Navigation

Buradasınız

Yaşamın Yarısı Olmak

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 102

Kapitalist dünya emekçi kadınlara hiçbir güzellik vaat etmiyor, gelecek korkusu olmadan geçirilen mutlu bir yaşam vaat etmiyor. Oysa emekçi kadınların istediği ve hak ettiği dünya, üzerinde çok daha mutlu yaşamlar sürülebilecek bir dünyadır. “Yalan dünya” demeden, “kahpe dünya” demeden, bozuk düzene lanetler yağdırmadan, sövgüler dizmeden yaşanabilecek bir dünya...

Var olduğundan beri hep bir koşuşturmacaya tanıklık etmiştir bu koca gövdeli mavi gezegen. Gün batımından başlayıp gecenin kör karanlığına dek süren telaşlar, birbirini kovalayan uğultular. Ve binlerce el, tıkır tıkır işleyen… Hem de durmak nedir bilmeyen. Kaldırıp başını baktığında etrafa, gözünün gördüğü ne varsa hüneridir işte bu ellerin. Bu eller ki üretirler bitmek bilmeyen bir tempoyla. İşçi elleri. Ve kadın elleri… İşçi kadının elinin değmediği, alın terini akıtmadığı, göz nurunu dökmediği iş yoktur aslında. Evde, işyerinde, fabrikada çalışır durur kadın. Üstelik her şeyle tek başına mücadele etmek zorundadır çoğu zaman. Çocuğun bakımı, ev işleri ve emek gücünü sattığı işyeri. Gün doğarken başlar mesai ama ne zaman biteceği belli değildir. Fabrikalardan madenlere, bürolardan tarlalara kadar işçi kadınlar hemen hemen her işkolunda yer alıyorlar. Kısacası hayatın her alanında üretiyor emekçi kadınlar. İşçi sınıfının kadınları için boşuna yaşamın, dünyanın yarısıdır denmiyor.

Peki, yaşamın, dünyanın yarısı olmak ne demektir? Sadece alın teri dökmek yeterli midir? Durmadan çalışmak, üretmek midir yalnızca? Sömürü karşısında çaresiz hissetmek midir? Evde, sokakta bize biçilen role uymak mıdır? Bin bir çileyle, yoklukla büyüyeceğini bildiğin halde üç-beş çocuk siparişlerine kanıp çocuk doğurmak mıdır? Kahırla, yoklukla, yoksullukla boğuşmak mıdır? Nedir yarısı olmak dünyanın?

Ne kadar çok çalışırsa çalışsın kadınlar aslında yaşamın da dünyanın da yarısı olamıyorlar. Kapitalist dünya emekçi kadınlara hiçbir güzellik vaat etmiyor, gelecek korkusu olmadan geçirilen mutlu bir yaşam vaat etmiyor. Oysa emekçi kadınların istediği ve hak ettiği dünya, üzerinde çok daha mutlu yaşamlar sürülebilecek bir dünyadır. “Yalan dünya” demeden, “kahpe dünya” demeden, bozuk düzene lanetler yağdırmadan, sövgüler dizmeden yaşanabilecek bir dünya…

Tüm heybetiyle güneşin etrafında dönmeye devam ederken dünya, geceyle gündüzü, mevsimleri, güneşin sıcağını yaşatırken insanlara, düşünenler de olmuş dünya neden bu kadar acıya tanıklık etmek zorunda diye. Nice kadın da düşünmüş ve bu dünyanın değişmesi gerektiğine karar vermiş. Bunun için tıpkı kendileri gibi emekçi olan kadın ve erkek işçilerle bir araya gelmiş, örgütlenmiş, mücadeleye atılmış. Çünkü yaşamın yarısı olmak sadece yaşamın yükünün yarısını çekmek demek değil. Yaşamın yarısı olmak dünyayı değiştirme mücadelesinin de yarısı olmaktır aynı zamanda.

Dünyanın yarısı olmak, sımsıkı sarılıp hayata çelişkilerin üzerine gitmektir. Emekçi kadınları hor görenlerin, ezenlerin, pasifleştirenlerin dayattığı kadın kimliğini reddetmek, yepyeni bir kişilik edinmek için uğraşmaktır. Yaşamlarımız mutfakla, fabrikadaki tezgâh arasında heba olmasın diye bir şeyler yapmaktır. Şiddete, tacize, çifte ezilmişliğe boyun eğmemek ve özgürleşmek için çabalamaktır. Grev çadırındaki grev gözcüsü, grev halayındaki halay başı olmaktır. 1 Mayıslarda kalbinin tüm dünyadaki sınıf kardeşlerinle aynı anda, aynı heyecanla atmasıdır. “Her dalı yemiş dolu bu dünyada” açlıktan ölen her çocuğu kendi çocuğun gibi sahiplenmek ve buna karşı mücadele etmektir. İşçi sınıfı için sadece yıkım ve acı anlamına gelen emperyalist savaşlarda sınıf kardeşlerimizin kanının dökülmesine hayır demektir. Hükümet eliyle yürütülen politikalarda emekçi kadını yeni prangalara mahkûm eden düzenlemelere karşı çıkmaktır. Dünyayı yok oluşa sürükleyen kapitalist sisteme karşı mücadeleyi içselleştirmek, bu temelde eşitsizliğe, adaletsizliğe ve emperyalist savaşlara karşı “sınıf savaşını” yükseltmektir. Kadının, işçi sınıfının ve insanlığın kurtuluşu yolunda ter dökmektir.

