Navigation

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Buradasınız

Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü

1970’ler: Emekçi kadın artık daha güçlü

8 Mart 2021 - 17:10

1-ikd-yuruyusu-1976.webp

İlerici Kadınlar Derneğinin yürüyüşünden bir kare

İlerici, mücadeleci kadınların baskısıyla Birleşmiş Milletler 1975 yılını “Dünya Kadın Yılı” ilan etti. Ama 1977’de de 8 Mart’ı gerçek özünden koparmak üzere hamlesini yaptı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü, kadınlara hediyeler alınarak kutlanacak bir tüketim gününe dönüştürmek üzere “dünya kadınlar günü” ilan etti. Aynı dönemde, uzun yasaklı yılların ardından İlerici Kadınlar Derneğinin çalışmalarının da katkısıyla, Türkiye’de 8 Mart meşalesi yeniden yakılıyordu. İlk kitlesel 8 Mart kutlaması 1976’da yapıldı.

Kırmızı çatkılı kadınlar, yani İKD’li kadınlar, 8 Mart’lara olduğu gibi 1 Mayıs’lara da coşku katıyorlardı. Ve bütün baskılara, yasaklara, kapatma kararlarına rağmen 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesine kadar 8 Mart’ı kutlamaya, hayat pahalılığına, zamlara, artan işsizliğe, baskılara ve devlet şiddetine karşı mücadele etmeye devam edeceklerdi.

Dünyanın neresinden olursa olsun, hangi dilden, hangi milletten olursa olsun işçilerin yaşam koşulları, özlemleri, umutları, acıları ve sevinçleri birbirine benzer. Emekçi kadınların yaşamları, kendi ülkelerinin kadın, erkek para babalarından farklıdır. Hâl böyleyken bir millete mensup olmakla övünmemizi, başka ülkelerden insanlara düşman olmamızı öğütleyenler nasıl haklı olabilir peki? Bir işçi böyle köhne bir düşüncenin arkasından nasıl gider algıları çarpıtılmamışsa? Türkiyeli emekçi kadınla ücretini yükseltmek için mücadele eden İngiliz emekçi kadın arasında ne fark vardır ki düşman olsunlar? Şimdi izleyeceğimiz videodaki kadınlarla burjuva kadınların yaşamı arasında ne ortaklık vardır ki, ortak talepleri ve mücadeleleri olsun? 8 Mart ruhu işte bu soruların sorulmasıyla doğmuştur ve daha da güçlenecektir soranların sayısı arttıkça. Hayatımızın ta kendisi olan filmlerden kesitler izleyelim…

Emekçi Kadınlardan 8 Mart Mesajları

8 Mart 1857’de, ABD’nin New York kentindeki 40 bin dokuma işçisi, daha iyi çalışma koşulları için bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçileri fabrikaya kilitlemesi, o sırada çıkan yangında işçilerin diri diri yanmasına yol açtı. Bu yangında 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine binlerce insan katıldı, o kadınlar yalnız değildi artık. İşte bu yüzden de biz emekçi kadınlar için 8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü çok önemli. Bugün 8 Mart’ın içini boşaltmaya çalışalar da biz emekçi kadınlar için o bir hediye günü değildir. Yaşadığımız dünyada kapitalizm büyük bir krizin içinde ve kadınlar bu krizden her anlamda etkileniyorlar. Çalıştığımız işyerlerinde de türlü zorbalıkla karşı karşıyayız. Ancak biz örgütlü kadınlar bu zorbalığa dur diyeceğiz. Biz biliyoruz ki patronlar biz kadınlardan korkuyorlar, çünkü kadın örgütlenirse dünyayı sarsar. O yüzden biz emekçi kadınların önlerine engeller koysalar da yılmayacağız. 1857’de işçi kadınlar yılmadılar, canlarını kaybetme uğruna mücadele ettiler. Eşit işe eşit ücret sloganlarıyla ABD sokakları çınlıyordu. Kadınlar ve erkek kardeşleriyle omuz omuzaydı. Biz de bugün aynı kararlılık ve azimle mücadele ediyoruz ve eninde sonunda kazanacağımızı biliyoruz.

Okmeydanı’ndan bir grup kadın işçi