UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

UİD-DER’in 1 Mayıs Bildirisi

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın İşçilerin Birlik, Dayanışma ve Mücadelesi!

Sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, ezilmeye ve emperyalist talan savaşına işçilerin “hayır” dediği günün adıdır 1 Mayıs! 1 Mayıs işçi sınıfınındır; 1 Mayıs’a sahip çıkmak ve dünya işçilerinin kardeşlik bayrağını yükseltmek tüm işçilerin görevidir. 1 Mayıs uzun iş saatlerine, düşük ücretlere ve ağır çalışma koşullarına karşı duran dünya işçilerinin tarihsel mücadele sembolüdür.


İşçiler, kardeşler!

1 Mayıs işçilerin uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür.

1 Mayıs emeğin ve alın terinin günüdür.

Sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, ezilmeye ve emperyalist talan savaşına işçilerin “hayır” dediği günün adıdır 1 Mayıs!

İşte bu nedenle her 1 Mayıs sabahı, birbirlerini tanımayan, dilleri, renkleri ve dinleri farklı olan milyonlarca işçinin kalbi aynı duyguyla çarpar.

1 Mayıs işçi sınıfınındır; 1 Mayıs’a sahip çıkmak ve dünya işçilerinin kardeşlik bayrağını yükseltmek tüm işçilerin görevidir.

Kardeşler!

1 Mayıs uzun iş saatlerine, düşük ücretlere ve ağır çalışma koşullarına karşı duran dünya işçilerinin tarihsel mücadele sembolüdür.

Bundan 150 yıl önce işçilerin günlük çalışma süresi 16 saati aşıyordu. Bu gidişe dur demek isteyen Amerikalı işçiler, 1 Mayıs 1886’da greve gittiler ve artık 8 saatten fazla çalışmayacaklarını ilan ettiler.

O günden sonra 1 Mayıs, tüm dünyada işçilerin sahiplendiği bir mücadele günü haline geldi. İşçiler 8 saatlik işgününü grev, direniş ve kitlesel mitinglerle patronlara zorla kabul ettirdiler.

Kardeşler!

İşçiler yan yana gelmeden, örgütlenmeden ve mücadele etmeden hiçbir hak elde edemezler.

Bugün Türkiye işçi sınıfı yeterince örgütlü olmadığı için çalışma ve yaşam koşulları son derece ağır.

Diğer burjuva hükümetler gibi AKP hükümeti de, Türkiye’yi patronlar için ucuz işgücü cenneti yapmak istiyor. Bu yüzden işçi ücretleri yerinde saymaya ve hayat pahalılığı karşısında erimeye devam ediyor.

Haftalık çalışma süresi fazla mesailerle birlikte 70-75 saate kadar çıkmış durumda. Taşeron belası her geçen gün daha fazla büyüyor.

İş güvenliği önlemleri alınmadığı için her ay 150’ye yakın işçi iş cinayetlerine kurban gidiyor.

Sermaye partisi AKP; işçilerin itaatkâr olmasını, haklarını aramamasını, toplumda hak arama bilincinin gelişmemesini istiyor. Metal ve cam işçilerinin grevini yasaklayan ve patronların yardımına koşan AKP hükümetidir.

Sadece 2014’te 1886 işçi iş cinayetleri sonucu yaşamını kaybetti.

İşçiler, kardeşler!

Patronlar sermayelerini daha fazla büyütsün diye, AKP hükümeti işçilerin haklarına saldırmaya devam ediyor.

İşçiler için bir tür iş güvencesi anlamına gelen kıdem tazminatını bir fona devretmek ve bu yolla ortadan kaldırmak istiyor. Böylelikle patronlar hem sermayelerini büyütecek hem de istedikleri zaman işçileri kapı önüne koyacaklar.

Aynı AKP, teşvik adı altında işsizlik fonunu patronlara peşkeş çekiyor. İşçilerin paralarıyla oluşturulan fonlar işçilere değil patronlara aktarılıyor.

“Millete hizmet” diyen AKP, aslında sermayeye hizmet ediyor.

Bu sermaye partisi; işçilerin itaatkâr olmasını, haklarını aramamasını, toplumda hak arama bilincinin gelişmemesini istiyor. Metal ve cam işçilerinin grevini yasaklayan ve patronların yardımına koşan AKP hükümetidir.

Kardeşler!

İnsanı değil sermayeyi yücelten ve paranın egemenliğine dayanan kapitalist sömürü düzeni insanlığı yıkıma sürüklüyor.

Ekonomik krizlerin, Ortadoğu’da yoğunlaşan emperyalist savaşın, işçilerin sömürülmesinin ve yoksulluğa sürüklenmesinin, artan kadın cinayetlerinin nedeni kapitalizmdir.

Emperyalist-kapitalist devletler pazar ve yatırım alanları ve enerji kaynakları üzerinde kıran kırana kavga ediyorlar.

AKP hükümeti de, Ortadoğu’daki paylaşımdan pay kapmak ve patronlara alan açmak istiyor. Bu nedenle Türkiye, Suriye’deki iç savaşın doğrudan bir parçası olmuştur.

AKP, bu siyasetini “Osmanlı’dan Büyüyen Türkiye’ye” diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor ve aslında toplumu savaşa hazırlıyor.

Çıkardığı “İç Güvenlik Yasası” gibi anti-demokratik yasalarla hak ve özgürlükleri kısıtlıyor. Ülkeyi kural tanımaz bir şekilde yönetmek isteyen Erdoğan’ın başkanlık hevesleri toplumda gerilimi arttırıyor.

Dün Kürt sorununun varlığını kabul edip “çözüm süreci” diyen Erdoğan, bugün Kürt sorunu yoktur diyor. Kışkırtıcı bir dil kullanarak toplumda gerilimi arttırmak, kriz yaratmak ve “tek çare başkanlık sistemi” diyerek, 7 Haziran seçimlerinde sultanlığının önünü açmak istiyor.

Kardeşler!

Bir yerde baskı, zulüm ve sömürü varsa, orada direniş ve dünyayı değiştirme isteği de vardır. Ezilenler her daim zalim egemenlere karşı mücadele etmişlerdir.

Gelin 1 Mayıs’ta zalimlere ve sömürücülere karşı işçilerin dayanışmasını ve taleplerimiz için mücadeleyi büyütelim:

  • Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın, Taşeron Yasaklansın!
  • İş Güvenliği Önlemleri Alınsın, İş Cinayetlerine Son!
  • Tüm İşsizlere İş! Herkese İş Güvencesi!
  • Kıdem Tazminatımızdan Elinizi Çekin!
  • Herkese Parasız ve Nitelikli Sağlık Hizmeti!
  • Ezilen Kürt Halkının Demokratik Talepleri Karşılansın!
  • Emperyalist Savaşlara Hayır!
  • Demokratik Hak ve Özgürlükler Üzerindeki Sınırlamalar Kaldırılsın!
  • Siyasal, Sendikal Baskılara Son!

Yaşasın 1 Mayıs!

Bijî Yek Gulan!

زنده باد اوّل ماه مه

عاش الاول من ايار

15 Nisan 2015






Bildiriler

Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this