Navigation

Buradasınız

Hakkımız Olmayan Tek Şey, SUS-MAK!

Zor zamanlardan geçiyoruz. Nedenini bilsek de bilmesek de her şey üstümüze üstümüze geliyor. Günde 10 ile 16 saat arası çalışmaktan, ücretlerin geçinmeye yetmemesinden, her gün daha da dibine battığımız siyasi-ekonomik istikrarsızlıktan, savaştan, ölümlerden, cinayetlerden ve daha onlarca nedenden dolayı hayattan bıkmış durumdayız. Sırtımızda kaldırabileceğimizin on kat fazlası bir yük var, altında eziliyoruz. Ama ezilirken patronlar sınıfını zengin eden balımızı bırakmayı da ihmal etmiyoruz. Öyle bir bal bırakıyoruz ki, egemen sınıf, bizim balımızla yediği önünde yemediği ardında, hiçbir zevkten mahrum kalmadan yaşayabiliyor.

Biz işçi sınıfı dünyadaki bütün nimetleri hak ediyoruz. Mutlu bir yaşamı, doyasıya yemeyi, gülmeyi, eğlenmeyi, düşünmeyi hak ediyoruz. Çünkü her şey bizim ellerimizle emeğimizle can buluyor. Ama bir şeyi hak etmiyoruz; SUSMAYI. Üzerimizdeki ağır kara bulutları dağıtmak ses çıkarmaya başlamakla olur.

Kapkara ve kahırla yüklü bulutlar çökmüş üzerimize. Başımızı kaldıracak takatimiz kalmamış. Öyle anlar geliyor ki sıkıyoruz, sıkıyoruz dişimizi nerdeyse kırılacak. Sıkıyoruz, sıkıyoruz yumruklarımızı kaslarımızı koparırcasına. Ya da öylesine aklımızla oynuyorlar ki sanki hiçbir sorun yokmuş gibi yaşayıp gidiyoruz.

Her gün para hesabı yapıyoruz. Çok olduğundan değil, olmadığından. Ay sonu nasıl gelecek, yarına yol parası nasıl bulunacak, çocuğa harçlık nasıl ayarlanacak, kredi borcunun ne kadarı ödenecek, ev sahibi bu ay nasıl atlatılacak?…” Bütün bunlar yaşamı çekilmez kılarken bir yandan da olağanmış gibi yaşanıyor. Peki, neden sormuyoruz başka bir yaşam mümkün değil mi diye?

Her gün onlarca işçi iş cinayetlerinde ölüyor. Evet, ölüyor! Yaşamdan kopuyor yani. Çoluğu çocuğu ardında kalıyor. Beraberce yaşanacak uzun bir hayat patronların kasasına daha fazla para girsin diye feda ediliyor. Her gün ölüm haberleriyle uyanıyor uyuyoruz. İş cinayetlerinde ölenlerin yanına haksız savaşlarda, paylaşım savaşlarında ölenler ekleniyor. Gencecik fidanlar ne için ölüyorlar? “Etrafımızı çepeçevre saran düşmanlardan vatanı korumak için” mi? Egemenler bugün düşman olduklarıyla yarın dost olduklarında o gencecik fidanlar geri gelecek mi? Hangi ananın oğlunu-kızını hangi fani geri getirebilir?

Sabi sübyan, körpecik bedenler kirli ellerin iğrenç istismarına uğramadı mı? Uğramıyor mu hâlâ? Her gün gözümüzün önünde olmuyor mu bu iğrençlikler? Körpecik yoksul bedenler alevler içinde anne şefkatinden mahrum kül olup yanmadı mı? Yanmaya devam etmiyor mu bombalarla viran olan şehirlerde?

Şimdi soralım kendimize bütün bunlar olurken biz ne yaptık? Ne yapıyoruz? Yoksulluk çeken, geleceği çalınan, tecavüze uğrayan, yakılan çocuklarımıza karşı sorumlu değil miyiz? Evlatlarını her türlü zulümde kaybeden analara karşı sorumlu değil miyiz? Kendi bedenimize, hayatımıza karşı sorumlu değil miyiz? Haksızlık karşısında susmanın hesabını verebilecek miyiz?

Biz işçi sınıfı dünyadaki bütün nimetleri hak ediyoruz. Mutlu bir yaşamı, doyasıya yemeyi, gülmeyi, eğlenmeyi, düşünmeyi hak ediyoruz. Çünkü her şey bizim ellerimizle emeğimizle can buluyor. Ama bir şeyi hak etmiyoruz; SUSMAYI. Üzerimizdeki ağır kara bulutları dağıtmak ses çıkarmaya başlamakla olur. Birimiz ses verdiğinde diğerimiz onu duyar güç alırız. Sonra diğerleri duyar ses büyür büyür aydınlık olur. Haksızlığa boyun eğmeyen onurlu bir yaşam olur. Tercih bizim: Ya birleşir, devleşir; tecavüzcüleri, katilleri, hırsızları, bezirgânları, haydutları yani para babalarını ezer geçer, kendimiz, çocuklarımız ve sevdiklerimiz için tertemiz bir dünya kurarız ya da tek başımıza haksızlıklar karşısında susmanın yüreğimizde bıraktığı kaya gibi ağırlıkla sefil bir hayat yaşarız. TERCİH BİZİM!

