiş-dönüş ücretleri, belediye otobüs taşıma ücretleri uyarınca işverence karşılanacak. Şehir içi görevlere kalan hat sürücülerine sefer başına verilen 10 liranın, 15 liraya çıkarılmasını sağladık.

Sözleşmenin ikinci yılında net ücretlere ve sosyal yardımlara enflasyon oranında zam yapılacak. Ayrıca, çalışma süreleri 5-10 yıl arasında olan üyelerimize 23 iş günü, 10 yıldan fazla olan üyelerimize 30 iş günü yıllık izin verilecek. Üyelerimizin evlenmesi durumunda 5 gün, eş ve çocukları ile ana babasının ve kardeşlerinin ölümü halinde 4 gün, kayınvalide veya kayınpederi ölmesi halinde 2 gün, eşinin doğum yapması durumunda 3 gün, bakmakla yükümlü olduğu kimselerin oturduğu yerin yangın, sel, heyelan ve deprem gibi olaylara maruz kalması halinde 7 güne kadar ücretli izin hakkı elde ettik. Bütün bunlar elbette yeterli değil. Önümüzdeki süreçte mücadele devam edecek.

Direniş çadırında, UPS işçilerine toplu iş sözleşmesini birlikte yürüteceğimizin sözünü vermiştik. Sendikaların işçiden kopması nedeniyle genelde işçilerin sendikalara bir güvensizliği var. Sendikanın işçiyi sahiplenmeyeceği, işçiyi yarı yolda bırakacağı, gizli saklı iş yapacağı ön yargıları var. Ama biz işçilerle birlikte tamamladık. Toplu iş sözleşmesini işçilerin onayına sunacağımızı, işçiler “evet” derse onaylayacağımızı, “hayır” derlerse greve çıkacağımızı söyledik. Bütün bölgelerde toplantılar yapıldı, sözleşmenin ayrıntıları işçilerle paylaşıldı ve oylamada işçilerin %99’u sözleşmenin imzalanması yönünde evet oyu verdiler. Bu da işçi arkadaşlarımızın sendikaya güven duymalarını ve mücadeleye omuz vermelerini sağladı. UPS’de mücadele sürecek. Var olan haklarımızı daha da ileriye taşıyacağız.

UİD-DER: UPS’ye sendikanın girmesi oldukça sancılı oldu, ama oldu. Sizce hangi faktörler ya da çalışma biçimi UPS’ye sendika girmesinde etkili oldu?

Kenan Öztürk: Birçok faktör belirleyici oldu. Birincisi, işten çıkarılan arkadaşlarımızın hiçbirini ortada bırakmadık ve sahiplendik. Direniş çadırları kuruldu, içeriden örgütlenme mücadelesi sürdürülürken, kapıda da direniş üç bölgede devam etti. Direniş mümkün olduğunca Türkiye kamuoyuna mal edilmeye çalışıldı. Kardeş sendikalarımızın, emekten yana kitle örgütlerinin desteği oldu. Direnişin duyurulmasında emekten yana basınımızın önemli katkıları oldu. Bu destek sayesinde direnişimiz 282 gün sürdü. Sendikamız yöneticileri de direniş çadırlarında kaldı. Sendika yeni araçlar devreye sokarak işçilerin moralini yükseltti ve direnişi canlı tuttu. Olanaklarımız sınırlı olmasına rağmen, direnişteki işçilerin asgari düzeyde ücretlerini, servis ve yemek ihtiyaçlarını karşıladık. Yeri geldi yöneticilerimiz maaşlarını geç aldı, önce direnişçi arkadaşlarımızın ihtiyaçları karşılandı.

