
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), “Meydanlarda verdiğimiz demokrasi mücadelesini işyerlerine de taşıyoruz!” şiarıyla 28 Martta örgütlü olduğu işyerlerinde yarım gün iş bıraktı. Sabah saatlerinde işçiler işyerlerinde DİSK’in ortak bildirisini okudu. İstanbul, İzmir, Eskişehir, Adana, Diyarbakır, Muğla, Samsun, Antalya, Denizli, Mersin’de meydanlarda basın açıklamaları yapıldı. Çeşitli kentlerde yapılan açıklamalara KESK, TTB, TMMOB üye ve yöneticileri de katılarak destek verdi.
İşyerlerinde okunan bildirilerde küçük bir azınlığın servetine servet kattığı, gelirde ve vergideki adaletsizlikle ülkede adaletsizliğin büyüdüğü, hapishanelerin seçim kazanan siyasetçiler, işçilerin hakkını savunan sendikacılar, gerçeklerin peşinde koşan gazeteciler, itiraz edenlerle dolduğu söylendi. Demokrasinin işçinin ekmeğinin güvencesi olduğu belirtilerek “35 yıllık diplomayı iptal ederek, yargıyı devreye sokarak siyasi rekabetin ortadan kaldırıldığı bir ortamda yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik büyür. Tehlikede olan tutuklanan siyasetçiler değildir. Tehlikede olan soframızdaki ekmektir, çocuklarımızın geleceğidir ” denildi.
İstanbul’daki eylem Beylikdüzü Belediyesi önünde yapıldı. DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin beraber yaptığı açıklamada “Emeğimiz, Haklarımız, Geleceğimiz ve Demokrasi İçin Ayaktayız!”, “Darbeye Hayır, Halk İradesi Engellenemez” yazılı pankartlar açıldı. Beylikdüzü Emek, Demokrasi ve Barış Güçleri temsilcileri eyleme katılarak destek verdi.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yaptığı konuşmada siyasi iktidarın Türkiye’yi asgari ücretliler, çalışan emekliler, okula aç giden çocuklar, her gün şiddete maruz kalan kadınlar, patronundan daha fazla vergi ödeyen işçiler, emekçiler ülkesi haline getirmeye çalıştığını ve kimsenin buna ses çıkarmasını, muhalefet etmesini, itiraz etmesini istemediğini söyledi. Çerkezoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Buradan sesleniyoruz; baskıyı, zulmü kendi iktidarlarının güvencesi olarak görenler bilsinler ki işçilerden, emekçilerden, kadınlardan, gençlerden yani halktan daha büyük bir güç yoktur. İkinci olarak bütün bu baskı politikaları karşısında emeğimize, ekmeğimize demokrasiye sahip çıkabilmek için yan yana omuz omuza vereceğiz ve mutlaka örgütleneceğiz. Bu tehlikeyi savuşturmak için, bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için, bu ülkenin aydınlık geleceğini kurmak için acilen örgütleneceğiz.”
Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt da bir konuşma yaparak şunları söyledi: “Korkmuyoruz, korkmayacağız, direnmeye devam edeceğiz. Yirmi üç yıllık baskının karşılığında öğrenciler, emekçiler, emekliler, kadınlar çürümüşlüğe, yoksulluğa, yolsuzluğa karşı sokakta direniyor. Kendini gözden geçirmesi gereken iktidar sokağa çıkanları hedef alıyor. İmamoğlu’nun tutuklanması, belediyelere kayyum atanması toplumun farklı kesimlerinden kişilerin gözaltına alınması ve tutuklanması, hiç birisi tesadüf değildir. Kendilerini halkın efendisi, halkı da köleleri gören bu iktidar kendi saltanatları devam etsin diye ülkeyi kendileri için dikensiz gül bahçesine döndürmeye çalışıyorlar.”
Eylemde “Faşizme Karşı Omuz Omuza”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Direne Direne Kazanacağız” sloganları atıldı.
İzmir’de binlerce işçi ve öğrenci Cumhuriyet Meydanında buluştu. Grev türküleri eşliğinde halaylar çekildi. Eyleme üniversite öğrencileri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler destek verdi. Eylemde DİSK, KESK İzmir Şubeler Platformu, İzmir Tabip Odası, TMMOB, İzmir Barosu adına ortak açıklamayı DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı yaptı. Sarı, her gün iktidarın seçim kaybettiği başka bir belediyeden soruşturma, tutuklama, gözaltı haberlerinin geldiğini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Halk desteğini yitirenler, siyasi rakiplerine yönelik hukuk dışı bir operasyon süreci işletiyor. Buna itiraz eden çocukları, gençleri, işçileri, emekçileri, kadınları, gazetecileri tutukluyor. Anayasal toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmak tutuklanma gerekçesi olarak gösteriliyor.” Sarı, iktidarın grev, sendikalaşma, toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkı, ifade özgürlüğü ve seçme seçilme hakkına el uzattığını belirtti. Konuşmasını “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” diyerek sonlandırdı.