Navigation

Buradasınız

50. Yılında 15-16 Haziran

Yürüdüler adım adım, yürüdüler inançla, kararlılıkla 2/3

16 Haziran 2020 - 17:57

Hünerli elleri itaatkâr olsun isteyen sömürücü efendilere karşı yollara düşen genç işçilere bakıyoruz. Sanki yarım asır sonrasına, sanki bugünlere sesleniyorlar. Yürek dolusu selamlarıyla bakıyorlar bizlere… Bizden de onlara selam olsun! Fotoğrafın en önündeki çocukların coşkusu sarıp sarmalıyor bizi. Geri durmak yok kavgadan demişler belli ki… Gururla anlatacaklardı kendi çocuklarına, o şanlı çocukluk günlerini.


Elinde sopası, ağzının köşesinde cigarası ve koluna girdiği sınıf kardeşiyle objektife poz veren beyaz gömlekli delikanlı, sadece fotoğrafın değil kavganın da tam ortasında. Evlerin balkonlarından bu işçi nehrini seyre durmuş analar, babalar, çocuklar… Tarih yazanların şahidiydi onlar! Sağda, solda etrafa bakınan çocuklar olanı biteni anlamaya çalışa dursunlar, anaları ve babaları onlara en güzel mirası bırakıyorlardı işte o anlarda.


Sabahın ilk ışıklarıyla fabrikalarından akan işçilerden koca ağacın gölgesinde soluklanıyor kimisi. Uzun yoldan geldiler, daha yürünecek çok yol var. En önde bir kadın kucağında bir çocuk taşıyor, minik kardeşimiz tarihi bir ana tanıklık ediyor. İşçilerden kimisi yorgunluğunu unutup kadraja gülümsemiş. O gün orada olmanın haklı gururunu kuşanmışlar. Gece boyu fabrikalarda, marangoz atölyelerinde hazırlanan pankartlar, kalabalığın ağzı dili olmuş sanki; “Süleyman Başvekil, İşçiler Aç Sefil!”, “274 ve 275 Sayılı Kanun Değişmeyecek!”


UİD-DER’li işçilerden mesajlar: Köklerimiz bir çınar gibi ulu ve sağlam

Çocukluğumdan bu yana çalışan genç bir işçiyim. Çeşitli fabrikalarda çalıştım, çalışmaya da devam ediyorum. UİD-DER ile tanışana kadar hiçbir hakkımın farkında değildim. Babam da bir işçi ama beni işçilik konusunda hiç bilinçlendirmedi. Ben UİD-DER’in çalışmalarına katıldıkça, İşçi Dayanışması gazetesini okudukça birçok hakkımı öğrendim. 15-16 Haziran büyük işçi direnişini de ilk defa UİD-DER’li sendika temsilcimizin fabrika panosuna astığı afişte görmüştüm. Sendika temsilcimize bu afişin anlamını sorduğumda temsilcimiz bana 15-16 Haziran direnişinin Türkiye işçi sınıfı hareketinde hem bir dönüm noktası hem de doruk noktası olduğunu anlattı. Bu kadarı bile beni çok etkilemişti. Daha sonra UİD-DER’in 15-16 Haziran etkinliğine katıldığımda ve İşçi Dayanışması gazetesinden bu konuyla ilgili yazıları okuduğumda sınıfım adına içim gururla doldu. Her şeyi öğren, hiçbir şeyi unutma! İşte UİD-DER bana bunu öğretti.

Tuzla’dan genç bir işçi