
6 Temmuzda Kardiyoloji Doktoru Ekrem Karakaya, Konya Şehir Hastanesinde görev yaptığı esnada hasta yakını tarafından uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. TTB, SES, İTO ve sağlık emek-meslek örgütlerinin çağrısıyla sağlıkta şiddetin son bulması için Türkiye’nin dört bir yanında eylemler örgütlendi; sağlık çalışanları g(ö)reve çıktı. 7 Temmuzda başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Mersin, Hatay, Trabzon, Sivas, Diyarbakır ve daha pek çok kentte iş bırakan sağlık çalışanları, “Yaşatırken Ölmek İstemiyoruz” diyerek artan şiddet karşısında öfkelerini haykırdılar.
Karşımızda taş duvar var
Sabah saatlerinde İstanbul Samatya Hastanesi poliklinik binası önünde toplanan sağlık emekçileri, “Üzgünüz, Öfkeliyiz! Sorumlulardan Hesap Soracağız” diyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Basın açıklamasında konuşan İTO Asistan ve Genç Uzman Hekim Komisyonu üyesi Merve Yıldırım şunları söyledi: “Biz sağlık ve meslek örgütleri olarak, bu şiddet sarmalının genişlemesi karşısında siyasi iktidarı defalarca uyardık. Sağlıkta şiddetin münferit bir olgu olmadığını, bunun toplumsal ve politik bir sorun olduğunu ifade ettik. Sağlık kurumlarında meydana gelen silahlı saldırıların artışı nedeniyle bu konuda önlemler alınmasını ve 6136 sayılı yasada değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifleri önerdik. Ancak tüm uyarılarımız görmezden gelindi.” Sağlık çalışanlarının şiddetin önlenmesine yönelik taleplerine kulak tıkayan ve politikalarıyla şiddeti teşvik edenlere karşı mücadele edeceklerini belirten Yıldırım, “Bugün ve yarın ülke genelinde iş bırakıyoruz” dedi. “Karşımızda tam anlamıyla bir taş duvar var” diyen Yıldırım, şöyle konuştu: “Yaşamak, yaşatmak istiyoruz. Acılıyız ve çok öfkeliyiz.”
Yıldırım’ın ardından söz alan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Osman Öztürk ise sağlıkta şiddetin son 20 yılda arttığını belirterek, “Sağlık reformu dedikleri o yere batasıca politikalar hekimleri ve sağlık çalışanlarını öldürüyor ve bakan sadece tweet atmakla yetiniyor. Bizi koruyacak olan birlikteliğimizdir, bize kalkan olacak olan hep birlikte verdiğimiz tepkilerdir. Bugün de tüm Türkiye’de bu tepkiyi vereceğiz” dedi.
Sağlık emekçilerinin öfkesi sokaklara taştı#YaşamakİçinGöREVdeyiz [1] #SağlıktaSiddeteHayır [2] pic.twitter.com/ZsxI6J0FtA [3]
— UİD-DER (@uid_der) July 7, 2022 [4]
Sağlık emekçilerinden kitlesel ve öfkeli yürüyüş!
Öztürk’ün konuşmasının ardından Cerrahpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesine doğru yürüyüşe geçildi. Cerrahpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde birleşen sağlık emekçileri, “Sağlıkta Şiddeti Durduralım”, “Öfkeliyiz, 7-8 Temmuzda Şiddete Karşı Grevdeyiz” pankartı arkasında oturma eylemi gerçekleştirdiler. Burada ortak basın açıklamasını okuyan TTB Merkez delegesi Tahsin Çınar, “Ülkede artan şiddet iklimi bizlerin sadece çalışma koşullarını bozmakla kalmamış, can güvenliğimizi de ortadan kaldırmıştır” diyerek tıkanan sağlık sisteminin sağlık çalışanlarını açık hedef haline getirdiğini belirtti. Hekimlerin konuşmalar yaptığı eylemde, tüm sağlık çalışanlarının ve hastaların ortak mücadelesinin önemine dikkat çekildi. Konuşmaların ardından katledilen meslektaşları için saygı duruşunda bulunan hekimler, hemşireler ve sağlık çalışanları, Çapa Tıp Fakültesinde gerçekleştirilecek olan eyleme katılmak üzere yürüyüşe geçtiler. “Yaşatırken Ölmek İstemiyoruz”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Korkmuyoruz, Susmuyoruz, Hiçbir Yere Gitmiyoruz”, “Bakan İstifa” sloganlarıyla yürüyen sağlık işçilerine çevredeki emekçiler de alkışlarla destek verdi.
