
Yeni ekonomi programı açıklandı. Hepimize hayırlı uğurlu olsun. Uzun süredir bu programın açıklanmasını bekliyorduk. Bakanın ağzından çıkacak güzel ve müjdeli haberleri bekliyorduk! Bakanımızın ekonominin bütün parametrelerinde çok iyi durumda olduğumuzu söylemesi adeta yüreklerimize su serpti. Başta enflasyon canavarıyla yaptığımız mücadelenin sonuç vermesi bizleri ayrıca mutlu etti. Asıl müjdeyi toplantının sonlarına doğru veren bakanın müjdesini dinleyemeyenler için veriyorum: “Yılda 60-100 milyar lira büyüklük sağlayacak tamamlayıcı emeklilik sistemi sosyal tarafların mutabakatıyla kurularak, özellikle sermaye piyasalarını derinleştirecek kapsamlı bir reform paketi devreye sokulacak.” Şimdi çoğunuz bunun neresi müjde diye aklından geçirebilir. Hemen anlatayım:
Hazine ve Maliye bakanımızın çok fazla zamanı olmadığı için herhalde bu “reform” paketinin içeriğine pek değinemedi. O yüzden bakanımızın eksik bıraktıklarını tamamlayarak ve konuşmasının bazı yerlerinde neyi kast ettiğini anlayarak gidelim. Özellikle “tamamlayıcı emeklilik sistemi” ile bakanımızın kast ettiği şey aslında BES’dir. İşçilerin tabiriyle ZORUNLU BES. Bakanımızın “sosyal tarafların mutabakatı” cümlesi ile kastettiği şey de işçilerin oluşturulacak bu fona razı gelmesi. Bakanımızın anlaşılamayan bir cümlesi de “kapsamlı reform.” Yani bu YEP’in içinde bir de kıdem tazminatı meselesi var. Bundan önceki toplantılarda kıdem ve zorunlu BES’in entegrasyonundan oluşturulacak bir fon kurulacağı söylenmişti. Bakanımızın da söylediği üzere 60 ile100 milyar lira büyüklüğünde bir fon oluşması bekleniyor.
Peki, bu fondan kim yararlanacak? Asıl müjdesi de bu kısımda gizli. Kurulacak bu fondan dibine kadar sermaye kesimi yararlanacak. Zaten “özellikle sermaye piyasalarını derinleştirecek” ifadesini kullanıyor bakanımız! Şimdi soruyorum. Bu güzel haber müjde değildir de nedir? Yani işçi ve emekçilerden zorla kesilecek paraların ceplerine inecek olması, patronlar açısından müjde değil midir? Peki, sermaye sınıfı için müjde olan bir şey, işçi sınıfı için hak kaybı değil midir?