
Rejimin 19 Mart saldırısının ardından Türkiye genelinde başlayan protesto gösterileri devam ediyor. Beklemediği bir halk tepkisiyle karşılaşan rejim, gösterilerin daha da büyümesini engellemek ve bastırmak için her türlü baskı ve korkutma aracını devreye sokuyor. Eylemlere katılan öğrenciler, onları destekleyen akademisyenler, avukatlar, haberlerini yapan gazeteciler, sendikacılar, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcileri ev baskınlarıyla gözaltına alınıyor, Eğitim Sen’e öğrencilerin boykot kararını desteklediği için soruşturma açılıyor. 19 Marttan bu yana 1700’den fazla kişi gözaltına alınırken, gözaltına alınanların 177’si tutuklandı.
İlk günden itibaren rejimin saldırısına ses çıkaran ve protestoların büyümesinde etkisi olan üniversite öğrencileri, 24 Marttan itibaren boykota başladı. Öğrencilerinin boykot kararını desteklediğini açıklayan KESK/Eğitim Sen üyesi akademisyenler de “Üniversite Öğrencilerinin Haklı Mücadelesine Destek Veriyoruz” diyerek 25 Mart Salı günü bir günlük grev kararı aldılar. İBB ve İmamoğlu’na yönelik saldırıya karşı olmakla sınırlı kalmayan, yoksullaşmaya, demokratik hakların ortadan kaldırılmasına, gençlerin geleceksiz bırakılmasına, liyakatsizliğe ve baskılara duyulan tepkinin ifadesi olan protestoların büyümesinden korkan siyasi iktidar, Eğitim Sen’i de hedef aldı. Sendikanın boykota destek ve bir günlük grev kararını açıklamasının ardından “suç işlemeye alenen teşvik etme” suçlamasıyla Eğitim Sen hakkında soruşturma başlatıldı. 26 Mart sabahı da Eğitim Sen İstanbul Üniversitesi Baş Temsilcisi Levent Dölek ev baskınıyla gözaltına alındı. Jet hızıyla sonuçlandırılan soruşturmada Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri hakkında iki haftalık ev hapsi cezası ve adli kontrol kararı verildi. Eğitim Sen, 25 Martta Genel Merkezi önünde, 26 Martta Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yaparak saldırıları protesto etti.
25 Martta Ankara’da Eğitim Sen Genel Merkezi önünde basın açıklamasına KESK’e bağlı sendikaların üye ve yöneticileri katıldı. KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, konuşmasında Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu’nun grev kararını üniversitedeki üyeleri olan öğretim elemanlarının iradesine ve çağrısına uyarak aldığını belirterek şunları söyledi: “Bugün tüm toplumun gözleri önünde ülkedeki hukuku, adaleti, anayasal ve yasal hakları tamamen rafa kaldıran adımlar atılmaktadır. Bu adımlar toplumun ezici bir çoğunluğu tarafından tepkiyle karşılanmaktadır. Milyonlar ülke olarak hepimizin geleceğini daha fazla karartan bu adımlara karşı tepki göstermektedir.”
26 Martta ifade vermek üzere Ankara Adliyesi’ne gelen Eğitim Sen MYK üyeleri Adliye önünde açıklama yaptı. KESK ve bağlı sendikaların yöneticileri, KESK Ankara Şubeler Platformu da Adliye önündeki açıklamaya katılarak destek verdi. Burada konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Eğitim Sen üyesi akademisyenlerin üniversitelerde yaşanan protestolar nedeniyle bir günlük iş bırakma kararı aldığını, buna karşın Milli Eğitim Bakanı’nın sanki tüm eğitim kademelerinde bu karar alınmış gibi yetkisi dahi olmadan akademisyenler hakkında adli soruşturma başlatılacağını söylediğini belirtti. Bu yaklaşımın hukuki değil siyasi olduğunu vurguladı. Devamında “Bütün bunlar gösteriyor ki hukuk tamamen siyasallaşmış, toplumsal muhalefeti sindirmeye dönük bir araç haline getirilmiş ve biz de bu kapsamda bugün ifadeye çağrılmış durumdayız” dedi.
Mahkeme, sendikanın MYK üyeleri hakkında iki hafta ev hapsi cezası ve sonrasında adli kontrol kararı verdi. Kararın açıklanmasının ardından bir kez daha adliye önünde açıklama yapan Kemal Irmak, kararın hukuki değil siyasi olduğunu belirtti. Mücadeleye devam edeceklerini vurgulayan Irmak, “Haksız hukuksuz hiçbir çaba bizi yolumuzdan döndüremez, yıldıramaz” dedi. Açıklamanın ardından “Baskılar Bizi Yıldıramaz” sloganı atıldı.
ODTÜ’de öğrenciler ve öğretim üyeleri birlikte yürüdü
Üniversite öğrencilerinin boykotu üçüncü gününde devam ederken Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyeleri de iş bırakarak, öğrencilerle birlikte kampüs içinde yaptıkları yürüyüşle Eğitim Sen’e yönelik baskıları protesto etti. Yürüyüş sırasında “Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganı atıldı. Yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi: “Ülkemizde uzun süredir muhalefetin farklı odakları üzerine yapılan baskılar kaygı verici boyutun ötesine geçmiştir. Aynı şekilde iktidarın üniversiteler üzerinde yıllardır süren baskısı, son yaşanan gelişmelerle birlikte daha da ağırlaşmış durumdadır. İstanbul Üniversitesi’ndeki diploma iptalleri, Anayasal özerkliğe sahip üniversitelerin özgürlüklerinin siyasal iktidar tarafından nasıl boğulmakta olduğuna yalnızca bir örnektir. 28 kişinin lisans diplomasının iptali ile sonuçlanan süreç yalnızca bireylerin hukuki güvenliğine ve haklarına değil, üniversitelerin demokratik ve özerk yapılarına da müdahale anlamı taşımaktadır. Üniversiteler siyasi baskının bir unsuru ya da aracı olamaz, olmamalıdır.”