Emekçi kadınlar emektar, cefakâr ve güçlü ellerini işçi sınıfının mücadelesinde birleştirdiklerinde, yaşamın sadece yükünü değil güzelliğini de taşıyacaklar. Ve işte o zaman dünyanın gerçekten yarısı olacaklar.

30 Eylül 2016

Son Eklenenler

  • Petlas: Kırşehir’de bulunan Petlas’ın taşımacılık ve lojistiğini yapan Abdulkadir Özcan Otomotiv Lastik işçileri, DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikasına üye oldukları için işten atıldı. Petlas/AKO işçileri fabrika önünde...

  • Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR), “İşsizlikte Tırmanış Sürüyor!” başlıklı bir rapor yayınladı. TÜİK ve İŞKUR tarafından yayınlanan verilerin değerlendirildiği raporda, oldukça yakıcı gerçekler gözler önüne...
  • Çocuk yaşta işçiliğe başladım. İçimde duyduğum sadece aileme karşı bir sorumluluk duygusuydu. Çünkü babam ne kadar çok çalışsa da geçinmekte zorlanıyorduk. Neden böyle olduğunu bilmiyordum. Mahallemizdeki tüm komşularımız da aynı...

  • 15-16 Haziran 1970’de işçiler ayaktaydı… O dönemde tek vücut olabilen işçiler, giriştikleri şanlı mücadeleden hem alınlarının akıyla hem de gelecek işçi kuşaklarına miras bıraktıkları nice zengin deneyimle çıktılar. 15-16 Haziran Büyük İşçi...
  • Son zamanlarda öyle adaletsiz şeyler oluyor ki insanın kanı donuyor. Adaletin dibe vurduğu bir kaç olaydan bahsetmek istiyorum. 8 Temmuz 2018’de yaşanan tren faciasında 25 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce yolcu yaralanmıştı. Faciaya ilişkin açılan...
  • Patronlar genellikle en temel işçi haklarını bilmediklerini ve ucuza çalışacaklarını düşünerek genç işçileri çalıştırmayı tercih ediyorlar. Akıllı telefon, medya, internet olanakları elimizin altında olmasına rağmen, sermaye düzeni işçilerin en...
  • Dünya genelinde 2 milyonun üzerinde işçi çalıştıran ve dünyanın en çok ciro yapan şirketleri arasında yer alan marketler zinciri Walmart’ın Şili’deki şubelerinde işçiler grevde! Yaklaşık 17 bin işçi, 10 Temmuz Çarşamba günü ücret artışı ve iş...
  • Bir havalimanı işçisi: Ben daha çocukken gelmişim UİD-DER’lilerin yanına, babam getirmiş... Babam etkinliği izlesin diye UİD-DER’liler bana bakarmış mesela… Sonra bir süre babamın iş koşullarından, yaşam koşullarından kaynaklı olarak gidemedik. Ben...
  • Ben Gebze’ye yakın bir mahallede yaşayan bir ev hanımıyım. Eşim metal işçisi. Biz emekçi kadınlar evimizde, yaşadığımız mahallemizde, çalıştığımız fabrikalarda pek çok sorunlarla karşılaşıyoruz. Ekonomik kriz biz ev hanımlarını da yakından...
  • Merhaba dostlar! Kimimiz öğrenciyiz, kimimiz işçi… Memleketlerimiz ayrı, cinsiyetlerimiz ayrı… Ama ortak bir paydamız var; bizler yolu UİD-DER’le kesişmiş gençleriz, işçi sınıfının gençleriyiz! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi...
  • İşten çıkmıştım, saat 8 civarıydı ve karnım iyice acıkmıştı. Akşam yemeğini daha fazla geciktirmek istemediğimden işlek bir E5 kenarı lokantasına girdim. Ana haber saati olduğundan kocaman televizyonun karşısındaki masaya yerleştim. Ağır ağır...
  • Şili’de öğretmenler çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 3 Hazirandan bu yana grevdeler. Şili Öğretmenler Sendikasında örgütlü yaklaşık 80 bin öğretmenin grevine toplumun büyük bir kesimi de destek veriyor. İşçi ve emekçiler, öğretmenlerin...

UİD-DER Aylık Bülteni

Broşürlerimiz