
Hayat pahalılığı, enflasyonun altında kalan ücretler, gıdadan enerjiye her ürüne yapılan fahiş zamlar, hızla yoksullaşan emekçiler… Bu sorunlarla boğuşan İngiltere işçi sınıfının hoşnutsuzluğu büyüyor, hoşnutsuzluk evlerden işyerlerine, meydanlardan grev alanlarına yayılıyor. İngiltere’de canlanan sınıf mücadelesinin başını çeken demiryolu işçileri mücadeleyi yükseltmeye devam ediyor. Yaz boyu üç kez kitlesel grev gerçekleştiren Demiryolu, Denizcilik ve Taşımacılık Sendikası (RMT) üyesi on binlerce demiryolu işçisine; Ulaşım İşçileri Sendikası (TSSA), Tren Sürücüleri Sendikası (ASLEF) üyesi işçiler ve UNITE sendikasına üye 1600 otobüs şoförü katıldı. Ülkede ulaşım durma noktasına geldi. RMT ve TSSA sendikasında örgütlü işçiler 18 Ağustosta iş durdururken takip eden dört gün farklı bölgelerde gerçekleşen iş durdurmalarla ülkede grev rüzgârı esti. Londra’nın metro istasyonlarında ve otobüs hatlarında çalışan işçilerden ülke çapındaki ulusal demiryolu ağında çalışan işçilere kadar 50 binin üzerinde işçi greve çıktı. Grev hatlarında sendika bayraklarını dalgalandıran işçilere birçok sektörden işçi dayanışma ziyaretinde bulundu.
Grev dalgası haftası
29 Temmuz ve 1 Ağustosta İletişim İşçileri Sendikasına (CWU) üye 40 bin Britanya Telekom ve Open Reach işçisi greve çıkmış, 1987’den bu yana ilk defa ülke çapında grev gerçekleştirmişlerdi. İletişim işçileri 30-31 Ağustos tarihlerinde yeniden greve gidiyorlar. Yine CWU sendikasında örgütlü Royal Mail’de çalışan ve yüzde 97 ile greve “evet” diyen 115 bin posta işçisi ise 26 ve 31 Ağustos ile 8-9 Eylülde greve çıkacaklar. 31 Ağustosta grevlerini birleştirecek olan posta ve iletişim işçileri böylelikle 165 bin işçinin katılımıyla İngiltere’nin en geniş katılımlı grevini gerçekleştirecekler. İngiltere’nin en büyük konteyner limanı Felixstowe’da çalışan liman işçileri de 30 yıl sonra ilk kez greve çıktı. Ülkedeki deniz taşımacılığının neredeyse yarısını gerçekleştiren limandaki grev, İngiltere’nin en etkili ve önemli grevlerinden biri oldu. Enflasyon oranında zam isteyen Unite sendikasına üye 1900 işçinin 21 Ağustosta başlayan grevi 8 gün sürecek.
Öfkeli işçiler işgalle yanıt verdi
İngiltere’deki grev dalgası grev hazırlığındaki diğer sektörlerden işçilerin katılımıyla büyürken patronların ve hükümetin saldırıları da sınır tanımıyor. Sendika karşıtı tutumuyla bilinen ve dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Amazon, Tilbury deposunda çalışan işçilerin saatlik ücretlerine sadece 35 peni zam teklif etti. Bu teklif patronlar sınıfının pervasızlığını bir kez daha gösterdi. Hayat pahalılığı karşısında yaşam mücadelesi veren işçileri aşağılarcasına yapılan bu zam teklifi, depo işçilerinin sabrını taşıran son nokta oldu. Yaklaşık 700 sendikasız işçi Tilbury deposunun kafeteryasını işgal etti. 4 Ağustosta gerçekleştirilen bu eylemi Amazon’un Bristol, Coventry, Doncaster gibi diğer depolarındaki işçilerin eylemi izledi.
Sermayenin ve iktidarın işçi düşmanlığı
Patronların enflasyon oranının çok altında kalan zam tekliflerine, ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarına karşı işçiler “grev!” derken hükümet grev hakkını fiilen ortadan kaldıran adımlar atmaya devam ediyor. İktidardaki Muhafazakâr Parti’nin liderlik yarışındaki adayları peş peşe rekor kâr oranlarını açıklayan büyük şirketlere kârlarını daha da arttıracak vaatler sıralıyorlar. Sendikal hareketi bitirme sözleri veriyorlar. Greve çıkmayı zorlaştıran, sendikal hareketin önünü kesen işçi ve sendika karşıtı yasalara ek olarak grev hakkını kısıtlayacak, sendikaları etkisiz hale getirecek yasal düzenlemeler gündeme getiriliyor. İşçi ve sendika düşmanlığında Muhafazakâr Parti’den geri kalmayan muhalefetteki İşçi Partisi’nin mevcut liderliği de grev karşıtı tutumuyla işçilerin tepkisini çekmeye devam ediyor.
Sendikaların, İşçi Partisi’nin solunda duran milletvekillerinin, çeşitli demokratik kitle örgütlerinin başlattığı “Artık Yeter” kampanyasına yoğun ilgi gösteren işçiler, emekçiler ve gençler mücadele yoluna giriyor. İngiltere’de mücadele ve dayanışma güç kazanıyor.