Sağlık emekçilerinin öfkesi sokaklara taştı. Sağlık Bakanını istifaya çağırıyorlar.#YaşamakİçinGöREVdeyiz [1] #SağlıktaSiddeteHayır [2] #fahrettinkocaistifa [5] pic.twitter.com/Wig9ENdtup [6]
— UİD-DER (@uid_der) July 7, 2022 [7]
“Bakan İstifa!”
Çapa Tıp Fakültesinde basın açıklamasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşu sonrasında sağlık çalışanları “Öldük Biz”, “Bakan İstifa”, “Sağlıkta Şiddeti Durduralım” pankartlarının arkasında yürüyüşe geçti. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne doğru yürüyüşe geçen binlerce sağlık emekçisi polis barikatı ile karşılaştı. Yürüyüşü engellemeye çalışan polis barikatına karşı direniş gösteren sağlık işçileri, barikatı aşarak Millet Caddesinde yürüyüşlerini sürdürdüler. Siyasi iktidarın yaşanan şiddetin son bulması için çözüm üretmek yerine “kınama” ile geçiştirmesini ve polis engelini alkışlarla, sloganlarla protesto ettiler. Kayseri’de Ekrem Karakaya’nın cenazesinde yuhalanan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca İstanbul’da da sloganlarla istifaya çağrıldı. Tekrar polis barikatıyla karşılaşan sağlık çalışanları, barikatlara aldırış etmeden İl Sağlık Müdürlüğüne yürüdüler.
#Çapa [8]’ya yürüyen sağlık emekçileri önlerine çıkan polis barikatını aştılar. Şimdi de Fındıkzade önünde binlerce sağlıkçının önünde barikat var. “Sağlıkçıya Değil Katillere Barikat”, “Korkmuyoruz, Sinmiyoruz, Hiçbir yere gitmiyoruz” sloganları atılıyor.#SağlıktaSiddeteHayır [2] pic.twitter.com/ZBEgcoKD3N [9]
— UİD-DER (@uid_der) July 7, 2022 [10]
Şiddet artıyor!
Sağlık emekçilerinin eylemi devam ederken, yine 6 Temmuzda müvekkiliyle birlikte silahlı saldırıda öldürülen Avukat Servet Bakırtaş için de anma ve basın açıklamaları gerçekleştirildi. İstanbul Barosu, Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği’nin Bakırköy Adliyesi ile Sıhhiye Adliyesi önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasına çok sayıda avukat katıldı. İstanbul’da gerçekleştirilen basın açıklamasında söz alan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan şöyle konuştu: “Dün Konya’da bir doktoru sadece ve sadece işini yaptığı için sekreteriyle katlettiler. Bunları artık bireysel münferit olaylar olarak göremeyiz. Burada arkasında yatan sebepleri konuşmak bilmek irdelemek ve ortadan kaldırmak hepimizin boynunun borcudur.” Tıpkı sağlık emekçileri gibi avukatlar da şiddetin son bulmasına dönük önlemler alınması için 7-8 Temmuz tarihlerinde iş durdurma kararı aldılar.
Öfkemizi doğru kanallara akıtalım!
Aynı gün meydana gelen bu cinayetler, içinden geçtiğimiz dönemin karakterini ortaya koymaktadır. Şiddet eğiliminin gittikçe artması, cinnetlerin, intiharların, cinayetlerin yaygınlaşması tesadüf değildir. Ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk, gelecek kaygısı ve siyasi iktidarın artan baskıları, kullandığı ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı dil şiddeti körüklüyor. Şiddeti körükleyen iktidar, yaşanan sorunlara çözüm olamaz. Emekçiler örgütlenerek tepkilerini ve öfkelerini sorunun asıl kaynağı olan iktidara ve kapitalist düzene yöneltmelidirler!