
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanında Yaşar Kemal, sömürülenlerle sömürücüler arasındaki büyük çelişkiyi anlatır. “Çünkü” der, “sömüren güçlü azınlıkla, sömürülen ve güçsüz sanılan çoğunluk, her çağda vardı. Ama bu çelişki günümüzde alabildiğine yoğunlaştı, keskinleşti, somutlaştı.” Bugün dünyamızda bir avuçluk patronlar sınıfının karşısında açlık ve yoksulluk çukurunda biriken milyarlarca insan var.
İşçi sınıfı ile sermaye sınıfı arasındaki büyük çelişkiyi romanında sembollerle anlatır Yaşar Kemal. Roman hakkında şöyle der: “Doğanın en büyük hayvanı olan fili sömürücü olarak aldım. Benden önce halk, bu zavallı garip hayvanı, ona düşmanlığından değil, sırf iri gövdesinden ötürü, sömürücüye simge olarak almış. Salt sömürücünün iriliğini göstermek için. Sömürülenlerin çokluğunu, çalışkanlığını, yaratıcılığını göstermek için de halk karıncayı almış. Bu benim için dehşet bir şeydi. İyi anlatılabilirse, çocuklar da, büyükler de, bu iki hayvanın çelişik görünüşünden, çağımızın en büyük, en korkunç çelişkisini kolaylıkla anlayabilirdi.” Son derece sürükleyici ve heyecan verici anlatımıyla, romanı okuyan kişi merakla “iğne ucu kadar karıncalar devasa filleri yenebilir mi?” sorusunun cevabını arar.
Filler Sultanı, çalışkan ve hünerli karıncaların ülkesine açtığı savaşta milyonlarca karıncayı öldürtüp, kalanları teslim olmaya zorlamıştır. Savaşı kazanan Filler Sultanı karıncalara seslenir: “Bütün karıncalar birikip bana bir sırça saray yapacaksınız. Sırça saray şu dağın tepesinde olacak, dünyanın öteki ucundan da görülecek. Sarayın ambarlarını, kilerlerini balla, yağla, iksirle, türlü yiyeceklerle, yaşam suyuyla dolduracaksınız. Bu saray öylesine parlak olacak ki, dünya onun şavkından gece bile ışıyacak, ortalık gün hiç batmamış gibi olacak. İçine bin, iki bin, beş bin, on bin fil girecek, ama bu saray çökmeyecek.” Gerçekten de karıncalar kan ter içinde çalışarak bir yıl içinde sarayı yaparlar. Ama Filler Sultanının hırsı dinmez; yeni saraylar yeni tahtlar ister. Karıncaların kurtuluş umudu kalmaz, fillerin bitmek bilmeyen taleplerine çaresizce boyun eğerler. Çünkü Filler Sultanı karıncaların ruhuna da hükmetmenin bir yolunu bulur.
Yaşar Kemal bu durumu şöyle anlatır: “Bu romanda karıncaların kişiliklerini, yaratıcılıklarını ellerinden alabilmek için filler önce karıncalara öz dillerini unutturmaya çalışıyorlar. Fil okulu açıyorlar. Karıncaları filleştirme okulu. Karıncayı filleştirme okulları, borazanlar, kitle haberleşme araçlarıyla beyin yıkayıcı her türlü yayın yapılıyor.” Filler Sultanı karınca ülkesinin her tarafına borazanlar gönderir. Şöyle anlatır Yaşar Kemal: “Borazanlar en çok onların umutlarını kıracaklar, bu düzeni Tanrının, doğanın böyle kurduğunu, fillerin fil, karıncaların karınca yaratıldıklarını, bunun hiçbir zaman da değişmeyeceğini, ancak çalışarak, didinerek, fillerin gözlerine girerek karıncaların fil olabileceklerini, o da ancak karınca kadar fil olabileceklerini yineleyecekler. Borazanlar güzel uyutucu türküler söyleyecekler, sazlar çalacaklar, hepsi uyutucu, umutsuz, karanlık olacak. Karıncaları çürütecekler.”
Bugün de işçi sınıfı borazan sesleriyle kuşatılıyor. Özellikle medyada sürekli “çalışırsan başarırsın” masalları anlatılıyor. Tuvalet molası bile çok görülen işçilere “başarı”, “kısa yoldan zenginleşme” hikâyeleri anlatılıyor. Serbest çalışma modeli teşvik ediliyor, bu şekilde güvencesiz çalışanlar “kendi işinin patronu” olduklarına inandırılıyor. Bireysel kurtuluş yüceltiliyor, özellikle gençler “karınca kadar fil” olma yolunda her türlü rekabetin mubah olduğuna ikna ediliyor. Sendikalaşmak, örgütlenmek, haklarına sahip çıkmak isteyen işçiler ise baskıyla sindirilmek isteniyor. Yani bir taraftan sınıf atlama hayali pompalayan bugünün sultanları, diğer yandan toplumda filizlenen umutları kırmak için her türlü araca başvuruyorlar. Tıpkı Filler Sultanının yaptığı gibi birlik, dayanışma, güven gibi değerlere saldırıyorlar.
Mesela Filler Sultanı karıncaları bölüp parçalamak, güçsüz düşürmek için yaptıklarını şöyle anlatır: “Hiçbir kırmızı sakalın birbirini sevmesine fırsat, izin vermeyeceksiniz. Bunlar birbirini sevmeye başladılar mı, sevginin olduğu yerde bireycilik barınmaz, korku, aşağılanma barınmaz, zinhar sevgiye izin vermeyeceksiniz. Bunlar birbirini sevmeyi öğrenirlerse bizi de, filleri de erinde geçinde yenmesinin bir yolunu bulurlar.” Nihayetinde Filler Sultanının korktuğu başına gelir… İğne ucu kadar küçücük, çalışkan ve hünerli karıncalar imkânsız görüneni başarır, birlik olur, fillere karşı mücadeleye girişir ve kocaman filler ordusunu yenerek sömürüden kurtulurlar. Yaşar Kemal’in son cümlesi ise şudur: “Kıssadan hisse, yeryüzünün bütün karıncaları birleşince…”