
Geçtiğimiz günlerde iktidarın çağrısıyla üç gün, saat 21.00’da insanlar balkonlara, pencerelere çıkıp sağlıkçılara destek alkışında bulundular. Tabii ki insanların birçoğu iyi niyetle bunu yaptı, sözümüz onlara değil. Fakat iktidar sahiplerinin niyetlerinin iyi olduğunu düşünmüyorum. Ben özel bir hastanede çalışan bir sağlık işçisiyim. Aynı zamanda hastanede çalışan diğer kadın arkadaşlarımla beraber yaşıyorum. Koronavirüs ile birlikte hastanedeki tüm bölümlerden birer ikişer arkadaşımızı zorunlu yıllık izne çıkardılar. Birkaç haftaya da sıranın bize geleceğini söylediler. Fakat şehir dışına çıkmanın yasak olduğunu söylediler, vaka sayısı arttığında herkesi geri çağıracakları konusunda bizleri tek tek uyardılar. Bunun sebebi de “neden bu dönemde zorla izne çıkıyoruz” dememize engel olmaktı. Bu durum kimi arkadaşlarımın “işten çıkarmazlar baksana ihtiyaçları var bize, memleketlere bile göndermiyorlar” diye düşünmesine sebep oldu. Fakat hasta olanın gelmediğini, bu durumdan da kazanamadıklarını zaten günler öncesinden konuşuyorlardı. Hatta aylar öncesinden hastanenin kriz nedeniyle küçülmeye gideceği, kitlesel işten atmalar yaşanacağı dedikoduları yayılıyordu. Fakat şimdi kimi arkadaşlarımız karşı karşıya kaldığımız saldırının büyüklüğünü göremiyor ve “bizi koronavirüsünden korumaya çalışıyorlar” diye düşünüyor. Arkadaşlarla evde oturup bunu tartıştık.
Hepimiz sağlıkçıyız aynı hastaneden çıkıp aynı eve giriyoruz. Şu an birkaçımız çalışıyor, diğerleri de yıllık izindeler. Peki, hepimizin yıllık izinleri bittiğinde hastane yönetimi ne yapacak? Bunun kokusu çoktan çıktı; ÜCRETSİZ İZİNLER! Tabi devamı da belli sayıda çalışanın işten çıkarılması… Bunu bütün çalışanlar olarak görebiliyoruz. İzinlerin bizi korumak adına da dinlendirmek adına da verilmediğinin farkındayız.
Türkiye’nin koronavirüse karşı amansız bir mücadele yürüttüğü açıklamasını yapıyor iktidar. Ama hangi mücadele? Bu işin içinde olan biz sağlık işçileri bir mücadele göremiyoruz. Hastanelerde ne maske kaldı ne de dezenfektan! Koruyucu maske (N95), tulum, gözlük zaten yok. Aynı bez maske ile 48 saat çalışan arkadaşlarımız var. Tek yaptıkları koronavirüs şüphesiyle gelen hastaya “şüpheli” olduğunu söylemek…
Şimdi biz soruyoruz. Sağlıkçıları destekleyen, alkışlatan iktidar sahipleri; sağlıkçıların ücretsiz izinlerini, işten çıkarılmalarını mı kutluyor? Geçtiğimiz aylarda sağlıkçılar darp edilirken, haksız yere işten atılırken destekleri neredeydi? Şimdi özel hastanelerin, çalışanlara verdiği üç kuruşu geri almasını, maaşsız ve aç bir ay geçirmesini, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı koşullarda çalıştırılmasını mı alkışlatıyorsunuz?
Emekçi dostlarım, işçi kardeşlerim, hangi sektörde olursak olalım hepimiz bu dönemde aynı sorunlarla karşı karşıyayız. Emekçinin, işsizin boğazından ne geçeceği, nasıl korunacağı umurlarında değil, iktidarın! Biz sağlıkçılar olarak moral, destek alkışı değil gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz. İşten atmaların ve ücretsiz izinlerin yasaklanmasını istiyoruz. Sağlıklı yaşam ve çalışma koşulları istiyoruz. Hastalar ve çalışanlar olarak gerekli tüm malzemenin karşılanmasını, önlemlerin alınmasını bekliyoruz. Sağlık işçisi arkadaşlar, alkışla gaza gelip gerçekleri görmezden gelemeyiz. İş güvencemiz ve güvenliğimiz için sağlık hakkımız için birleşmeliyiz. Tüm sektörlerden işçi ve emekçi arkadaşlarım bu zor koşullara rağmen örgütlenmekten, birlik olmaktan başka ilacımız yok. Bu günlerin üstesinden ancak örgütlülüğümüzle gelebiliriz. BİRLEŞEN İŞÇİLER YENİLMEZ!