UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Yaratan ve yaşatan bizleriz

Gebze’den bir metal işçisi

15-16 Haziran direnişinin 36. yılını çeşitli etkinliklerle geride bıraktık. Türkiye işçi sınıfının o ilk şahlanışı ve kulakları sağır edecek tek yürekten tek ağızdan haykırılan talepleri Türk burjuvalarını öyle korkutmuştu ki, tek yolu İstanbul’u terk etmekte bulmuşlardı. İstanbul İstanbul olalı böyle bir gün yaşamamıştı.

Bazı sendika ve partiler o günkü mücadele ruhundan bahsetmek bir yana, unutturmak için elinden geleni yapıyorlar. Birkaç sanatçıyla, kısa konuşmalarla 15-16 Haziran Direnişinin içini boşaltmaya, onu sadece şarkılarla eğlenebileceğimiz bir güne dönüştürmeye uğraşıyorlar. Ama boşuna!!! Karşılarında her zaman bilinçli, inatçı, gecesini gündüzünü işçi mücadelesine adayan devrimci işçiler olacaktır.

ULUSLARARASI İŞÇİ DAYANIŞMASI DERNEĞİ UİD-DER’in böyle bir süreçte 15-16 Haziran Direnişini tüm ayrıntılarıyla anlatan bir etkinlik düzenlemesi biz işçiler için bulunmaz bir fırsat oldu. Yaşayabileceğimiz bilinç bulanıklığının önüne taştan bir duvar ördü. Bu etkinlikte görev alma heyecanını hâlâ üzerimden atamadım. Ve etkinliğin verdiği coşkuyla, bu etkinlik sürecini tüm işçi kardeşlerimle paylaşmak istedim.

İşçi Özeğitim Gruplarındaki biz işçilerin uzun çalışma ve gayretleriyle kurulan UİD-DER’in, 15-16 Haziran’ın bilinçlerimizde tekrar yaşatılacağı ve bu muazzam mücadele ruhunun seyredenlerin kalbine işleneceği bir etkinlik düzenleme kararı almasıyla hummalı bir çalışma başladı. Hazırlıklara iki ay öncesinden başlanmıştı. Bu, derneğimizin ilk etkinliğiydi ve konusunun 15-16 HAZİRAN BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİ olması da bizlere ayrı bir heyecan veriyordu.

O günü yaratan ve yaşatan ve bu uğurda güneşe gömdüğümüz kardeşlerimizin o çabalarını üç saatlik bir etkinlikte yüreklere işlemek öyle kolay değil. İş bölümleri yapıldı. Kimimiz koroda, kimimiz şiir okumada, sunumda, sazda, gitarda derken ben de mim grubunda yer aldım. Sadece fabrikada çalışmayı bilen, hiç tiyatro seyretmemiş ben, vücut diliyle anlatılan tiyatronun bir dalında görev almıştım.

Etkinliğe bir buçuk ay kala çalışmalarımız başladı. Haftada iki gün iş çıkışlarında çalışmalarımızı gerçekleştiriyorduk. Önce yok edilmek için çok uğraşılan güvenimizi kazandık. Evet, yapabilirim diyebildim kendi kendime. Çalışmalarımız gayet disiplinli ve eğlenceli geçiyordu. Her geçen çalışmada yeni düşünceler ortaya çıkıyor ve gösterinin güzelleşmesi için herkes kendinden bir şey katıyordu. Bizim göremediklerimizi çalışmayı seyreden arkadaşlarımız gördü; iyi provalarımızı ayakta alkışladılar, kötü oynadığımızda silkinmemize yardımcı oldular. Meselâ çalışmaların ilk günlerinde, bir tohumun güneşe ulaşma mücadelesini anlatan bölümü oynarken, çalışmaya yeni başladığı için bu role yabancı olan arkadaşlarımızın bizzat karşısına geçip beraber oynadılar ve o arkadaşların umutsuzluğa kapılmasını engellediler. UİD-DER genel başkanı arkadaşımızın ve diğer arkadaşlarımızın defalarca kendi elleriyle bizlere çay demleyip yorgunluğumuzu atmamıza yardımcı olmaya çalışmaları gözlerimizin daha bir ışıltılı parlamasını sağladı.

