
İran’da Aralık 2017’den bu yana sıklıkla büyük ve önemli protestolar gerçekleşiyor. Emekçilerin öfkesi, çürümüş rejime duydukları nefret, köklü değişim arzusu kendini açığa vuruyor. Baskıcı molla rejimi her türlü şiddeti, baskıyı devreye sokup protestoları bastırmaya çalışsa da derinleşen yoksulluk karşısında sabrı taşan emekçilerin isyanı her seferinde daha da büyüyor. İranlı emekçiler yalnızca ekonomik krize karşı değil temel hak ve özgürlüklerinin ellerinden alınmasına karşı da mücadele ediyor. İran’ın işçi ve emekçileri, gençleri ve kadınları ekmek ve özgürlük istiyor.
5 Mayısta Huzistan eyaletinde temel gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle patlak veren protestolar son yıllardaki önemli protesto ve ayaklanma dalgasının son halkasını oluşturuyor. Huzistan’ın İzeh kentinde başlayan “ekmek protestoları” eyaletin diğer büyük kentlerine yayılmış, gösterilerin büyümesinden korkan rejim baskı ve yasaklarla, gözaltı ve internet kesintileriyle protestoları bastırmaya çalışmıştı. Ancak 9 Mayısta Cumhurbaşkanı Reisi’nin temel mallara yönelik devlet desteğinin sona ereceğini duyurmasının ardından protestolar Huzistan eyaletini de aşarak ülke genelinde 100’ün üzerinde kent ve kasabaya yayıldı.
Ekonomik taleplerden rejimi hedef alan sloganlara: “Kahrolsun Diktatör, Reisi Defol!”
Temel gıda maddelerine yönelik devlet desteğindeki kesintilere, artan enflasyona, tırmanan hayat pahalılığına karşı sokaklara çıkan emekçilerin protestoları ikinci haftasını geride bıraktı. Yağ, tavuk, süt ve yumurta gibi temel gıdalara yüzde 300, makarnaya yüzde 169, una yüzde 500 oranında yapılan zamlar yıllardır ekonomik krizin yükünü taşıyan İranlı emekçilerin yoksulluğunu derinleştirdi, milyonlarcasını açlık sınırının altına itti. 85 milyonluk nüfusunun neredeyse yarısının yoksulluk sınırının altında yaşadığı İran’da resmi enflasyon rakamları yüzde 40’ları gösterse de gerçek enflasyon çok daha yüksek; asgari ücrete yapılan zam ise yalnızca yüzde 10!
Ekonomik krizin tırmanışa geçtiği İran’da tepeden tırnağa çürümüş ve yozlaşmış rejimin efendileri, kendi sermaye gruplarını sübvanse ederken temel gıdalara yönelik devlet yardımlarını kaldırarak, zam üstüne zam yağdırarak krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmeye çalışıyor. Ancak İran işçi sınıfı rejimin ve sermayenin saldırılarına boyun eğmiyor. Ekmek başta olmak üzere temel gıda maddelerine gelen fahiş zamlara karşı başlayan protestolar kısa sürede rejimi hedef alan siyasi taleplerle birleşti. İran’ın dört bir yanından “Hamaney bir katildir, saltanatı gayrimeşrudur”, “Hamaney Defol/Reisi Defol”, “Kahrolsun Diktatör”, “Mollanın hükmünü istemiyoruz!” sloganları yankılanıyor. Protestolar dalga dalga büyürken korkusu gittikçe artan rejimin cevabı ise yine baskı ve tehdit oldu. Resmi olarak ilan edilmese de bazı bölgelerde sıkıyönetim uygulamaları devreye sokuldu. Başta işçi liderleri, insan hakları aktivistleri olmak üzere yüzlerce kişi gözaltına alındı, onlarcası yaralandı. İnsan hakları örgütleri ve aktivistlerin açıklamalarına göre eylemlerde en az 6 kişi öldürüldü. Ancak tüm engellemelere rağmen protestolara katılanların sayısı gittikçe çoğaldı, eylemler sırasında katledilenler büyük törenlerle anıldı. Juneghan kasabasında polis tarafından katledilen Camşid Mohtari isimli genç, kalabalık bir grup tarafından söylenen eski bir şarkının şu sözleriyle uğurlandı: “Zalimin zulmü/ Muktedirin zulmü/ Kent kedere boğulmuş/ Ey Allah’ım, Ey Evren, Ey Doğa! Karanlık gecemize ışık ver!”
Protestolar grevlerle büyüyor
İran geneline yayılan protesto dalgasına çeşitli sektörlerden işçilerin grev dalgası eşlik ediyor. Düşük ücretler ve işten atmalar başta olmak üzere biriken sorunlarına karşı nicedir meydanlara çıkarak taleplerini haykıran öğretmenler ulusal çapta eylemlere hazırlanıyorlar. Öğretmenler Koordinasyonu Komitesinin öncülüğünde öğretmenler grev kampanyası örgütlüyor, mücadelelerini daha da öteye taşıyorlar. Öğretmenler ayrıca eylemlerin başını çeken tutuklu sendika liderleri başta olmak üzere tüm tutuklu öğretmenlerin serbest bırakılmasını talep ediyorlar. Tahran’da otobüs şoförleri ise daha yüksek ücret talebiyle grev başlattılar. Tahran ve Banliyo Otobüs Şirketi İşçi Sendikasına üye işçiler, yüzde 10’luk zam teklifine karşı en az yüzde 57’lik ücret zammı ve geciken ücretlerin ödenmesini istiyorlar. Uzun süredir düşük emekli maaşlarına karşı kampanyalar yürüten emekliler de mücadelelerine devam ediyorlar. Geçtiğimiz yıl aylarca süren grevleriyle mücadele dersleri veren petrokimya ve enerji sektöründe çalışan işçiler de ağır çalışma koşullarına karşı mücadelelerini sürdürüyorlar. Büyüyen protesto dalgasının bütün sektörlerdeki işçilerin mücadelesiyle birleştirilmesi çağrısında bulunuyorlar.
Emekçiler hep bir ağızdan “Korkmayın, korkmayın, biz birlikteyiz!” sloganlarıyla hayatı kendilerine zindan eden egemenlere karşı tüm işçileri birlik olmaya, mücadeleyi ve dayanışmayı yükseltmeye çağırıyorlar. Zalim Molla rejimine karşı meydanlara çıkan, işyerlerinde direnen İran işçi sınıfı korku duvarlarını yıkıyor. Öfkesini ve cesaretini örgütlü mücadelesiyle birleştirdiğinde mollaların düzenini de yıkacak olan İran işçi sınıfına selam olsun!