
Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” [1] başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını, düşüncelerini paylaşmış olduğu mektup dizisini okuduk. Her iki mektubu da heyecanla okuduk. Bizler de Ankara’da UİD-DER’de örgütlenen bir grup genç işçi ve öğrenci olarak duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak istedik. Bu vesileyle UİD-DER’li mücadele arkadaşlarımıza ve bizi bir çatı altında toplayan, aynı duyguları, aynı sevinçleri paylaşmamızı sağlayan UİD-DER’e çok teşekkür ederiz.
UİD-DER bizim biz olduğumuz yer!
Hizmet sektöründen bir işçi-öğrenci: “Bizi biz yapan” diye başlayan bir tabir var. UİD-DER bizi biz yapan yer. UİD-DER’de içerisinde olduğumuz sınıfın farkına vardık. Sınıfımızın mücadelelerine şahit olduk. Güç kazandık. 1 yıldır UİD-DER’in içerisindeyim. UİD-DER’den önce hayatımda bir salmışlık, bir başıboşluk vardı. Söylediklerimle yaptıklarımın bağdaşması gerekiyordu, biliyordum ancak bunu beceremiyordum. Günü geçiştirmenin derdindeydim. UİD-DER ile bir amacım oldu. Her UİD-DER’linin sıcaklığı, yakınlığı bambaşka bir şey. Mesela 1 Mayıs’ta alana gittiğinizde tanımadığınız birçok insan oluyor. Sanki uzun zamandır tanıyormuş gibi sarılıyorlar sana. Yüreği avucundaymış gibi hissediyorsun. Çünkü oradaki herkesin derdi aynı. Sınıfımız da çıkarlarımız da bir.
UİD-DER’de kadın erkek el ele
Markette çalışan bir işçi-öğrenci: Kapitalizmin bizden çaldığı şeylerin başında insanlığımız geliyor. Robota, makineye dönüşüyorsun bu sistemde. Sadece kendi düşünüyor, başkalarını düşünmüyorsun. Aslında benim sandığın duygular, düşünceler kapitalizmin sana dayattığı şeyler. UİD-DER’de bu anlamda bir uyanma oluyor. UİD-DER’deki samimiyet akrabalıktan, aileden vs. gelen bir samimiyet değil. Hiç tanımadığın insanlarda o samimiyeti gördüğünde ben de böyle olmalıyım diye düşünüyorsun. UİD-DER’de olan samimiyet beni etkiledi. UİD-DER’de erkeğin kadına bakış açısı farklı. Kapitalizmde kadına yüklenen ve görev sayılan işlerin UİD-DER’de kadın erkek el ele yapılması bana aslında erkeklerin de bu işlerde sorumluluğu olduğunu öğretti. İlk tanıştığımda herkesin kendi bulaşığını yıkadığını gördüm. Bu beni çok etkilemişti. UİD-DER’de öğrenip hayatımda uygulamaya çalıştığım ilk şey bu oldu: Kendi bulaşığını yıkamak. Bunu aileme uyguladığımda ve onları da değiştirmeye çalıştığımda kardeşlerimle ilişkimiz değişmeye başladı. Daha samimi, daha candan olmaya başladık. O zaman bana gerçekten saygı duyduklarını hissettim.
Annem iyi ki direnmiş. UİD-DER’de direnişi, dayanışmayı gördüm.
Genç bir kadın işçi: Annem sayesinde tanıştım UİD-DER ailesiyle. Annemin işyerinde işçiler, ücretlerini alamadıkları için iş durdurmuşlardı. Sonra da bir direniş süreci yaşadılar. UİD-DER’de direnişi, dayanışmayı gördüm. UİD-DER’li arkadaşlar annemle işyerinde yürütülen çalışmalar sırasında tanışıyorlar. Beni de etkinliklere getiriyordu annem. O zamanlar 15 yaşındaydım şu an ise 24 yaşımdayım. Anneme “gitme oralara” diye karşı çıkıyordum. Şimdi “iyi ki annem bana karşı direnmiş, iyi ki UİD-DER’liler buna müsaade etmemiş” diyorum. UİD-DER’le tanışmadan önce de öfkeliydim. İçimdeki isyan, çıkışsızlık büyüse bile bir yere koyamıyor, ne yapmam gerektiğini bilemiyordum. Çevremdeki insanların hep benden bir menfaati, bir çıkarı var diye düşünüyordum. UİD-DER’e geldiğimde kırk yıllık dostunuz gibi sizi saran insanların olduğunu gördüm. Aslında çıkarlarımızın ortak olduğunu, işçi sınıfından olanların birlik olmaktan başka bir çıkarı olmadığını anladım. UİD-DER’le tanışınca ne yapmam gerektiğini, neye karşı mücadele edeceğimi öğrendim. Doğru mücadelenin UİD-DER’le verileceğini anladım. UİD-DER öfkemi tek tek bireylere değil, kapitalist sisteme yönlendirmemi sağladı. Yalnız olmadığımı gördüm. Bu yüzden de gün geçtikçe bu mücadeleyi sahipleniyorum. UİD-DER iyi ki var.
