UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

UİD-DER futbol ligi sona erdi

Aydınlı'dan UİD-DER üyesi bir işçi

Haftalarca süren futbol maçlarından sonra harikulade bir “ödül töreni” ile birinci UİD-DER Futbol Ligini sonlandırdık. Hiç aklıma gelmezdi böyle bir turnuvaya katılacağım. Hiç aklıma gelmezdi düzenli olarak böyle bir spor faaliyetine katılacağım. En önemlisi de hiç aklıma gelmezdi böyle bir şeyin bambaşka bir havada, bambaşka amaçlarla gerçekleşeceği.

Ortaokuldayken, okuldan eve geldiğimizde çantamızı fırlatıp top oynamak için sokağa fırlardık annemizin “dur oğlum, yemeğini ye, ödevini yap önce” diyen sesine hiç de kulak asmadan. Üstelik her gün mahallenin sokaklarında futbol topumuzu kesmekle tehdit eden amcaların, teyzelerin korkutmalarına da kulak asmazdık. Bir yandan da tuttuğumuz takımın galibiyetiyle dünyalar bizim olurken, mağlubiyetiyle de dünyalar başımıza yıkılırdı. Dünyanın merkezinde bunlar vardı bizim için. Biraz daha büyüyünce aynı sahneler bu sefer başka bir spor dalı için, basketbol için tekrarlandı. Ama yaşım ilerledikçe gördüm ki hayatın merkezinde aslında ne futbol var, ne de basketbol.

Önceden hem izler, hem de oynardık. Sonra bir şeyler bunu engellemeye başlıyor, sadece izlemekle yetinmek durumunda kalıyorsunuz. Tıpkı diğer her şeyde olduğu gibi! Hayatın merkezinde futbol yoktu, Galatasaray-Fener maçı da yoktu aslında. Ama büyük çoğunluğa böyle düşündürtüp, izlettiriyorlar bunları herkese. Meğer GS-FB maçı işçi-patron kavgasını görmemize engel olan bir perdeymiş gözlerimizde. Televizyon başında oturup maçları izlerken, bir araya geldiğimizde de bunları konuşurken, kendimizi unutuyormuşuz, kendimize yabancılaşıyormuşuz. Ne kadar da heyecanlanmıştım bugüne kadarki tarihin sınıf mücadeleleri tarihi olduğunu okuduğumda Manifesto’dan. Demek başka bir kavga varmış dışarıda, ama biz bu kavganın dışında kalıyormuşuz malum sebeplerle.

Şimdi bu kavgadaki yerimi bilinçli bir şekilde almış bulunuyorum. Ama futbol da oynayabildik UİD-DER turnuvası ile; hem de uyutulmadan, tersine gözümüz açık. Bir araya geldik, kendi sorunlarımızı konuştuk, kendimizi unutmadan. Karşımızdaki takımı düşman değil dost gördük, bize giydirilen rekabet gömleğini yırtarak. Yeni yüzler gördük, yeni insanlar tanıdık, ama hiçbirisini yeni tanımıyorduk, sanki kadim bir dostluğumuz vardı. Marşlar söyledik, türküler çığırdık hep bir ağızdan. Dostluğu, dayanışmayı, paylaşmayı yaşadık hep beraber.

O futbol ki bizleri uyutandı Iraklı, Filistinli çocukların başlarına bombalar yağarken. O futbol ki duyarsızlaştırandı bizleri yanı başımızda insanlar evsiz, barksız kalıp yerlerinden sürüldüklerinde. O futbol ki bizi kendimize yabancılaştırandı evden işe, işten eve bir hayat yaşarken. Ama o futbol öyle bir hal aldı ki UİD-DER’in elinde, adeta yeniden yoğruldu ve bambaşka bir şeye dönüştü. Burjuvazinin bizi pasifize etmek için kullandığı futbol, UİD-DER ile birlikte tersine bizi aktive eden, birleştiren, kaynaştıran bir araç haline geldi. Bu da hepimize verilmiş en büyük ödül oldu!

20 Nisan 2007






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this