UİD-DER: Direniş sürecindeki uluslararası işçi dayanışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tabii burası uluslararası bir şirket. Örgütlenme çalışması başlattığımız süreçte de uluslararası dayanışmayı nasıl sağlarız diye düşünüyorduk. UPS gibi bir şirkette uluslararası dayanışma olmadan başarıya ulaşmak olanaklı değildi. Bağlı olduğumuz Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu’na (ITF), uluslararası kardeş sendikalara giderek direnişimizi anlattık. Almanya, Danimarka ve İsviçre gibi ülkelerde toplantılar oldu. Meksika’da ITF Genel Kurulu’nda 154 ülkeden delege ve yöneticilere UPS direnişini, Türkiye’deki kargo işçilerinin çalışma koşullarını anlatan sunumlar yaptım. Her konuşmamda ısrarla, uluslararası dayanışmanın sadece mektup yazmak olmadığını, başbakan ve çalışma bakanına “bu anti-demokratik uygulamaları kınıyoruz” türü mektuplar yollamanın sonuç vermediğini belirttim. Bu direnişlerde “sadece mektup yollamanızı istemiyoruz” dedik. UPS için uluslararası dayanışma, sokak eylemleri ile mücadelenin her yere yayılmasını istedik. UPS’de taleplerimiz karşılanıncaya kadar 154 ülkede eylem kararı alındı. ITF Genel Kurulu’nda periyodik eylemler yapılması, mücadele sonuçlanıncaya kadar eylemlere devam edilmesi ve dayanışma eylemlerinin çeşitlendirilerek sürdürülmesi kararı alındı.

Biz sendikaları Türkiye’ye davet ettik. Yaklaşık yüz kişilik uluslararası delegasyon Türkiye’yi ziyaret etti. Yapılan ziyaretler direniş çadırındaki işçiyi motive etti. Kendi ülkelerine dönen delegeler, dayanışma eylemlerini yükselttiler. Buradaki direnişi gördükten ve sendikamızı tanıdıktan sonra durumu daha iyi anladılar ve arkadaşlarımız ülkelerine döndüklerinde daha iyi mücadeleler örgütlediler. İş durdurma eylemleri yapıldı. Bu uluslararası dayanışma eylemleri için kardeş sendikalara teşekkür ediyoruz. Gerçekten uluslararası dayanışma çok anlamlı. Çünkü dünya ölçeğinde bütün sektörleri uluslararası şirketler ele geçirmekte ve tekelleşme görülmektedir. Bu, taşıma sektöründe de böyle… Dolayısıyla Türkiye’deki sendikal hareketin başarıya ulaşması için uluslararası anlamda sınıf dayanışması şarttır.

UİD-DER: Uluslararası işçi dayanışması, işçilerin ruh haline, bilincine ve direnişe nasıl etki etti? İşçiler böylesi bir destek bekliyorlar mıydı?

Hepimiz işçi sınıfı mücadelesinin uluslararası dayanışmayla kazanılacağını söylüyoruz, ama UPS’deki süreçle tespit yapmaktan öteye geçtik. Uluslararası dayanışma gözle görülür, elle tutulur denecek kadar somut olduğu için olumlu etki yarattı. Herkes bu dayanışmayı gördü. Almanya’dan, İtalya’dan, Fransa’dan, Hollanda’dan, Belçika’dan, Amerika’dan sendikacı arkadaşlarımızın gelip direnişçilerle beraber öğle yemeği yemeleri, sohbet etmeleri, ekonomik katkı sunmaları işçilerin sınıf dayanışmasını daha iyi kavramaları açısından faydalı oldu. Özellikle direnişteki arkadaşlarımız açısından daha büyük etkisi oldu. Şimdi bunu UPS’deki tüm işçilere anlatıyoruz. Yaz döneminden itibaren uluslararası sınıf dayanışmasının mücadeledeki rolü konusunda eğitim toplantıları yapacağız. Din, dil, ırk ayrımı gözetmeden işçilerin kardeşliğini, sınıf dayanışmasının bu kardeşlikle mümkün olduğunu anlatıyoruz ve anlatmaya devam edeceğiz. Sendikacı arkadaşlarımızın bu süreçle ilgili bilgi edinme talepleri oldu. “Biz de uluslararası firmalarda örgütleniyoruz, deneyimlerinizden yararlanmak istiyoruz. İlk defa bu kadar sendika Türkiye’yi ziyaret etti, bunu nasıl başardınız” diye sordular. Biz de deneyimlerimizi paylaşıyoruz. UPS deneyimi pek çok açıdan olumlu oldu.