1 Nisan 2017

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kanada’nın Saskatchewan eyaletinde kamuya bağlı Crown şirketlerinde su ve kanalizasyon, enerji dağıtımı, iletişim hizmetlerinde çalışan ve Unifor Sendikası üyesi yaklaşık 5 bin işçi greve çıktı. Eyalet hükümeti şirket çalışanları için beş yıllık bir...
  • Pakistan’ın Hayber-Pahtunhva eyaletinde doktorlar başta olmak üzere hemşirelerin ve diğer sağlık çalışanlarının da dâhil olduğu yaklaşık 45 bin sağlık işçisi greve çıktı. Eyalet hükümetinin sağlık sektörünü özelleştirme çalışmaları kapsamında...
  • Kapitalist sistemde bir işçinin kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürmesi mümkün değil. UİD-DER Kadın Komitesi olarak emekçi kadınlarla bir araya geldik. Yaşamlarındaki zorlukları, bir sosyal yaşamlarının olup olmadığını sorduk. Bir dokunduk, bin ah...
  • Toplumsal anlamda yaşadığımız sorunlar kat be kat artıyor. Kapitalist sistem, tüm dünyada küresel bir kriz yaratmış durumda. Bu krizi yaratan patronlar ve onların temsilcisi yönetenler, krizin faturasını işçilere, emekçilere ve onların çocuklarına...
  • 26 Eylülde İstanbul’da yaşanan 5,7 büyüklüğündeki deprem sonrasında burjuva medya tarafından hiç vakit kaybetmeden korku senaryoları üretilmeye başlandı. Depreme karşı önlem almak için büyük miktarda vergi toplayan devletin ve yerel yönetimlerin...
  • 10 Ekim 2015 tarihinde sendikalar, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri tarafından Ankara’da düzenlenen barış mitinginin IŞİD tarafından kana bulanmasının üzerinden tam 4 yıl geçti. “Emek, Barış ve Demokrasi” talepleriyle düzenlenen...
  • Ben üniversite öğrencisi bir işçi çocuğuyum. Geçtiğimiz günlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın “Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok” açıklamasına internette denk geldim. Haberi gördükten sonra arkadaşlarımla paylaştım. Bu duruma hem...
  • Güney Amerika ülkesi Ekvador’da işçi sınıfı ve emekçiler Şubat ayından bu yana ayakta. Ülkenin dört bir yanında eylemlerle hükümeti protesto eden işçi ve emekçiler, seslerini daha güçlü çıkarmak ve egemenlere duyurmak için başkent Quito’ya akıyor....
  • Irak’ta 1 Ekimde yolsuzluğa, işsizliğe ve kamu hizmetlerinin yetersizliğine karşı emekçiler sokaklara döküldü. Başkent Bağdat’ta başlayan kitlesel protestolar kısa sürede Basra, Nasıriye, Amara ve diğer şehirlere sıçradı. Protesto gösterilerine...
  • Emeklilikte Yaşa Takılanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Gebze Şubesi, 1. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirmiş, yeni yönetime Nuh Erdoğan, Gürcan Yücak, Selçuk Süzen ve Özgür Kotan seçilmişti. Uluslararası İşçi Dayanışması Derneğini...
  • Merhaba dostlar. Biz UİD-DER’li bir grup sağlık işçisiyiz. Yaşadığımız bir olayı daha sizlerle paylaşmak istedik. Bir süredir merkezi Marmara olmak üzere depremlerle sarsılıyoruz. İstanbul ve çevresinde bu artçı depremler 24 Eylül itibariyle artış...
  • Market durağında yavaşlayıp baktım. Tanıdık bir yüz göremeyince, arabaya tekrardan gaz verip gideceğim sırada, kısa boylu, göbekli, kalın dudaklı esmer biri arabaya doğru hareketlendi. El kol hareketi yapıp arabayı durdurmaya çalıştı. Yavaşladım....
  • Karayipler’in en yoksul ülkelerinden biri olan Haiti’de yoksul işçi ve emekçilerin protesto gösterileri devam ediyor. Haiti halkı, Şubat ve Haziran aylarında yüksek enflasyona, yoksulluğa ve hükümetin yolsuzluklarına karşı ayağa kalkmıştı. Haitili...