
1 Mayıs’ta yine alanlardaydık. İşçisiyle, emekçisiyle, genciyle ve sesini duyurmak isteyenlerle 1 Mayıs’ı kutladık. Yine benim için her sene olduğu gibi heyecan ve coşkuyla geçti. Hatta o kadar güçlü bağırdım ki birkaç gün sesim kısık bir şekilde dolaştım. 1 Mayıs’tan bahsetmişken sizlerle küçük bir hikâyemi paylaşmak isterim: Şu an lise öğrencisiyim. 1 Mayıs’a ilk defa 8 yaşımda katıldığımı hatırlıyorum. O zamanlar küçük olduğum için 1 Mayıs’ın bilincinde değildim ama yine de o yaşlarımda bile çok keyif almıştım. Alanda babamla birlikteydik. Yorulduğum için babamın omzuna çıkmak istiyordum. Doğruyu söylemek gerekirse yorulduğum için değildi, asıl amacım ileride neler olduğunu görebilmekti. Ve babamın omzuna çıktığımda gördüğüm tek şey işçi sınıfıydı. En uzaklarda bile işçiler vardı. Neden orada olduğumuzu bilmediğim halde kalabalık beni çok heyecanlandırmıştı. Bugüne dönecek olursak; artık 1 Mayıs’a kendi ayaklarımın üzerinde katılıyorum. Hem de hiç yorulmadan! Ve ayrıca UİD-DER sayesinde 1 Mayıs’ın ne demek olduğunu bilerek, bizim için neden önemli olduğunun farkında olarak katılıyorum.
Ve şunu da biliyorum ki 1 Mayıs, biz dünya işçi sınıfına ait olan bu gün, haklarımızı, isteklerimizi haykırabileceğimiz, kötü hayat koşullarına karşı ses çıkarabileceğimiz bir gün. Bu yüzden işçisiyle, genciyle bu gün alanlara çıkıyoruz. Geleceğin işçileri olacak ve bu zorlu koşullarla karşılaşacak biz gençlerin de alanlarda yerini alması gerektiğini düşünüyorum. Hem ailemiz için hem kendi geleceğimiz için! Yaşasın işçi sınıfı! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!