Yani kısacası mim çalışmasında sadece oynayan işçilerin değil, adını bilmediğim birçok işçi kardeşimin emeği var. Mim çalışması; tam bir kolektif uyum içerisinde içerden ya da dışarıdan birçok işçinin ürünüydü. Zaten anlatmaya çalıştığımız 15-16 Haziran Direnişi de kolektif uyumun ve birlikteliğin bir sonucu değil miydi?

Artık etkinlik gününe çok yaklaşmıştık. Hâlâ oyuna yeni fikirler sunuluyor ve hemen bir provayla tatbik ediliyordu. Eğer izleyecek olan işçi kardeşlerimize daha iyi anlatacağını düşünüyorsak o fikir mimin bir parçası oluyordu. Etkinlikten sadece bir gün önce, sahnede ve canlı müzikle prova yapma imkânı bulabildik ve genel olarak iyi sayılırdık. Hayatımda ilk defa 600 kişi önüne çıkıp, uğrunda birçok işçi kardeşimin kanı pahasına yapılan bir direnişin önemini vücut diliyle anlatmaya çalışacaktım.

Ve o büyük gün geldi çattı. Herkes heyecanlı. Sürekli UİD-DER yazılı otobüsler geliyor. Biri gitmeden diğeri geliyor. Her kesimden her semtten işçiler akın ediyordu. Ve sanki herkes birbirini tanıyormuş gibi içten sohbet etmeye başlıyordu. Görevli olan tüm arkadaşlar mutlu ve heyecanlıydılar.

Güneşe gömdüğümüz kardeşlerimiz için yapılan saygı duruşuyla birlikte etkinlik başlamış oldu. UİD-DER Genel Sekreterinin yaptığı konuşma ve verdiği mesajlarla birlikte 15-16 Haziran Direnişi sunucu arkadaşlarımız tarafından sinevizyon eşliğinde anlatılmaya başlandı. Koromuzun seslendirdiği marşlar ve türkülerle birlikte, bir tarih, kazanılan ve kaybedilen mücadeleleriyle birlikte anlatılıyordu. İşçi sınıfını anlatan şiirleri mükemmel okuyan, her satırındaki anlamı bize hissettiren şiirci arkadaşlarımızla birlikte doruğa yükselen etkinlikte sıra bize gelmişti.

Sahneye ilk çıkanlardan birisiydim ve sanki kırk yıldır sahnelerdeymişim gibi gayet rahattım. Aklımızda tek bir şey vardı. Oynayacağımız mimi izleyenlerin yüreğine işlemek. Oyun sırasında hocamız, izleyicilere fark ettirmeden bize gerektiğinde direktifler vererek uyumumuzun bozulmaması için gayret gösteriyordu, bir yandan kendisi de oynuyordu. Yükü biraz ağırdı. Oyun esnasında seyirciyi göremiyorduk. Işık sadece bizim üzerimizdeydi. Final bölümüyle birlikte omuzlayıp yukarı kaldırdığımız iki işçi arkadaşımıza tüm işçilerin verdiği destekle birlikte yükselen kalem, anahtar, çark ve KIZIL BAYRAKLA birlikte mim gösterimi sona ermişti.

Daha mim bitmeden dakikalar önce alkışlar başlamıştı. Salonun ışıklarının yanmasıyla birlikte, seyreden işçi kardeşlerimin avuçları patlarcasına bizleri alkışladıklarını görmek büyük bir mutluluk vermişti. Seyredenlerin yüreğinin içine kadar girmiştik. Tüm emeklerimizin meyvesini almıştık. Etkinliğin ikinci bölümü de aynı coşkuyla izlendi ve hep beraber çekilen halaylar eşliğinde son buldu.

Şimdi yapmamız gereken, 15-16 Haziran Direnişinden çıkaracağımız derslerle birlikte mücadeleye yılmadan devam etmek. Gücümüzün farkına varmamızla birlikte insanca yaşayabileceğimiz bir dünya kurmak için başımızdaki asalakları, kan emicileri def ederek tüm işçilerin ortaklaşa ürettikleri bir yaşama, yani SOSYALİZME doğru ilerleyeceğiz. Bu imkânsız değildir. Kaybedeceğimiz sadece zincirlerimiz, kazanacağımızsa koskoca bir DÜNYA.

