
Geçtiğimiz günlerde Başbakan ile Savunma Sanayi İcra Komitesi’nin yaptığı toplantıda 6 savaş gemisi için milyar dolarlar harcanması kararına varıldı. Gemi üretimi için ise Koç Holding’in RMK Marine şirketi ile anlaşma yapıldı.
Türkiye’de savaşa ayrılan bütçe artıyor. İşçilere ise açlık, yoksulluk ve sefalet koşulları dayatılıyor. Hükümet, asgari ücrete zam konusu gündeme geldiğinde bütçe açığından, dengeleri gözetmek zorunda olduğundan dem vuruyordu. Ama sıra patronlara teşvik vermeye ve savaşa bütçe ayırmaya gelince elini hiç de korkak alıştırmıyor. Patronlara verilen milyonlarca liralık teşviklerin ardı arkası kesilmedi. Hükümet, 2013 bütçesinde savaşa 45 milyar lira ayırdı. 70 milyarlık örtülü ödenek de eklendiğinde bu rakam inanılmaz bir boyuta ulaşıyor.
Ekonomik kriz dünyayı kasıp kavururken patronlar sınıfı, krizden kurtulmak için dünyayı yakıp yıkacak bir savaşa girmenin hazırlığında. Niyetleri savaşla pazar alanlarını yeniden paylaşmak, yıktıklarını yeniden yapıp kendi pazar alanlarını canlandırmak ve güç sahibi olmaktır. Hükümetler bu savaşta en büyük payı alabilmek için silahlanma yarışını sürdürüyorlar. Türkiye de bu yarışa katılmaktan geri durmuyor. Patronların gazeteleri ise bu haberi allayıp pullayıp işçilere sunuyor. Koç gibi kodamanların yağlı ihalelerle daha da zenginleşmesinden övünç duymamız bekleniyor. Savaşta ihtiyaç duyulacak her türlü teçhizat için sanayi patronlarıyla anlaşma yapılıyor. İşçiler çoğu zaman bir silah parçası ürettiklerinden habersiz gece-gündüz çalışıyorlar.
Hükümet savaş harcamalarının altından kalkabilmek için işçilerin sırtındaki yükü vergilerle arttırmaktan, var olan haklarını gasp etmekten, onları işsizlikle terbiye etmekten geri durmuyor. Savaş patronlar için inanılmaz kârlar elde etmek anlamına gelirken, işçiler için yıkım demektir. İşçiler, patronların çıkarları için kardeş kanı dökmeyi dayatan savaşlara karşı çıkmalıdır. Tüm dünya işçileri tek yürek olup emperyalist savaşlara karşı çıkmalıdır.