
Her gün duyduğumuz “kriz var” sözü nedeniyle fabrikadaki işçi arkadaşlarımda korku ve tedirginlik hali var. “İşten atılmayız inşallah”, “patronumuzun başına bir şey gelmez inşallah”, “bu dönemde çok fazla bir şeyler istemeyelim” diye konuşmalar başladı.
Bu sözlere inansaydım az daha iş kazası yaşamama neden olacak bir durumu düzeltemezdim. Şöyle oldu: Çalıştığım makineden etrafa hidrolik yağ akmaya başladı. Bu durum uzun süre devam etti, uyarmama rağmen kimse ilgilenmedi. Ben sendika temsilcisi ve iş güvenliği uzmanına şunu söyledim, “eğer burada günün birinde ayağım kayıp da düşersem, sizin hakkınızda şikâyette bulunacağım.” Dikkat ettim önceleri beni bir şekilde oyalayarak, hallederiz diyen aynı kişiler durumu ciddiye alıp bir hafta içinde bu sorunu çözdüler.
Makinenin yağ sorunu çözüldükten sonra üretim şefi yanımda bitiverdi. “Bak her şey yapılıyor, zamanla her şey yoluna giriyor. Ama bazı nankör ve şerefsiz insanlar yüzünden ortalık karışıyor.” Ben bu sözlerine sinirlendim ve “eminim bu lafları bana söylemiyorsundur” dedim. Üretim şefi, “kim üzerine alınırsa alınsın” deyince ben de “zaten bu hakaretlerini kimse üzerine alınmıyor, hepimiz kimin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz, ben bu konunun üzerinde durmasaydım bu sorun bir arkadaşımızın ayağı kayıp düşene kadar devam ederdi” dedim. Bu cevabı alan üretim şefi çekti gitti, işçi arkadaşlar da makinelerinin başına döndüler.
Fabrikalarda işçiyi ezenler hakkını arayan işçileri nankör olarak damgalıyor. Fakat önemli olan krizde dahi biz işçilerin haklarımız için direnmeye devam etmemizdir. En büyük nankörün işçilerin emeğini sömürenler olduğunu bizler çok iyi biliyoruz.