UİD-DER: Direniş sürecinde diğer kargo şirketlerinde çalışan işçiler de UPS’ye sendika girip girmeyeceğini dikkatle izliyorlardı. UPS’ye sendikanın girmesi diğer kargo işçileri arasında nasıl bir yankı uyandırdı?

Çok sayıda kargo firmasından işçiler sendikamızla çeşitli bölgelerde iletişim kurmuş durumdalar. Hatta üye yaptığımız yerler de var. Kargo sektöründe kölece çalışma koşulları devam ediyor. Bugün Aras Kargo’da, Yurtiçi Kargo’da, DHL’de, MNG’de, Sürat Kargo’da işçiler 12 saat çalıştırılmaya devam ediyor. Buralarda işçiler asgari ücretle çalışıyorlar ve hiçbir sosyal hakları yok. Yoğun çalışma saatlerine en ufak bir itirazda, kapı gösteriliyor. Sendika olarak amacımız sadece UPS değil. UPS’deki kazanımların kalıcı olabilmesi için, diğer kargo firmalarını da mutlaka örgütlememiz gerekiyor. Bu noktada yoğun çabalarımız devam ediyor. Önümüzdeki dönem daha somut birtakım örgütlenmelere girişeceğiz. 10-15 sene evvel Yurtiçi Kargo, Aras Kargo, Expres Kargo’da sendikalaşma mücadelesi verdik, direnişler oldu, ancak başarıya ulaşamadık. Türkiye’deki anti-demokratik sendikalar yasası önümüzü kesiyor. %50+1 işyeri barajını aşamadığımız için yetki alamadık. İşverenler ise işçilere kargo sektöründe sendika olamayacağını propaganda ediyorlardı. UPS ile birlikte bu propagandalar boşa çıktı. Türkiye’nin 40 ilinde UPS’de çalışan kargo işçileri sendikamızın üyesidir. Dolayısıyla UPS süreci kargo sektöründe büyük yankı uyandırdı. “UPS işçileri 8 saat çalışıyor, sendikaları var, sosyal hakları var…” diye konuşuluyor. Farklı kargo şirketlerinde örgütlenme çalışmalarımızı başlattık, önümüzdeki dönem daha aktif olacağız. Biz UPS’deki işçi arkadaşlarımıza da söylüyoruz: Kargo işçileri birbirini örgütleyecek. 40 ilde 3 bin UPS işçisini örgütleme konusunda seferber edersek başarabiliriz. Sendikamızın genel yaklaşımı budur: İşçiyi işçi örgütleyebilir. Sadece profesyonel sendikacılarla bunu başarmamız olanaklı değil. Örgütsüz kargo şirketi kalmayacak. Hedefimiz bu.

UİD-DER: Buradan kargo işçilerine bir çağrınız olacak mı?

TÜMTİS olarak tüm kargo işçilerine çağrımızdır: Kargo işçisi kölece çalışmaya mahkûm değildir. Asgari ücretle sefalete katlanmak, uzun saatler boyunca ağır iş koşullarında ömür tüketmek, işverenlerin hakaretlerini sineye çekmek reva mı? Tüm kargo işçileri daha yüksek ücretler almayı, sosyal yardımlardan yararlanmayı, sosyal yaşamlarına zaman ayırmayı, saygı görmeyi, evlatlarını rahatça geçindirebilmeyi hak ediyorlar. Bu temel haklardan yararlanmanın yolu işçilerin sendikalarına sahip çıkmasından, sendikalaşmasından geçiyor. Tüm kargo işçilerini sendikamız TÜMTİS çatısı altında örgütlenmeye çağırıyoruz!

