Navigation

Buradasınız

Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü

Atlantik’in Ötesi: ABD’nin ilk kadın grevcileri geliyor

7 Mart 2021 - 12:00


1-cocuk-isciler-ingiltere.webp

1800’lü yıllarda Amerika’da sanayi çok büyük bir hızla gelişiyordu. İşçiler, çocuk, kadın, yaşlı demeden uzun saatler boyunca iliklerine kadar sömürülüyor, açlık ve sefalete mahkûm ediliyordu.

30 Aralık 1828’de New Hampshire eyaletinin Dover bölgesinde bir tekstil fabrikasında çalışan 800’e yakın işçi kadın, Amerikan tarihinin ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Daha önceleri çiftliklerde çalıştırılan kadınlar ve çocuklar, artık fabrikalarda çalışmaya başlamış ve patronlar için sınırsız sömürü kapıları açılmıştı. Kadın işçiler günlük 47 sente çalışıyor, bunun yarısı da yemek ve oda ücretine kesiliyordu. Fabrika içinde konuşmak yasaktı. Kesilen cezalardan arta kalan ücretleriyle, fahiş fiyatlarla fabrika marketinden alışveriş yapmak zorundaydılar.

1828 de şirketin el değiştirmesiyle yeni ücret politikaları uygulamaya konuldu. Ücretlerden günde 5 sent daha kesinti yapılması bardağı taşırmış ve işçiler ilk grev deneyimini başlatmıştı. “Ücretlerimizi düşüren yeni ücret politikasını asla kabul etmiyoruz. Çoğumuz ailemiz, evimiz ve arkadaşlarımızdan uzaktayız. Doymak bilmeyen bu sistem ve patronlar yüzünden sürekli çalışmak zorunda kalıyoruz” diyen kadın işçiler, haksızlığa karşı seslerini yükseltmişlerdi. Sonraki yıl fabrika sahipleri, pamukla yapılan işin daha fazla ve kaliteli olması için pencereleri çivileyerek kapattırdılar. Fabrika o kadar sıcak ve nemli olmuştu ki işçiler baygınlık geçiriyordu. Bu duruma karşı çıkan kadın işçiler, temiz hava almanın hakları olduğunu söyleyerek bir protesto hareketi başlattılar. Bu onların ilk deneyimiydi, 2 gün sürdü ama ilerleyen yıllarda “fabrika kızlarına” örnek olacaktı.

2-dover-1828.webp

Dover, 1828

3-lowell-girls.webp

Lowell kasabasında çalışan pamuk işçileri, daha sonra onlara Lowell Girls denecekti.

Güneş doğmadan daha, Amerika’nın Lowell kasabasında, çan sesleriyle uyanırdı fabrika kızları. Pamuğu ipliğe, ipliği kumaşa, kumaşı elbiseye dönüştürürdü elleri. Hayatın güzelliklerini yaşayamadan geçerdi ömürleri, bu zindan gibi fabrikalarda. Yaşamak için ciğerlerine çektikleri pamuk tozuydu. Toz, ciğerleri sökülürcesine öksürtürdü gencecik kadınları. Kadınlar günde ortalama 14 saat bu tekstil fabrikasında çalıştılar. Her gün tekrar eden bir döngüydü. Karın tokluğuna, çocuk yaşta başlıyorlardı çalışmaya. Ne güneşin doğuşunu ne de batışını görebiliyorlardı. Fakat kaybetmediler umudu ve gözlerindeki ışığı! Onların öyküsü bizlere mücadeleyi anlatır, boyun eğmemeyi, alın terine sahip çıkmayı anlatır.

1836 Ekim’ine gelindiğinde fabrikada ücretlerin düşürüleceği açıklanır. Uzun çalışma saatlerine karşın ücretlerin düşürülmesi büyük bir öfkeye yol açar ve bir karar verilir: Grev! Bunun üzerine saldırıya geçen patronlar fabrikayı kapatmak, kadınları korkutmak ister. Ancak karşılarında susup boyun eğen değil, gür sesle haklarını savunan emekçi kadınları bulurlar. Fabrika kızlarından biri çıktığı bir yükseklikte arkadaşlarına seslenir: “Ücretlerimizi düşürmek için patronların yaptığı tüm girişimlere karşı direnmek görevimizdir!” Bu, Lowell’de bir kadının toplum içindeki ilk konuşmasıydı ve büyük bir şaşkınlığa neden oldu. Takip eden günlerde kadın işçiler yürüyüşler düzenledi. Henüz bir bayrakları ya da müzikleri yoktu ama kendi şarkılarını ürettiler:

Ne yazık değil mi?
Fabrikada eriyip yitmek ya da ölmeli miyiz?
Özgürlüğüme düşkünüm
Ben köle olamam
Köle olmayacağım!

Kadın işçilerin eşit işe eşit ücret talebi Lowell’ın fabrikalarından tüm ülkeye yayılarak büyüyecekti.

Emekçi Kadınlardan 8 Mart Mesajları

Bu düzende emekçi bir kadın olmak zor. Sorumluluklarımız çok fazla, sürekli fedakârlık yapmamız gerekiyor. Bir de ekonomik sıkıntılarla boğuşunca umutsuzluğa kapılmak, yetemediğini, eksik kaldığını, hayatın yarım kaldığını hissetmek işten değil. Peki, böyle bir yükün altında ezilen biz emekçi kadınlar nasıl ayakta kalacağız? Elbette mücadeleyle… Mücadele ettikçe eksik hissettiğim her şey ama her şey tamamlandı. Ben buna mücadeleyle iyileşmek, yenilenmek diyorum. Mücadele ettikçe güçlendim, özgüvenim arttı; işyerinde, evde, dostların arasında, yani her yerde fikirlerini çekinmeden söyleyen, haksızlığa karşı dimdik ayakta durabilen bir emekçi kadın oldum. Tarihteki örneklerden de biliyoruz ki emekçi kadınların yaşamı ancak mücadeleyle tamamlanabilir, ancak mücadeleyle haksızlıklara karşı durulabilir. Tüm emekçi kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyor ve UİD-DER çatısı altında mücadeleye çağırıyorum. UİD-DER yürüyor, biz emekçi kadınlar mücadeleyle büyüyoruz.

İstanbul/Sarıgazi’den bir kadın işçi

5-isg-uzmani.webp

Ankara’dan iş güvenliği uzmanı bir emekçi kadın