
Şili’nin ana liman ve yolları ülke çapındaki grevle bloke edildi
26 Haziranda Şili’de işçiler ve öğrenciler ortak eylemler düzenlediler. Şili’nin birçok şehrindeki protestolarda liman ve bakır madeni işçileri öğrencilerle birlikte barikatlar kurarak dayanışma gösterileri yaptılar. Öğrenciler, öğretmen ve veliler parasız ve kaliteli eğitim talep ederken işçiler de daha iyi ücret, sendikal haklar ve sağlık güvencesi talep ettiler. Öğrenciler aynı zamanda bakır madenlerinin kamulaştırılmasını ve elde edilen gelirin bir kısmının eğitime ayrılmasını istiyorlar.45’ten fazla lise ve 25 üniversite işgal altında. Şili’nin önemli liman ve madenlerinde de üretim durdu. Liman İşçileri Federasyonu’na bağlı 10 sendika iş bıraktı. Ülkenin kuzey kesimindeki eylemlerle bakır madenlerine ulaşım engellenmeye çalışıldı. Taşımacılık sektörü ciddi bir şekilde etkilendi. Üç binden fazla şoför çalışmadı. Otobüs şoförleri, gece yarısı başlayan 24 saatlik grev süresince şehir içinde seyahati durdurdular. Otobüslerin şehre girip çıkmasına izin vermeyeceklerini açıkladılar.
Çarşamba sabahı erken saatlerde bakır madenlerinin yoğun olduğu Calama bölgesine giden yolları bloke eden Bakır İşçileri Konfederasyonu’nu başkanı şunları söyledi: “Biz buradayız çünkü bakır bizimdir ve biz onu geri istiyoruz ki çocuklar ve genç Şilililer kaliteli ve ücretsiz kamu eğitimi alabilsin.”
Grev toplumun birçok kesiminden de destek gördü. Örneğin 2007 yılında deprem nedeniyle büyük hasara uğrayan ancak o günden bu yana yeniden yapılandırılma konusunda yardım alamayan Tocopilla şehri belediyesi de devletten yardım talebiyle eylemlere destek verdi. Belediye başkanı “Bölge halkını desteklemek benim görevimdir. Daha fazla kaynak ve hak elde etmek için adil bir savaş veriyoruz. Biz devletin bizi terk etmesinden yorulduk. Şimdi ayağa kalkma ve bize ait olanı isteme zamanıdır” diye konuştu.
Öğrencilerin ve işçilerin eylemleri ve onlara verilen destek devleti rahatsız etti. Protestocuları suçlayan cumhurbaşkanı, kitlelerin demokratik haklarını sınırlamak ve eylemlerin önünü kesmek için önümüzdeki günlerde yeni bir yasa tasarısı hazırlayacaklarını açıkladı. İşçi ve emekçiler talepleri için sokağa çıkmaya başladıklarında devlet de zorbalığı devreye sokuyor. Yasaklayıcı bir tutum içine girerek kitlelerin kendi haklarını savunmasını engellemek ve onları korkutmak için yasalar düzenleniyor. Ancak bugüne kadar kararlı işçi ve emekçileri hiçbir yasa evlerine döndüremedi. İşçi ve emekçilerin mücadelesi meşruiyetini yasalardan değil haklılığından alır.