UİD-DER: Türkiye’de sendikalı işçi sayısı oldukça düşmüş durumda. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz? Sendikalar üzerine düşen görevi yeterince yerine getiriyorlar mı?

Sendikalaşma ile ilgili ne yazık ki ülkede durum kötü; %6 bile değil, %5,8 civarında sendikalı işçi var. Bu, siyasal iktidarların Türkiye’de bilinçli tercihi ve politikasıdır. AKP iktidarı da öncesindeki diğer iktidarlar da bu noktadadır. Biz halen Türkiye’de 12 Eylül dönemindeki yasalarla sendikacılık yapmaya çalışıyoruz. O kadar anti-demokratik engeller var ki… Noter üyeliği bunlardan biridir. Bir işçinin sendikaya üye olabilmesi için 46 lira vermesi gerekiyor. Asgari ücretle çalışan bir işçiyi düşünün. Mesai saatinde noter bulacak, üye olacak ve 46 lira ödeme yapacak!

Yine ne yazık ki özel sektörde işverenler sendikalaşmayı engellemek için her türlü oyuna başvuruyorlar. İşçi düşmanı uygulamalarını sürdürüyorlar. Sendikalaşma kâğıt üzerinde anayasal bir haktır. Fakat bunu engelleyen işverene hiçbir yaptırım uygulanmıyor. Sendikalaşmaktan dolayı işçi çıkarmak yasak. Dava açıyorsunuz 3 yıl, 4 yıl, 5 yıl sürüyor. Çoğunluk tespitinde ve yetki almada da aynı sorunlar devam ediyor. 12 Eylül dönemindeki anti-demokratik yasalar aynen korunuyor. Özellikle kamudaki özelleştirmelerden sonra ilk yapılan şey örgütlenmenin tasfiye edilmesi oldu. Birçok kamu kuruluşunda sendikalar tamamen tasfiye edildi.

12 Eylül sonrası gelişen sendikal hareket ne yazık ki bu saldırıları püskürtebilecek yetenekte, güçte ve çaba içerisinde olmadı. Sendikalar ticarethaneye çevrildi. 12 Eylül ile birlikte sendikalar gelirlerinin %20’sini ticari amaç için kullanabilir hale geldi. Çok sayıda sendikamız ne yazık ki otelcilik yapıyor, benzin istasyonu işletiyor… “Mücadele etmeyin, onun dışında her şey serbest!” Sistem böyle söylüyor. Sendikalarda sınıftan, işçiden kopan bürokratik hantal yapı, sorunları aşmak için hiçbir çaba içerisinde olmadı. Yapısı gereği de olamayacak zaten. İşçiden kopmuş ve sınıfın üzerinde başka bir kast olmuş. Bundan kaynaklı olarak sendikaların işçi sınıfı karşısında itibarı kalmamış. Ben, süreç açısından pek umutsuz değilim. Bu çember mutlaka bir şekilde kırılacak. Türkiye’de bütün bu anti-demokratik baskı ve engellemelere rağmen mücadele büyüyor. Birçok bölgede direnişler var, örgütlenme çalışmaları var. Türkiye’de yeniden mücadeleci sendikal anlayışın güçleneceğini düşünüyorum. Bu süreç ancak mücadeleyle aşılır. Bu anlamda olumlu gelişmelerin yaşandığını düşünüyorum.

UİD-DER: Teşekkür ederiz.

Kenan Öztürk: Derneğiniz UİD-DER, UPS’deki direniş boyunca işçi arkadaşlarımızı hiç yalnız bırakmadı. Mücadelemizde hep yanımızda olduğunuz için, sendikamız adına ben de size teşekkür ederim.

15 Ocak 2012






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this