
21. yüzyılda eğitimin tüm dünya vatandaşlarının hakkı olduğu ve devletlerin de bunu sağlamakla yükümlü olduğu söyleniyor. Devletler de sözüm ona bunu uyguluyorlar. Peki, kaçımız istediğimiz eğitimi alıyoruz? Eğitim sisteminin çarpıklığı bir yana, daha nitelikli bir eğitim almak için önümüze konulan ekonomik bedeli kaçımız karşılayabiliyoruz? Ya bilimsellik, eleştirel düşünceye tahammülü olmayan bir eğitim modeli ne kadar bilimsel olabilir? Ya da şöyle soralım, kapitalist düzen içerisinde bir eğitim modeli gerçeklere ne kadar açık olabilir, gençliğimizi, geleceğimizi nasıl koruyabilir?
Sorularımızın cevabını üniversitelerimize gelen CEO’lar, bu sisteme razı olan eğitimciler veremez. Cevabı verecek olan yine biz mücadeleci gençleriz. Bu çelişkileri kabul mü edeceğiz, yoksa daha iyi bir gelecek mi isteyeceğiz?
Kardeşler, ücretsiz ve bilimsel eğitim hakkı hepimizindir. Ancak tarih bize göstermiştir ki hiçbir hak bize altın tepside sunulmamıştır. Bizler geçmişteki mücadelelerden örnek alarak, günün şartlarını kavrayarak taleplerimizi gür bir şekilde haykırmalıyız. Gençliğimizin ve geleceğimizin kurtuluşu için taleplerimizin en gür duyulduğu alana, HAYDİ 1 MAYIS’A!