27 Haziran 2006






Son Eklenenler

  • adaletsizlik-890x395.jpg
    Hayatımızın her alanını saran ve geçinmemizi git gide daha da zorlaştıran ekonomik kriz; gün geçtikçe hayatlarımızı daha çok etkiliyor, akıllarımızı meşgul ediyor. Ben de üniversitedeki ev...
  • ahmet-kaya-bir-mesajla-kabus.jpg
    Arkadaşlar mektubuma başlamadan önce sizleri uyarmak istiyorum. Yazının ortasına bile gelmeden birçoğunuz “Bu kadar da değil. Gerçek değildir bu!” diyecektir. Birazdan paylaşacağım gazete haberini...
  • cinde-tokat-motivasyonu.jpg
    Bir insan niye çalışır? Hiç kimse “bu gün canım sıkıldı, gideyim de biraz araba parçası üreteyim, montaj yapayım, pantolon dikeyim” demez. Yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan çalışır. Hatta bazı...
  • gulsan-cam-iscileri-img_20181112.jpg
    Gülsan Group’a bağlı fabrikada Ramazan Bayramından itibaren ücretleri düzenli ödenmeyen işçiler, 23 Ekimde üretimi durdurarak fabrika yöneticileriyle görüştüler. Ücretlerinin ödeneceği sözü verilen...
  • students-protests-colombia.jpg
    Hükümetin katma değer vergisini (KDV) yükseltme ve vergi dışı bırakılan kimi ürünleri vergilendirme kararının ardından Kolombiya Eğitim İşçileri Federasyonu (Fecode) ve Üniter İşçi Sendikasının (CUT...
  • hastane-acil-kalabalik.jpg
    Hastanede doktor, hemşire, fizyoterapist, temizlikçi, hasta bakıcı, tıbbi sekreter, güvenlikçi, hasta ve hasta yakınlarından duyup dinlediklerim sağlığımızla nasıl oynandığını ve uyuyup uyanana kadar...
  • alisveris-cilginligi.jpg
    Fabrikada yemek saatinde yemeğimizi yerken hükümetin krizin etkilerini “azaltmak” için aldığını söylediği önlemler aklıma geldi. UİD-DER’in internet sitesindeki “Havyar da mı Yemeyelim” yazısını...
  • emekci-kadinlar.jpg
    Ekonomik kriz büyüdükçe işçilerin, emekçilerin yaşamını daha fazla zorlaştırıyor. Küçük esnafından işçisine, eğitim emekçisinden kendi hesabına çalışan emekçiye kadar her evde krizin yarattığı...
  • somali-isciler-isten-atildi.jpg
    Ekonomik krizin etkileri her geçen gün biz işçiler tarafından çok daha derinden hissediliyor. Gıdadan temizlik maddelerine, giyimden ev eşyasına her şeye zam üstüne zam geliyor. Enflasyon karşısında...
  • kres.jpg
    Merhaba dostlar, ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. İşyerimizde kreş olmadığı için, arkadaşlar çocuklarını ya tanıdıkları birine bırakıyorlar ya da özel kreşlere gönderiyorlar....
  • dogan-gunes.JPG
    Masamız balkonda/ Masada iki kâse çorbamız/ Karşımda karım/ Karımın gözleri çimen yeşili/ Çimen yeşili gözler kederli/ Kederimiz karşı balkondaki iki aç bebeden/ Paylaştık yoksul soframızı iki bebe,...
  • bulasikci.jpg
    Geçenlerde Kadıköy’e sendikama gideyim dedim. Ama sendikamız o gün erken kapanmış. Sekreterimiz de çıkmış. Oraya gitmek için de biraz aceleyle yürümüştüm. Geri dönüp yürüyecek gücü bulamadım. Bir...
  • yoksulluk-artiyor.jpg
    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi görüşmeleri, bir önceki gün Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda yapıldı. Görüşme sırasında ortaya konulan veriler, yoksulluğun ne kadar yayıldığını...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this