
Kapitalist sistem gün geçtikçe çürüyor, çürüdükçe de toplumun hayatını zindana çeviriyor. Sistemin efendileri kasıtlı olarak yalan söylemekte, kendi sömürü sistemlerinin bir sonucu olan koronavirüs salgınından nasıl fayda sağlayacaklarının hesabını yapmaktadırlar. Bir taraftan sermayedarlara oluk oluk kaynak aktarırken, biz işçilere ise eve kapanmamızı ve ellerimizi yıkamamızı salık veriyorlar. Uzun bir dönemdir işçi sınıfını ağır çalışma koşullarıyla iliklerine kadar sömüren burjuvazi şimdi içine düştüğü krizin faturasını biz işçileri işten atarak sırtımıza yıkmaktadır. İşsizliğin girdabına düşen ve yeterli beslenemeyen her işçi ve ailesi her türlü hastalığa zaten açıktır.
Özellikle son zamanlarda orta ölçekli işyerlerinin kapanmaya başlamasıyla birlikte işten atılan binlerce işçi düzenli beslenme ve barınma sorunları yüzünden ciddi sıkıntı içinde. Görülen o ki sorunlar katlanarak artıyor ve burjuvazi “aman eve kapanın, bir araya gelmeyin, sosyalleşmeyin, ortak bir şeyler yapmayın” diyor. Oysa biz işçiler biliyoruz ki, ortada bir sorun var ise ve bu sorun doğrudan biz işçi sınıfını ilgilendiriyor ise yapmamız gereken evlere kapanmak değil bir araya gelerek mücadele etmektir. Nasıl ki burjuvazinin temsilcileri bu krizin faturasını bizim sırtımıza yıkmak için bir araya geliyorsa, biz işçiler de bu faturayı kabul etmemek için birbirimize daha çok sahip çıkmalı, ortak sorunlara beraber kafa yormalı ve burjuvazinin yalanlarına asla kanmamalıyız. İşçi sınıfının kurtuluşu kaçarak değil mücadele ederek olacaktır.