Navigation

Buradasınız

İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu

Devrim randevu vermez

8 Kasım 2020 - 11:20

Ellerinde sepetleriyle, sırada bekleyen kadınlar... Büyük bir ihtimalle bir parça ekmek, biraz bakliyat için bu sıradalar. İyice zorlaşan hayat şartlarıyla; açlık, sefalet ve kıtlıkla karşı karşıya kalmış olmanın verdiği çaresizlik var bu kuyrukta! Fotoğrafın sağında iki kadın objektifi fark etmişler; durgun ve tükenmiş bakışları hemen fark ediliyor. Sıranın biraz daha başına doğru baktığımızda ise saatlerdir kuyrukta beklemekten yorgun düşmüş, dayanamayıp oldukları yere çökmüş birkaç kadını fark ediyoruz. Ama biliyoruz ki kısa süre sonra bu tükenmiş, mutsuz görünen kadınlar; içlerindeki umut, güç ve mücadele ruhuyla kaderlerini değiştirecekler!

Tüm Rusya ölçeğinde, kentlerde, köylerde ve cephelerde müthiş bir hareketlilik söz konusuydu. Savaştan bitap düşmüş askerler barış; kadınlar ekmek ve eşlerinin eve dönmesini istiyorlardı: “Kocalarımızı siperlerden geri verin bize!”, “Çocuklar için ekmek!” Ülke boydan boya mahvolmuştu. Savaştan ve sefaletten bıkmış emekçiler artık eskisi gibi yönetilmek istemiyorlardı. Sokaklarda, işyerlerinde ve işçi mahallelerinde yeni bir devrimin ıslığı duyuluyordu.

3-emekci-kadinlarin-8-mart-yuruyusu.jpg

23 Şubatta (bugünkü miladi takvime göre 8 Mart) Dünya Emekçi Kadınlar Gününde yürüyen kadınlar

22 Şubatta patronun lokavt ilan etmesi sonucu işsiz kalan 30 bin Putilov işçisi sokaklara inmişti. Emekçi kadınlar onları izleyecekti. İşçilerin eylemi, 23 Şubatta (bugünkü miladi takvime göre 8 Mart) Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle, kadınların düzenledikleri yürüyüşle çakıştı. Kadınlar yönlerini fabrikalara doğru çevirmişlerdi ve işçileri desteğe çağırıyorlardı. “Kahrolsun Hayat Pahalılığı” “Ekmek ve Adalet İsteriz”, “Çocuklarımız Açlıktan Ölüyor!” sloganları kısa zamanda yerini “Kahrolsun Çarlık, Kahrolsun Savaş!” sloganlarına bırakmıştı.

300 yıllık bir hanedanlık birkaç gün içinde son bulacaktı ve bunu egemenlerin horlayıp azarladıkları işçiler yapacaktı. O günlerde fabrikadaki işçiye ya da cephedeki askere kısa süre içinde devrim olacağı söylenseydi, elbette inanmazdı. Devrim randevu vermemiş, geleceği saati söylememişti. Devrime beş kala, kibir ve ihtirastan, güç hırsından kör olmuş Çariçe, hâlâ halkı kamçıyla yönetmekten bahsediyordu.

6-car-ve-koruma-ordusu.jpg

Demiryolu işçileri tren hatlarını kapattığı için başkente dönemeyen Çar, Petersburg’dan çok uzaklarda istasyon istasyon gezerek bir yol bulmaya çalışıyor.

İşçiler, askerler, öğrenciler, kadınlar, köylüler… Kısacası tüm emekçiler ayağa kalkmış ve Çarlık düzenini yıkmışlardı. Bakanlar ve Çariçe günlerce Çar’dan haber alamadı. Çünkü demiryolu işçileri greve gitmiş, başkente giden demiryollarının çalışmasını durdurmuşlardı. Yalnızca işçi örgütlerinin temsilcilerini taşıyan trenlere geçit veriyorlardı. Çar, gittiği savaş cephesinden dönemiyor, başkent Petersburg’dan çok uzaklarda adeta kaybolmuşçasına oradan oraya sürükleniyordu. Modern çağın temsilcisi olan işçiler, mujik denen köylülere hiç benzemiyorlardı! Nitekim Çar, birkaç gün sonra işçi sınıfının gücü karşısında geri adım atacak ve tahtan çekilecekti.

7-1917-subat-bir-asker-gosterisi.jpg

Devrimin safına geçen askerler savaşın bitirilmesi, sanayinin işçilerin kontrolüne verilmesi ve köylülere toprak dağıtılması için gösteri yapıyorlar.

Devrim, emekçilerin gerçek kimliklerini hatırlayıp kaynaşmalarını, bir ve beraber olmalarını sağlayan koşullar yaratır. Mesela gösteriler başladığında, Çarlık yönetimi derhal Kazak süvarileri, polisi ve askeri işçi sınıfının üzerine salmıştı. Öne atılan kadın işçiler askerlerin arasına dalıyor, namlulara sarılıyor ve yeri geldiğinde emrediyorlardı: “Süngülerinizi çıkartın, bize katılın!” Askerler, “kardeşlerinize ateş mi açacaksınız?” sözünde ifade bulan derin sitem ve yargılama karşısında önce bocalıyor ve işçilerin yönlendirmesiyle saf değiştiriyorlardı. Sonunda savaş yorgunu askerler işçilerin arkasına takılmış ve devrimin safına geçmişlerdi.

UİD-DER’li işçilerden mesajlar: Sömürüsüz dünyanın yolunu gösterenlere selam olsun!

Adana’dan tüm sınıf kardeşlerime yürek dolusu selamlar. Yüzyıllar boyunca değişmeyen tek şey; farklı zamanlarda ve farklı ülkelerde olsalar da egemenlerin, iktidarların halkları ve işçi sınıfını sömürerek kapitalizmi yaşatmaya çalışması olmuştur. Rusya’da işçi sınıfının sömürüye, haksızlığa karşı büyük mücadeleler sonucu 1917’de Ekim Devrimini gerçekleştirmesi kapitalizmin nasıl yıkılacağının en güzel, en umutlu örneğidir. Kapitalizmin büyük sancılarını yaşayan ülkemizin ekonomisi son yıllarda çöküşe geçmiş, pandeminin gölgesinde sayısız işçi işsiz kalmış, küçük ve orta ölçekli işletmeler iflas etmiş ve sayısız esnaf kepenk kapatmıştır. Tarihimizdeki Ekim Devriminden ilhamla işçi sınıfının, köylünün, emekçinin, sendikalının yani tüm halkların örgütlenerek tek bir yumruk olup artık kangren olmuş kapitalizme dur demesinin vakti gelmiştir.

Adana’dan bir kadın işçi