Navigation

Buradasınız

Yağmalanan Fonlar

Geçmişten günümüze baktığımızda kim hükümet olursa olsun muhakkak bir fon kurmaya girişmiş. Bu fonların birçoğu işçilerden düzenli olarak kesilen paralarla kurulmuş ama işçiler fonlardan doğru düzgün yararlanamamışlar.

Kurulmaya çalışılan fondan işçilerin payına ne düşeceği belli. İşçilerin kolay işten atılmalarının önü açılacak. Diğer bir yandan da patronlar İşsizlik Fonu ve diğer fonlar gibi yağmalayacakları yeni bir fona kavuşacaklar. Patronlar aylardan beri bu kıdem tazminatı yasasının çıkmasını bekliyorlar ve AKP desteği ile bir taşla iki kuş vuracaklar! Bunu durduracak tek yol işçilerin örgütlenmesi ve gasp edilmeye çalışılan hakları için mücadele etmesidir.

Kurulan fonlardan birisi, Turgut Özal dönemindeki Fakir Fukara Fonu… Özal, “üç sene içinde Türkiye’de yoksul, fakir kalmayacak” diyerek fonu halka tanıtmış. 30 yıl önce fakir, yoksul kalmayacak denilerek işçilere pazarlanan fona ne olmuş bakalım: Devlet fonda biriken parayı bankaya yatırıp çalıştırmış ve toplanan paranın sadece faiz olarak getirisi 7,7 milyon liraymış! Peki, nereye harcanmış biriken anapara ve faizi? İç borçlara ve bürokratların özel harcamalarına! Hatta o dönem Galatasaray Spor Kulübü mali krize girmiş, maalesef bu fondan 5,5 milyon yardım yapılmış. Bunu o dönem kulüpte yöneticilik yapmış bir kişi utanmadan sıkılmadan basınla paylaşmış. (http://www.hurriyet.com.tr/g-saraya-fukara-yardimi-yapilmis-yeni-8704048) Yalandan küçük bir kısmı da, kaymakamların yetkisinde keyfe keder dağıtılmış. Daha sonra da usulsüz harcamalar devam etmiş. 2012’de gazetelerden birinde yer alan haber aynen şöyle: “Geçen yıl yapılan yasa değişikliğiyle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlanarak ‘genel müdürlük’ statüsüne kavuşan ve halk arasında Fakir Fukara Fonu (Fak-Fuk-Fon) olarak bilinen Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu’nun (SYDF), mevzuata ve Sayıştay içtihatlarına aykırı olarak kamu bankalarında tutulan fon paralarını ‘promosyon’ formülüyle nemalandırdığı ve nema gelirinden 7.7 milyon lira usulsüz harcama yapıldığı belirlendi.” (http://www.sozcu.com.tr/2012/gundem/fukaranin-nafakasini-yemisler-45552/)

Konut Edindirme Yardımı (KEY) 1987 ile 1995 yılları arasında çalışan işçileri ve memurları kapsıyordu. Bu fonun işçilerin ev alması için kurulduğunu, maaşlarından kesinti yapılan işçilerin ev alacakları zaman fonda biriken paralarını alabilecekleri söyleniyordu. KEY uygulaması da yağmalamayla bitti. Yıllarca ücretlerinden kesintiler yapılan işçiler ev alamadıkları gibi fonda biriken paralarını da alamadılar. AKP ilk döneminde bunu seçim vaadi olarak sunduğu için alelacele yasa çıkarttı. Ancak ödemeleri çok geç yaptı. Çoğu işçi fonda parası olduğu halde çeşitli engellerden dolayı parasını alamadı. Alan işçilerin de paraları kuşa döndü. Babam o yıllar arasında çalıştığı için fondan para almaya hak kazanmıştı, ancak yıllar sonra sadece 300 lira para alabildi. Babam gibi yüz binlerce işçinin ev alma umudu hayal oldu, paraları gasp edildi.

Bu şekilde yağmalanan bir diğer fon da İşsizlik Fonu! Normalde işsiz kalan tüm işçilere bu fondan ödeme yapılması gerekirken sınırlı sayıda işçi bu fondan yararlanabiliyor. Tüm işçilerden her ay düzenli olarak işsizlik fonu için kesinti yapılıyor ama iş para almaya gelince işçinin önüne birçok engel koyuyorlar. 2016 yılının Ekim ayına kadar işsizlik fonunda 102 milyar lira para biriktiği açıklandı. Peki, işsiz kalan işçilerin 2002 yılından bu yana fondan aldıkları para ne kadar? Sadece 13,6 milyar! AKP, ekonomik krize bağlı olarak referandumdan önce bir İstihdam Projesi açıkladı. “İşsizliği azaltacağız” dedi ve patronlar işçi alsın diye teşvikler verdi. Teşviklerin ballı kaymaklısını patronlara sundu. Proje kapsamında yeni alınan işçinin 3 ay boyunca sigortası, sonraki dönemde ise 1 yıl boyunca maaşı devlet tarafından ödenecek. Peki, devlet nereden kaynak sağladı? Bu değirmenin suyu nereden geliyordu? Bizlerden kesilen paraların biriktiği İşsizlik Fonundan. İşçilere gelince “kaynak yok” diyen iktidar, patronlara gelince hemen kaynağı buluveriyor. Çok acı bir şey değil mi? İşçiyi üç kuruş paraya mahkûm eden patronlar yine işçilere ait olan fondaki parayı devletin teşvikiyle çatır çatır yiyorlar. Üstelik söylendiği gibi işsizlik oranları düştü mü? Aksine geçen seneye göre 2 puan artarak %13’ e yükseldi! Patronlar da ballı kaymaklı teşvikleri mideye indirdi!

