Trade Unions and Legal Barriers to Getting Unionised

Although many debates took place before the law was put into force and the bill had been on the agenda since 2009, trade unions were not willing to wage a determined struggle against the bill. Some of them even chose to collaborate with the AKP government behind the doors. The trade unions on the whole did only ineffective token actions. This is not surprising because they have been doing the same in relation to similar attacks since 2009.
The law of trade unions and the law of collective bargaining, strike and lock-out were combined into a single law on 7 November 2012. This law maintains the barriers and restrictions on trade unions. One of the most important barriers is the thresholds for utilising the right to collective bargaining. According to the previous law, trade unions were forced to organise at least 10% of the workers in an industry on a national level and 50% of the workers in a workplace. By the new regulations the national threshold was lowered to 3%. But there is a transition period of 5 years in which for the first 3 years the barrier will be 1%, and then it will be raised to 2% for the next two years and finally it will be fixed at 3% by 2018. The workplace threshold was maintained at the same level (%50).
Although the new regulation seems to be an improvement from the standpoint of the working class, in effect, it amounts to a worsening of conditions for workers to utilise collective bargaining. Since definitions of industries were changed and certain industries are combined into new larger industries, in practice, trade unions are forced to organise much more workers than they had to do in the past. The number of legally defined industries was reduced from 28 to 20. According to this new regulation, 7 trade unions already lost their legal capability to sign collective agreement in their industries. So the number of those trade unions which do not have the legal capability of signing collective agreement rose to 26.
Moreover, the new law introduces a stricter system of establishing the total number of workers in industries. Previously the figures were established according to the data of Ministry of Labour. Now, they are established according to Social Security Institution data, which multiplied the number of registered workers. So the new threshold of 3% is actually higher than the old threshold of 10%. This is a serious attack against trade unions which may cause a total de-unionisation in some industries.
Although many debates took place before the law was put into force and the bill had been on the agenda since 2009, trade unions were not willing to wage a determined struggle against the bill. Some of them even chose to collaborate with the AKP government behind the doors. The trade unions on the whole did only ineffective token actions. This is not surprising because they have been doing the same in relation to similar attacks since 2009. They did not mobilise their rank and file against the attacks such as the introduction of flexible work, cuts in social security, job security, and cuts in fringe benefits.
There are new attacks in the pipeline such as eliminating severance payment, subcontracting of main work, introduction of differential levels of minimum wage according to different regions of the country, introduction of private employment companies (“slave offices”), increasing of probationary term from two to four months for workers under 25. It is clear that under these circumstances fighting unions are desperately needed. Combative trade union leaders and organizers have a big responsibility to organize an effective resistance.
Trade unions should make an effort to launch an all-out organizing campaign. Otherwise trade unions will become completely ineffective. The working class desperately needs a revival of the tradition of militant unionism, which, before the military coup of 1980, played an important role in pushing back the bosses and making a lot of gains. Militant unions were also influential in making workers feel self-confident, which is the most important element in struggle.
Translated from İşçi Dayanışması (Workers Solidarity) 59, 15 Fabruary 2013
Son Eklenenler
- Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), “Meydanlarda verdiğimiz demokrasi mücadelesini işyerlerine de taşıyoruz!” şiarıyla 28 Martta örgütlü olduğu işyerlerinde yarım gün iş bıraktı. Sabah saatlerinde işçiler işyerlerinde DİSK’in ortak...
- KESK İstanbul Şubeler Platformu, 26 Mart sabahı ev baskınıyla gözaltına alınan ve savcılık ifadesi dahi alınmadan çıkarıldığı mahkemede tutuklanan Eğitim Sen İstanbul Üniversitesi işyeri temsilcisi Levent Dölek ve tüm tutukluların serbest...
- Geçtiğimiz günlerde acı bir kaybım oldu. Acımı sizinle de paylaşmak istedim. 22 yaşında, daha hayatının baharında olan kuzenim intihar etti. “Ne derdi vardı, annesi babası her dediğini yapıyordu” dedi kimileri. Kimisi “kız meselesidir” dedi.
- Rejimin 19 Mart saldırısının ardından Türkiye genelinde başlayan protesto gösterileri devam ediyor. Beklemediği bir halk tepkisiyle karşılaşan rejim, gösterilerin daha da büyümesini engellemek ve bastırmak için her türlü baskı ve korkutma aracını...
- Sevgili işçi kardeşlerim, “Birlik olmak”, ezilenler için çok şey ifade eder. İşçi sınıfımıza yol gösteren önderlerimizin, büyüklerimizin öğütleri bize birlik olmadan güçlü olamayacağımızı hatırlatır.
- İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, Ocak ayında bir rapor yayınladı. Rapora göre bugün dünyanın en zengin 10 kişisi günde ortalama 100 milyon dolar kazanıyor. Yani her 1 saniyede servetlerine 1157 dolar (mevcut kurla 42 bin lira)...
- İşsiz kalmak hepimiz için sorun. Bugün ülke genelinde 11,5 milyon kardeşimiz işsiz. Daha kötüsü bu işsizler ordusuna her gün içimizden binlerce insan ekleniyor. Kimisi emekliliğine gün sayıyor, kimisi evlilik hazırlıkları yapıyor, kimisi ilk...
- Rejimin 19 Martta başlattığı gözaltı saldırısının ardından, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli ve Beylikdüzü belediye başkanları ile birlikte aralarında İBB yöneticilerinin de olduğu çok sayıda isim tutuklandı, Şişli Belediyesine kayyum atandı. Başta...
- Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müesesesine bağlı maden ocağında 14 Ekim 2022 günü meydana gelen patlamada 43 maden işçisi hayatını kaybetmiş, 9 işçi de yaralanmıştı. Amasra katliamının ardından 4’ü tutuklu 23 sanığın yargılandığı davada Bartın Ağır...
- 21 Ocakta Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de çıkan yangının üzerinden iki ay geçti. İşyerinde, dehşetini hâlâ hissettiğimiz bu facia üzerine konuştuk. Ne var ki bazı arkadaşlarımızın söyledikleri bu faciayı hiç sorgulamadıklarını, üzerine...
- Sırbistan’da Novi Sad şehrinde bulunan tren istasyonunda 1 Kasım 2024’te beton sundurma çökmüş ve meydana gelen olayda 15 kişi yaşamını yitirmişti. Bu felaketten sonra başta öğrenciler olmak üzere binlerce işçi meydanları doldurmuş, kitlesel...
- Amerikalı sosyalist yazar Jack London, Londra’nın Doğu Yakasında tanık olduğu toplumsal eşitsizliği ve sınıfsal çelişkileri anlattığı romanına “Uçurum İnsanları” adını verir. 1902 yılında yazdığı kitabında, İngiltere egemenlerinin şaşaalı yaşamının...
- Oryantal Tütün fabrikası, dışarıdan bakıldığında devasa büyüklükte ve her yanı kapalı bir kale görünümünde. Fabrika Torbalı çıkışında Kemalpaşa yolu üzerinde bulunuyor. Arka tarafı neredeyse tamamen zeytinliktir ve yemyeşildir. Yolun karşı tarafıysa...