
İnsanların uğrak noktalarından biri olan AVM’lerin sayısı her geçen gün artıyor. Dışarıdan bakıldığında çok şaşaalı duran AVM’lerin iç dünyası maalesef ki düşünüldüğü kadar parlak değil. Uzun süredir AVM’de çalışan bir işçi olarak size birkaç şey aktarmak isterim.
Pandemi döneminde en riskli alanlardan birisi AVM’ler oldu. Buna rağmen yoğunluğun en fazla olduğu yerlerden biri de AVM’ler. Haftasonu yasaklarıyla beraber şirketler bu saat açığını, sorumlusu biz olmasak da bize yansıttılar. Hafta içi günlük 12 saati bulan çalışma süreleri ve ağır iş yükü belimizi büküyor. Baskı da bunların beraberinde geliyor. Pandemi süreci bahane edilerek işçi sayısını kısmaya giden şirketler geriye kalan işçilerin ellerinden gelenin fazlasını da beğenmiyorlar. Bu bizim için her yönden çok zararlı oluyor. Psikolojik ve bedensel çöküntüler yaşıyoruz. Güneş doğmadan işe gidip güneş battıktan sonra evlerimize dönüyoruz fakat yine de yetemiyoruz. Çalıştığımız işyerinin menfaatinin düşünülmesi gerektiği her seferinde vurgulanıyor fakat bu menfaat bizi artık sağlığımızdan ediyor.
Ama biliyoruz ki bu yolda yalnız değiliz ve bizim gibi bu zorluklardan geçen birçok işçi arkadaşımız var. Artık yetmedi mi? Eminim ki hepimizin aklından aynı şeyler geçiyor, aynı şeyleri düşünüyoruz ve en önemlisi bu yolda hep birlikte daima yan yanayız. Birbirimizin destekçisi ve yol arkadaşıyız. Hep birlikte daima ve hep yeniden doğan güneşe en büyük umutlarla, selam olsun işçi sınıfına…