
Orta Afrika’da bir ülke olan Kongo Cumhuriyeti’nde 11 Eylül Cuma günü üç altın madeninde gerçekleşen göçükte 50’den fazla maden işçisi hayatını kaybetti. Güney Kivu eyaletindeki madenlerde onlarca can alan göçüğün günlerdir yağan şiddetli yağmur nedeniyle oluşan heyelan sonucu gerçekleştiği belirtiliyor. Şiddetli yağışa ve heyelan tehlikesinin büyümesine rağmen işçiler çalıştırılmaya devam etti. Bu da patronların işçilerin canına zerre kadar değer vermediğini bir kez daha gösteriyor. Hayatını kaybeden işçilerin aileleri ve çevredeki emekçiler gece gündüz kazmalarla, küreklerle ve elleriyle toprağı kazarak işçilerin cansız bedenlerine ulaşmaya çalışıyorlar.
Madenlerin yer aldığı Kamituga kasabasında ölen işçilerin ardından iki günlük “yas ve öfke günü” ilan edildi. İşçilerin çalışma koşulları kınandı. Ancak kötü çalışma koşullarının ve iş kazalarının görüldüğü yerler sadece bu üç madenden ibaret değil. Kongolu emekçiler yıllardır benzer koşullarda çalışıyor ve ölüyorlar. Madenlerin büyük çoğunluğu denetimsiz, kayıt dışı faaliyet gösteriyor. Maden bölgelerinde binlerce kaçak şirket, uluslararası dev şirketler için maden çıkarıyor. Bu şirketler altın dışında elektrikli otomobil akülerinde kullanılan kobalt da çıkarıyor ve dünya pazarının yarısından fazlasını elinde bulunduruyor. Bu madenlerde sürekli ölümcül kazalar gerçekleşmesine rağmen çok azı belgeleniyor.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, kobalt, elmas, bakır ve altın gibi zengin maden rezervlerine sahip bir ülke. Ancak bu zenginliğin içinde Kongolu emekçiler dünyanın en düşük gelirli insanları arasında yer alıyorlar. Yoksulluk içinde, derme çatma evlerde yaşıyorlar, kötü koşullarda çalışmak zorunda bırakılıyorlar, iş cinayetlerine kurban gidiyorlar. Yoksulluğa ve iş cinayetlerine dur demek bu adaletsiz düzene dur demekle mümkün olacak.