Navigation

Ücretsiz ve Nitelikli Kreş Haktır!

Ocak 2014, No:70

Çocukların bakımı ve yetiştirilmesi işçi aileleri için oldukça büyük bir derttir. Üstelik toplumda, çocuk bakımı ve ev işleri kadının tek başına üstlenmesi gereken bir görev olarak görülür. Bu nedenle, milyonlarca emekçi kadın eve hapsolmuş durumdadır. Kadınların yaşamı zordur, çilelidir. En zoru da bir işyerinde çalışırken çocuk sahibi olmaktır kadın için. Daha hamilelik sürecinde başlar sıkıntılar. İşten atılma riski vardır, kontroller için izin almak sıkıntılıdır. Doğum izni zaten yeterli değildir. 6 aylık ücretsiz izin kullanmak geçim derdini iyice arttırır. Günde iki saatlik süt izni çoğu işyerinde kullandırılmaz. Patronların kâr hırsı yüzünden, çocuk sahibi olmak mutluluktan ziyade eziyete dönüşür. Sonuçta çocuğuna bakabilecek bir yer bulamadığı için işten çıkmak zorunda kalan kadın işçiler eve hapsolurlar. Bu durum geçim sıkıntısını daha da arttırır.

Hükümet, kadınları çocuk yapmaya teşvik ediyor. Ancak çocukların bakımı sorununu kadının sırtına yıkıyor. Anne, kaynana, komşu gibi çözümlere zorluyor. Asgari ücret ya da onun biraz üzerinde ücrete çalışan işçilerin çocukları için bakıcı tutması ise, elbette mümkün değildir. Gerçekte çocukların bakılması ve yetiştirilmesi işinin yalnızca ailelerin ve özellikle de kadınların sırtına yıkılmaması gerekiyor. Aslında nereden bakılırsa bakılsın, çocukların bakımı sorunu toplumsal bir sorundur ve bu nedenle daha kapsayıcı, daha sağlıklı ve kalıcı çözümler bulunmalıdır. Hem emekçi kadının yükünü büyük oranda hafifletecek ve kadını eve hapsetmeyecek hem de çocuğun gelişimine katkı sunacak en iyi çözüm elbette kapsamlı ve nitelikli kreştir. Eğitimin, bakımın, sosyalleşmenin paralel olarak yürümesi gereken bu kreşlerin ücretsiz olması ve günün tüm saatlerinde hizmet vermesi gerekir.

Türkiye’de binlerce özel küçük kreş var. Ama bir işçi ailesinin iyi bir kreşin ücretini karşılamasına imkân yoktur. Özellikle son iki yıldır medyada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından kadın istihdamını arttırmak için ücretsiz kreşler açılacağına ya da kreş yardımı yapılacağına ilişkin “müjdeli haberler” veriliyor. Ama gerçek bunun tam tersidir. Verilen sözlerin hiçbiri gerçekleşmediği gibi esnek çalışma, evden çalışma gibi kadınları daha fazla eve hapseden uygulamalara hız veriliyor.

Diğer taraftan özel anaokulları ve devlet okullarının ana sınıfları var. 3 yaşını doldurmamış çocuklar bu okullara kabul edilmiyor. Ana sınıflarında tam gün eğitim yok, dolayısıyla çalışan kadınlar için uygun değil. Tam gün hizmet veren anaokulları ise yaygın değil. Vardiyalı çalışanlar içinse özel kreşlerden başka seçenek yok. Çocuklarını devlet okullarının ana sınıflarına veren işçi aileleri ise, kendilerini bir para tuzağının içinde buluveriyorlar. Örneğin sitemize mektup gönderen bir kadın işçi: “Daha çocuğumuzun kaydını yaparken 300 liralık malzeme aldırmışlardı. 50 lira tamir masrafı, 100 lira okul aidatı derken bizdeki heyecan gitmiş yerini düşünce ve endişeye bırakmıştı. Çünkü biz asgari ücrete geçinmeye çalışan ailelerdik” diyerek anlatıyordu yaşadığı sıkıntıyı.

Yasaya göre 150’den fazla kadın işçi çalıştıran işyerleri 0-6 yaş grubu için ücretsiz kreş açmak zorunda. Ama sendikalı bazı fabrikalar dışında yasayı uygulayan işyeri neredeyse yok. Zaten hiçbir denetim de yapılmıyor. Yasanın uygulandığı fabrikalarda ise keyfi uygulamalar getiriliyor. Örneğin 2 yaşından küçük çocuklar kreşe kabul edilmiyor ya da gece vardiyaları için kreş hizmeti verilmiyor. Üstelik Türkiye’deki işyerlerinin %90’dan fazlasını 150’nin altında işçi çalıştıran işyerleri oluşturuyor.

İşyerlerinin açacağı kreşlerin yanı sıra organize sanayi bölgelerinde ve işçi mahallelerinde kadının çalışıp çalışmadığına bakılmaksızın her yaş grubundaki çocukların faydalanabileceği, 24 saat hizmet verecek, maliyeti devlet tarafından karşılanan kaliteli ve ücretsiz kreşler açılmalıdır.

Bu imkânsız bir talep değildir. Bugün İsveç, Fransa, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde ücretsiz kreşler ve anaokulları oldukça yaygındır. İşçi çocuklarının neredeyse tamamı bu okullardan faydalanmaktadır. Elbette Avrupa’daki bu durum geçmişte işçilerin verdiği çetin mücadeleler sonucunda elde edilen pek çok kazanımın sonucudur. Çocuk bakımı sorunu sadece kadın işçilerin değil tüm işçilerin sorunudur. Bu sorunun çözümü uydurma “müjde” haberleriyle mümkün olamayacağına göre, bu talep için başta kadın işçiler olmak üzere tüm işçilerin mücadele etmesi gerekiyor.

17 Ocak 2014

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, toplumun korkutulup eve hapsedilmesi… Kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.

UİD-DER Aylık Bülteni