
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 8. Türkiye Ticaret Sanayi Şurası’na katıldı. Orada 81 ilden gelen oda ve borsa temsilcilerine seçimlerden sonra ilk el atacakları konunun meslek liseleri olduğunu anlattı. 6 Mayısta kabul edilen ve 2014-2018 yıllarını kapsayan Türkiye Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile meslek liselerini tam bir sömürü cennetine çevirme planlarını patronlarla paylaştı. Mesleki ve Teknik Eğitim Belgesi, patronlara genç işçileri daha fazla sömürmek üzere yeni olanaklar yaratıyor.
Davutoğlu, patronlara şöyle seslendi: “İşçi ya da teknisyen ararken rastgele seçmek yerine, gelin meslek eğitimini iş dünyası ile birlikte yeniden yapılandıralım. Ara eleman talebinde, siz gerektiğinde bina, altyapı desteğini verin, biz insan kaynağı konusunda destek verelim. %50 resmi, %50 özel katılımlarla meslek liselerini en kaliteli hale getirelim.” Meslek eğitimini “yeniden yapılandırma”nın patronlar ve hükümet açısından ne anlama geldiği açıktır. Patronlar, meslek lisesi öğrencilerini ucuz işgücü olarak görüyorlar. Bu nedenle, meslek liselerinin açılmasına özellikle önem veriyorlar. Enerjik, kabiliyetli ama henüz işçi sınıfının bir parçası olduğunu bilmeyen, hakkını aramayan meslek lisesi öğrencilerini; “stajyer” adı altında ucuz işgücü olarak işyerlerinde çalıştırıyorlar. “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” diyerek uzun vadeli planlar yapıyor, her yıl yüzlerce meslek lisesi açtırıyorlar. Fabrika patronları özellikle sanayi bölgelerinde meslek liseleri kurulmasına ön ayak oluyorlar. Bu durumla yetinmeyen patronlar, has bir sermaye partisi olan AKP ile “meslek liselerini iş dünyası ile birlikte yeniden düzenleyeceklerini” ilan ettiler. İş dünyası taleplerini tek tek hayata geçirme fırsatı bulacak ama meslek lisesi öğrencilerinin ve onların ailelerinin talepleri yine kulak arkası edilecek.
Türkiye Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile KOBİ’ler ve büyük ölçekli firmaların işbirliğinin kapsamı genişletiliyor. Okulların laboratuvar ve atölyelerinin patronlar tarafından etkin bir şekilde kullanılması sağlanacak. Kamu-özel sektör işbirliği için yasal düzenlemeler yapılacak, özel sektörün okullarda atölye ve laboratuvar kurabilmesi için kolaylık sağlanacak. Mevcut koşullarda zaten patronlar el altından okullardaki atölyelere iş yaptırıyor. Ancak yapılan düzenleme ile bu duruma yasal kılıf hazırlanıyor. Stajyer bir işçi, “Stajlar son yıl başlıyor. Okuldaki atölyede çalışıyoruz. Dışarıdan gelen işler oluyor, onları zorunlu olarak bize yaptırıyorlar. Şirketlerden iş alıyorlar, ‘hafta sonu mesaiye kalmak isteyen var mı?’ diye soruyorlar” diyerek mevcut durumu ortaya koyuyor.
Mesleki ve Teknik Eğitim Stratejisi’nde, yeni bir okul yönetim modeli oluşturularak, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve yerel sektörle işbirliği arttırılacak. Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı, bakım ve onarımı ile her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarının patronlar tarafından karşılanmasına işlerlik kazandırılacak. “%50 resmi, %50 özel katılımlarla meslek liselerini en kaliteli hale getirelim” diyen Başbakan, patronlarla yaptıkları işbirliğini daha da arttırarak stajyerlerin yoğun sömürüsü için her türlü kolaylığı sağlıyor.
Bu amaçla şans oyunları, trafik cezaları vb. diğer kaynaklardan mesleki ve teknik eğitime pay ayrılması için gerekli mevzuat düzenlemesi yapılacak. İstihdamı yüksek dallarda özel mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu açmanın teşvik edilmesi ile ilgili mevzuat çalışmaları sürdürülecek. Sektör odaklı okullar açılması konusunda özel sektörle işbirliği yapılacak. Böylece patronların uzun vadede işgücü ihtiyaçları fazlasıyla karşılanmış olacak. Atölye ve laboratuvarda çalıştırdıkları meslek liseli öğrencileri, “gözleri açılmadan” fabrikalarda çalıştırmaya devam edecekler. Okul ve kurumların öğrencilerin uygulamalı eğitim yapabilecekleri ortamlara yakın yerlerde açılmasına yönelik planlama yapılacak. Yani, sanayi bölgelerinde karşımıza çıkan meslek liselerinin sayısı artacak.
Patronların, stajyer işçileri köle gibi çalıştırmasının önüne geçecek ve çalışma koşullarını düzeltecek olan genç işçilerin bilinçlenmesi, örgütlenmesi ve hakları için mücadele vermesidir. Kapitalist sistemin yoksullukla sindirdiği, yalanlarla beslediği, bireysel kurtuluş hayalleriyle oyaladığı ve mutsuzluğa mahkûm ettiği meslek liselilerin, mücadele etmek dışında bir kurtuluş yolu yoktur. Meslek liselilerin tek umudu örgütlü mücadeledir!