
Kadına yönelik şiddet bitmek nedir bilmiyor, günden güne artıyor. Haberlerden okuruz; şu gün şu kadın kocası tarafından öldürüldü bıçaklandı, yaralandı... Başka bir gün şu kadın tacize uğradı, tecavüze uğradı… Duyduklarımız sadece haberlere konu olanlar. Geçen haberlerde Zahide Oğuz’un eski kocası Garip Oğuz tarafından vurulup öldürüldüğünü duydum. Katil eski koca aynı anda Zahide’nin kardeşi Kutlay Oğuz’u da öldürmüş. Birden dondum kaldım, bu Zaide, biz Zaide derdik Zahide’ye, bizim köylü akrabamızdı. Uzun zaman olmuştu, biz çocukken ayrıldık köyden, İstanbul’da da bağlar koptu. Annemle sohbet ederken ara sıra duyardım ismini, bundan birkaç yıl önce de 18 yaşındaki üniversiteli oğlunu motosiklet kazasında kaybetmişti.
Zaide abla hatıralarımda cana yakın, neşeli bir kadındı. Kutlay abimin, Zaide ablamın arkadaşıydı ve bize gelir giderlerdi. Zaide abla sonra ailesi tarafından evlendirildi. Ama evlendiği günden beri de şiddet gördü. Boşanmak kurtuluş olur dedi fakat o da olmadı. Eski eşi tarafından sürekli tehdit alıyormuş, 15 kez polise şikâyette bulunmuş, ama kimse oralı bile olmamış ve sonunda kocası tarafından katledildi. Polisin kocasını yakalaması için karısını öldürmesi mi gerekiyordu? Şimdi suçlu koca… Peki, burada devletin ve devlet yetkililerinin suçu yok mu? Erkek şiddeti yüzünden binlerce kadın suç duyurusunda bulunuyor. Devlet tarafından önemsenmiyor bile.
Egemenler giderek toplumu bir çıkışsızlığa sürüklüyorlar. Hayat şartları toplumun psikolojisini bozuyor. İnsanlar kendinden başka kimseyi düşünemez hale getiriliyor. Resmen insanların ayarlarıyla oynuyorlar. Şiddetin her türlüsünü meşru hale getirmek istiyorlar. Bu nedenle örgütsüz işçilerin hayatları karanlıktır, ölümdür, acıdır gözyaşıdır. Kadına şiddetin, tacizin, tecavüzün ve her türlü şiddetin son bulması için tek bir yol var: Birleşip mücadele etmek!