Markette çalışan bir işçi-öğrenci: Hayatta haksız olan, doğru olmayan birçok şeye tanık oluyorsun. Ama öfkeni sadece o noktaya kusuyorsun. UİD-DER’le tanıştıktan sonra hayatı kavrıyorsun, emeğinin sömürüldüğünün farkına varıyorsun. Tek tek kişilere sinirlenmenin hem nedenini, kaynağını hem de yetersizliğini kavrıyorsun.
Nerede ezilen, haksızlığa uğramış birileri varsa UİD-DER’liler onun yanında
İşsiz bir genç işçi: Ben de UİD-DER’le tanışmadan önce öfkeliydim. Etrafımda sosyalist arkadaşlarım vardı. Ancak onlara da öfkeliydim. Onların dedikleriyle yaptıkları arasında fark vardı, bu da benim öfkemi daha da arttırıyordu. Çünkü bir şeylerin değişmesini istiyordum. Yurttan bir arkadaşımın daveti üzerine UİD-DER’e geldim. Buradaki samimiyet, fikirler beni çok etkiledi. Yanlış bildiğim şeyleri yüzüme acımasızca vuran yoktu. Anlatmaya çalışan birileri vardı. Öyle öyle doğru fikirleri hazmetmeye başladım. Dünyada birçok haksızlık var. Hiç bu haksızlığa kim sebep oluyor diye düşünmezdim. Hayatın gerçekleri olarak görüyordum bunları. UİD-DER’de tüm haksızlıkların kapitalizmin dayatması olduğunu, böyle yaşamak zorunda olmadığımızı fark ettim. Nerede ezilen, haksızlığa uğramış birileri varsa, UİD-DER’liler onun yanında yer alırlar. UİD-DER’de söylenmenin ve şikâyet etmenin yetmediğini, asıl olarak harekete geçmek gerektiğini öğrendim.
UİD-DER’li gençlerin görevi ve kazanımı.
Sağlık işçisi genç bir kadın: Ben UİD-DER’le çocukluğumda tanıştım ve hayatımın yarısından fazlasını burada geçirdim. Çocukluğumdan beri UİD-DER’li işçilerin içinde olmak farkında bile olmadan bana çok şey öğretmiş. Bunu şimdi hayata atılıp ben de bir işçi olunca daha iyi anlıyorum. UİD-DER’in bize ışık olduğunu düşünüyorum. Hayatımızı kapitalizmin dayatmalarından uzak nasıl var edeceğimizi öğretiyor. Bence UİD-DER’li gençlerin birinci görevi ve kazanımı UİD-DER’den aldıklarını mücadeleye geri vermek ve mücadeleyi büyütmektir.
İşsiz bir inşaat işçisi: UİD-DER’e ilk kez 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği için geldim. Öğrenciydim, o zamanlar yurtta kalıyordum. Beni çağıran arkadaş ısrarla samimi, haksızlığa boyun eğmeyen insanların olduğu bir yerden bahsetti ve beni de davet etti. Açıkçası gelmeden önce korkuyordum ama geldiğimde çok etkilendim. Kadına bakışın nasıl olması gerektiğini, işçi sınıfının kadınlarının tarihte nasıl boyun eğmediğini gördüm etkinlikte. Kadın erkek birleştiğimizde neler yapabileceğimizi izlemiştim o gün.
Bizler UİD-DER ile tanışmadan önce birçok sorunu olan ancak sorunlarına çözüm bulamayan, sıkıntı ve bunalım içinde olan gençlerdik. Bu sorunlarla tek başına mücadele etmemiz zordu. UİD-DER’le tanıştık ve sorunlarımızın kaynağının kapitalist sistem olduğunu öğrendik. Kapitalizm bizleri birbirimize yabancılaştırıyor, bencilleştiriyor. Özgür düşünmemize fırsat vermiyor, bizi köleleştiriyor. UİD-DER bizi örgütledi, sorunlarımıza ancak bir arada olursak çözüm bulabileceğimizi gösterdi. Artık tek başımıza değiliz. Tek başımıza ne yaparız diye düşünmüyor, UİD-DER’de örgütleniyoruz. Genç işçilere-öğrencilere çağrımız: Siz de katılın bize! Birliğimizi, dostluğumuzu, mücadelemizi, örgütlü gücümüzü büyütelim!
UİD-DER saflarında yalnız değilsiniz!