Aslında bu fonlar devletin ön açmasıyla yağmalanmış ve patronların imdadına yetişmiştir. Şimdi elimizde kalan az sayıdaki kazanılmış hakkımızdan kıdem tazminatının fona devredilmesi konuşuluyor. Çalışma Bakanı fonun kurulma amacını “İşçilere Müjde! Bir gün dahi çalışsalar kıdem tazminatı alabilecekler” diyerek anlatıyor. Biz bu sözlerin yalan olduğunu biliyoruz. AKP de kendinden önceki hükümetler gibi gerçek niyetini saklıyor, örgütsüz işçilere tuzak kuruyor. AKP hükümeti patronları sırtlarındaki kıdem yükünden kurtarmak istiyor. Kurulmaya çalışılan fondan işçilerin payına ne düşeceği belli. İşçilerin kolay işten atılmalarının önü açılacak. Diğer bir yandan da patronlar İşsizlik Fonu ve diğer fonlar gibi yağmalayacakları yeni bir fona kavuşacaklar. Patronlar aylardan beri bu kıdem tazminatı yasasının çıkmasını bekliyorlar ve AKP desteği ile bir taşla iki kuş vuracaklar! Bunu durduracak tek yol işçilerin örgütlenmesi ve gasp edilmeye çalışılan hakları için mücadele etmesidir. Çünkü kaybettiğimiz haklarımız ve son güvencemiz olan kıdem tazminatı geçmişte işçilerin uzun yıllar süren mücadelesi ile kazanıldı ve bizler için, çocuklarımız için çok önemli! Geçmiş yıllarda işçilerin mücadele ederek bize bıraktığı mirasa sahip çıkalım.

29 Mayıs 2017

Son Eklenenler

  • Patronlar işçilere lütufta bulunmazlar. Örgütsüz ve dağınık işçileri kölece çalıştırmaktan, iliklerine kadar sömürmekten asla geri durmazlar. Sermaye sınıfını dize getirecek olan işçilerin mücadelesidir. Bu iki sınıf arasındaki mücadelenin sonucunu...
  • İşçi sınıfının mücadele tarihi birçok önemli dersle doludur. İşçi mücadelesinin yükseldiği dönemlere damgasını vuran anlar, eylemler, örgütler ve kişiler vardır. 1960 ilâ 1980 arasındaki dönemde Kavel, 15-16 Haziran 1970, 1 Mayıs 1977 gibi işçi...
  • Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk “kalkınma planı” olan 11. Kalkınma Planı, Cumhurbaşkanının onayının ardından TBMM Genel Kurulu’na sunuldu ve çeşitli itirazlara rağmen kabul edildi. 2019-2023 dönemine ilişkin ekonomik hedeflerin bulunduğu...
  • Metal işkolunda sendikalı bir işçi olarak çalışıyorum. Sendikasız bir işyerine oranla birtakım haklarımız var ama problemlerimiz de çok. İşçi arkadaşlar dün öğle molasında işyerindeki çalışma koşullarından şikâyet ediyorlardı. “Tehlikeli bir...
  • İşçi sınıfı olarak bugünkü örgütsüzlüğümüzden, dağınıklığımızdan, güçsüzlüğümüzden kurtulmak istiyorsak geçmişimize bakmalıyız. Yaşadığımız katmerli sorunlar son bulsun istiyorsak tarihimizi incelemeli, hafızamızı geri kazanmalıyız. 15-16 Haziran...
  • Hepimiz işyerlerimizde krizin etkilerini iliklerimize kadar hissediyoruz. İşten çıkarmaların artması, maaşların geç yatması, zorla mesai dayatmaları, iş güvenliği ihmalleri gibi bir sürü sıkıntıyla boğuşmak zorunda kalıyoruz. Ben de çalıştığım yerde...
  • Kırşehir’de bulunan Petlas’ın taşımacılık ve lojistiğini yapan Abdulkadir Özcan Otomotiv Lastik işçileri, DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikasına üye oldukları için işten atıldı. Petlas/AKO işçileri fabrika önünde sendikalaşma üzerindeki baskıların...
  • Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR), “İşsizlikte Tırmanış Sürüyor!” başlıklı bir rapor yayınladı. TÜİK ve İŞKUR tarafından yayınlanan verilerin değerlendirildiği raporda, oldukça yakıcı gerçekler gözler önüne...
  • Çocuk yaşta işçiliğe başladım. İçimde duyduğum sadece aileme karşı bir sorumluluk duygusuydu. Çünkü babam ne kadar çok çalışsa da geçinmekte zorlanıyorduk. Neden böyle olduğunu bilmiyordum. Mahallemizdeki tüm komşularımız da aynı...

  • 15-16 Haziran 1970’de işçiler ayaktaydı… O dönemde tek vücut olabilen işçiler, giriştikleri şanlı mücadeleden hem alınlarının akıyla hem de gelecek işçi kuşaklarına miras bıraktıkları nice zengin deneyimle çıktılar. 15-16 Haziran Büyük İşçi...
  • Son zamanlarda öyle adaletsiz şeyler oluyor ki insanın kanı donuyor. Adaletin dibe vurduğu bir kaç olaydan bahsetmek istiyorum. 8 Temmuz 2018’de yaşanan tren faciasında 25 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce yolcu yaralanmıştı. Faciaya ilişkin açılan...
  • Patronlar genellikle en temel işçi haklarını bilmediklerini ve ucuza çalışacaklarını düşünerek genç işçileri çalıştırmayı tercih ediyorlar. Akıllı telefon, medya, internet olanakları elimizin altında olmasına rağmen, sermaye düzeni işçilerin en...

UİD-DER Aylık Bülteni

Broşürlerimiz