
Ben bir inşaat işçisiyim. Geçen haftalarda Esenyurt’ta yanarak ölen 11 inşaat işçisiyle aynı taşeronda çalışıyorum. Sizlerle işçi arkadaşlarımın ölümünden sonra çalıştığım inşaatta yapılan değişiklikleri paylaşmak istiyorum.
İşçi arkadaşlarımızın ölümünün üstünden iki saat geçmeden şirket yetkilileri çalıştığım şantiyeye gelerek, şantiyeye çeki düzen verdiler. Örneğin şantiyeye “Baret Takın, İş Ayakkabısı, Eldiven Giyin!”, “Önce Can Güvenliği, Baretsiz Çalışma!” yazan uyarı tabelaları asıldı. Ardından yattığımız yerde kullandığımız elektrik sobalarının yerine, korumalıkları olan sobalar getirildi. Çadır yerine de konteynır kurdular. Banyoda kullandığımız şofbenlerin yerine yeni şofbenler taktırdılar. Asansör boşluklarına emniyet şeridi çektirdiler. Daha sonra sigortasız çalışan arkadaşların sigortaları yapıldı. İşyerinde sigortasız çalışan kimse kalmadı. İnşaatın tehlikeli ve çukurlu yerlerine de emniyet şeridi çekildi. Ama neye yarar ki? Ölen arkadaşlarımızı bunlar geri getiremez ki...
İşçilerin yanmasından sonra bayağı bir değişiklik oldu. Biz bile şaşırdık. Ama tüm bunlar daha önce yapılsaydı belki böyle bir olay yaşanmazdı. Olan işçi arkadaşlarımıza ve ailelerine oldu. Çoğunu tanıyordum. Kimisi nişanlıydı, kimisinin de çocukları vardı. Evlerine ekmek parası götürebilmek için canlarını verdiler. Oysaki bizim de güzel bir hayat yaşamaya hakkımız var. Patronlar işyerlerinde işçi sağlı ve güvenliğini hiçe sayıyorlar. Bizler iş kazalarını ancak bilinçlenip, mücadele edersek engelleyebiliriz. Sesimizi duyurmamız lazım. Bunun için 1 Mayıs’ta hepimiz haykıralım: İş cinayetlerine son, taşeronluk sistemi kaldırılsın!