
İnsan bir kere sınıf bilincine vardı mı sistem ne kadar savurmaya çalışırsa çalışsın bir gün mutlaka mücadelede yerini alıyor. Mayısın rüzgârına bırakıyor kendini. Bu 1 Mayıs’ta da kızıl karanfil bahçesi gibi olan UİD-DER saflarında yer aldık. Bin bir emek, bin bir özveri ile örgütlülüğün getirdiği güzellikle tek vücut, tek renk oradaydık. Beraber alana gittiğim kızımın, yeğenimin, ağabeyimin ve iş arkadaşlarımın benimle aynı coşkuyu, aynı heyecanı hissetmeleri, aynı talepleri haykırmaları çok mutlu etti beni. Toplanma yerinde programımızı yaparken çeşitli fabrikalardan sendikalı işçiler geçiyordu yanımızdan. Onları aynı sınıfın evlatları olarak coşkuyla selamladık. Binlerce işçinin sel olup 1 Mayıs alanına aktığını görmek, gelecek güzel günlere olan inancımı tazeledi.
Her 1 Mayıs’ta beni duygulara sürükleyen ayrı bir şey, ayrı bir boyut daha var. Binlerce işçiyle birlikte Enternasyonal Marşı okunurken geçmişimizi düşünürüm. Bütün dünyanın işçilerinin tek yürek olarak her yıl alanlara aktığı böyle bir mücadele gününü var eden işçi kuşaklarını, mücadeleci işçileri getiririm gözümün önüne. Bu 1 Mayıs’ta da böyle oldu. Biz o gün hem taleplerimiz için hem de geçmiş işçi kuşaklarının bize bıraktığı mücadele mirasına sahip çıkmak için oradaydık.
1 Mayıs birlik, mücadele ve dayanışma günü. Ancak mücadele tek günle sınırlı değil. Biz UİD-DER’li işçiler için her gün mücadele günü! Çünkü çok iyi biliyoruz ki güzel günler ancak örgütlü mücadeleyle gelir.
Yaşasın işçi sınıfının örgütlü ve haklı mücadelesi! Yaşasın 1 Mayıs!