UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Zonguldak Maden İşçilerine

Ankara’dan genç bir işçi-öğrenci

Çalıştığım işyerinde daha önce Zonguldak maden ocaklarında çalışan bir abiyle tanıştım. Onunla 3 gün aynı alanda çalıştık ve pek çok konuda sohbet etme fırsatımız oldu. Yıllarca ruhsatsız maden ocaklarında ter akıtmış bir işçi bu abi. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin nerdeyse hiç alınmadığı maden ocaklarında çoğunlukla sigortasız çalıştığını ve onca yılını heba ettiğini söyledi. Sırf “daha fazla ücret” verildiği için onlarca işçi gibi o da ruhsatsız yerlerde çalışmak zorunda kalmış.

Zonguldak madenlerinin çoğu ruhsatsız bir şekilde işletiliyor. Yaşanan iş kazalarının ve ölümlerin ne işverenin ne de devlet yetkililerinin umurunda olmadığını, ölenlerin ailelerinin ise para karşılığında ya da baskılarla “susturulup” ocağın yeniden aktif hale getirilmesini bir türlü sineye çekemediğini söyledi. 40 yıl Zonguldak’ta yaşadıktan sonra ailesinin de zorlamasıyla Ankara’ya taşınmış. Madenci ailelerinin nasıl yaşadığını, işçilerin çalışma koşullarını ve tabi ki Büyük Zonguldak Madenci Yürüyüşünü anlattı bana. Sohbetimiz sırasında öfke, hüzün, coşku, kavga, onur, o kadar çok duyguyu bir arada hissettim, o kadar çok şey aklımdan ve yüreğimden geçti ki bunları bir şiirle sizinle paylaşmak istedim.

Evden çıkan madenci

Sen hiç yürüdün mü Zonguldak sokaklarında?

İşçi mahallelerini, evlerini hiç gördün mü?

Madenci ailelerin her güne nasıl uyandığını,

Her işe gidip gelmelerindeki duygularını bilir misin?

Sen hiç evden çıkıp işe gidenin, kapıdaki gözlere,

Kapıdakinin de gözden kaybolup gidene

Nasıl baktığını gördün mü?

Giden, “bir daha görebilecek miyim bu kapıdan bakanı?

Ardımda beşikte gözünü yeni açan bebeğim,

Yeniden avuçlayacak mı parmaklarımı?”

Kapıdaki “gittiği gibi gelecek mi yarenim?

Görebilecek miyim yeniden ocağıma yaşam getireni?”

Dediklerini duydun mu?

Madencinin payına düşen

Beli bükük yürüyen insanları görürsün Zonguldak sokaklarında

Kambur oldukları için öyle yürümüyorlar

Maden işçisi oldukları için

Alışıyorlar öyle yürümeye

Nedeni mi?

Dik yürürlerse zarar eder patronlar.

Nasıl mı?

Zonguldak’taki maden ocakları dardır

Genelinde yüksekliği iki metrenin altındadır

Daha yüksek maden ocakları,

Daha fazla iş güvenliği almak gerektirir,

O da patronlar için “lüzumsuz” masraf demektir.

Her gün ölümün ağzına gidip gelen yaşamlar,

Alışıyorlar kambur yürümeye, alıştırılıyorlar!

Yani dik yürünmez Zonguldak maden ocaklarında.

Ocağa girerken

Kapıda bekleyenin gözünden kaybolup ocağa giriyor,

Kamburu olmayıp kamburlu yürüyenler.

Bedeni karanlığa yürürken,

Aklı beşikte ve kapıda bekleyen de.

Madencinin molası

Yemek ve çay molasında dışarı çıkar madenciler

Dışarıda cıvıl cıvıl yaşam, karşında kömür karası yüzler.

Elinde çayıyla dayamış sırtını kömürden oluşan dağa

Ah şu pamuksu bulutların ta ötesinde bir yaşam…

Yerin yedi kat üstündeki hayatın düşlerine dalmışken

Bir düdük sesiyle irkilir

Yarım bıraktırıldığı çayı gibi hayalleriyle karanlığa yürür madenci

O karanlığa girmeden son bir kez bakmak ister dışarıya,

Ve dışarıdakiler için tekrar girer o karanlığa,

Bir daha çıkmak umuduyla.

Ölüm!

Gaz, patlama göçük ve kararan yaşamlar…

“Lüzumsuz masraflar” uğruna yok olan hayatlar

Ardında nefessiz bıraktıkları onca ocakla yitip gittiler.

Bir tarafta kan emici patronlar ve kanla büyüyen zenginlikleri

Diğer tarafta zenginliği var eden ve can veren milyonlar

Al işte sana lüzumsuz sistem ve büyüyen çelişkileri

Biriken öfkeler!

Zonguldak’taki ocakların çoğu ruhsatsız ve kaçak derler

Ölen öldüğüyle ardındaki ise gözyaşlarıyla kalırmış.

Öyle derler demesine de,

Peki ne oluyor bu göz yaşlarına?

Sürekli akıyor bu yaşlar,

Öfkeyle ve hınçla beslenen hamura.

Kan ve gözyaşıyla yoğrulan hamura.

Yoğrulan er geç açılır derler.

Madenci Yürüyüşü

Yürüdükçe pişen öfkeleriyle,

Yürüyorlar gözü yaşlılar,

Kanla yoğurdukları yollarda.

Yürüyorlar Zonguldak sokaklarında,

Her gün bu acıyı yaşayan ve buna şahitlik edenlerle.

Yürüyorum Zonguldak sokaklarında.

Yaşamak ve yaşatmak için ölmek istemiyoruz diyenlerle.

Yürüyoruz,

Arkada gözü yaşlı bırakmak istemeyenlerle,

Eğilmeyip, bükülmeyip dimdik yürümek isteyenlerle,

Yürüyoruz binlerle, on binlerle, yüz binlerle,

Yürüyoruz sömürü çarkını döndürenlerle.

Yürüyoruz,

O çarkı yerle bir etmeye!

7 Ocak 2018






  Şiirler

Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this