Navigation

Buradasınız

İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu

Ve işçi sınıfı iktidarı ele alıyor

8 Kasım 2020 - 16:20

Sabah oldu işte
Ve yıkıldı duvarları zindanın
Dar bir gedikten tutsaklar
Gün ışığına çıktılar…
Ve ne zincir, ne sınır
Tanıyan şafak
Parlak, kırmızı kanadını
Geçirdi üstümüzden…
Ve içimizi
Ölesiye sıkan keder
Yer değiştirdi
Yüreklerin derinliklerini
Ateşleyen bir sevinçle…

Muhammed El Feyturi

1-kerensky-ve-askerler.jpg

Cepheleri dolaşıp emperyalist yağma savaşının devam etmesi için askerleri savaşmaya ikna etmeye çalışan Geçici Hükümetin Başbakanı Kerensky…

Çar gitmişti ama egemen sınıf ile emekçiler arasındaki çelişki ve çatışma sürüyordu. İmparatorluğun yıkılmasını hazmedemeyen aristokratlar, toprak sahipleri, kilise mülkiyetini elinde tutan din adamları; savaşı sürdürmek isteyen burjuvazi, devlet bürokrasisi, düzen yanlısı aydınlar ve hatta kendine sosyalist diyen partilerden kimileri aynı saftaydı… Bu cephe işçi sınıfını geriletmek, devrimi kontrol altına almak ve savaşı sürdürmek istiyordu. İngiliz, Fransız ve ABD emperyalistleri de bunların safında yer alıyordu.

Ama askerler savaşmak istemiyorlardı. Bolşevik bir işçi anılarında, cephe ve yollardaki gözlemlerini şöyle anlatıyordu: “Kansk’dan Moskova’ya dek bütün istasyonlar ve trenler kendiliğinden savaş cephesinden ayrılmış askerlerle tıklım tıklım doluydu. Onlar, Sibirya’dan dönen sürgünlerin savaş aleyhtarı konuşmalarını merakla dinliyor, biri zafer kazanana dek savaşmalı dedi mi, kalkıp gidiyorlardı. Kitlelerin savaştan bıktığını ve bu nedenle artık savaşın uzun sürmeyeceğini o an kavradım.”

3-lenin-caps.jpg

Kerensky cepheleri gezerken, Lenin de işçileri ziyaret ediyor, fabrikalarda ve meydanlarda işçilere sesleniyordu. Savaşın, açlık ve yoksulluğun bitmesi için işçi sınıfı iktidarı eline almak zorundaydı!

Öte tarafta ise sıradan işçiler, yoksul köylüler, işçi sınıfının safında yer alan bir avuç aydın ve Bolşevik Parti vardı. Bu ikinci cephe savaşın bitmesini, barış sağlanmasını, köylülere toprak dağıtılmasını, fabrika yönetiminin işçilere bırakılmasını ve ülke yönetimin işçi sovyetlerine verilmesini istiyordu. Zaten devlet dairelerinin, demiryollarının, haberleşmenin, kışlaların, cephelerin, kent yönetiminin denetimini elinde tutan işçi ve asker sovyetleriydi. O halde gerçek hükümet de sovyetler olmalı ve savaş bitmeliydi!

İşçiler, fabrika komitelerini seçmiş ve komiteler aracılığıyla üretimin denetlenmesine girişmişlerdi. Pek çok fabrikada idari ve teknik sorunlara da karışabiliyordu komiteler. İşçilerin moralini çökertmek ve devrimi ezmek isteyen patronlar fabrikaları kapatmaya kalktıklarında, komiteler patronları kovuyor ve işyeri yönetimine el koyuyorlardı. Artık işçilerin, askerlerin ve topraksız köylülerin sabrı yoktu. Bu yüzden Şubattan Ekime ilerleyen aylar boyunca işçiler, askerler ve köylüler Bolşevik Partinin saflarına katıldılar.

Değişim gerçekten de çarpıcıydı. Çarlığı geri getirmek isteyen General Kornilov’un askeri darbe girişimini Bolşevik Partinin saflarındaki işçiler püskürtmüştü. Eylül ayına gelindiğinde, Moskova ve Petersburg gibi büyük kentlerde sovyet yönetimleri Bolşevik işçilerin eline geçmişti. Geçici Hükümetin bakanlarından biri (Suhanov) hayretler içinde şöyle diyordu: “Daha yakın zamana dek herkes onlara çamur atıyor, herkes onları ihanetle, satılmışlıkla suçluyor, maddi bakımdan olduğu kadar manevi bakımdan da ayaklar altında çiğniyordu. Birçok mücadeleci unsurları da hâlâ hapishaneleri doldurmaktaydılar. Onlara hemen hemen hiç kimse aldırmaz olmuştu. Nereden çıkıvermişlerdi birden bire böyle ve nasıl sahip oluvermişlerdi o acayip, şeytanca kudrete?”

İşçi sınıfı Bolşevik Partinin arkasında birleşmiş, üretimin ve toplumsal hayatın kontrolünü fiilen eline almaya başlamıştı. Ve böylece işçi sınıfı, Bolşevik Partinin öncülüğünde 6 Kasım’ı 7 Kasım’a bağlayan gece, sermaye hükümetini indirmek ve tüm ülkede kontrolü sağlamak üzere harekete geçti.

UİD-DER’li işçilerden mesajlar: Sömürüsüz dünyanın yolunu gösterenlere selam olsun!

Umutluyuz, inançlıyız, kararlıyız, bu dünyayı kapitalist bataklıktan çıkaracak işçi sınıfının evlatlarıyız. Sınıfımız bundan 103 yıl önce tarihte yeni bir sayfa açtı. İnsanca yaşanabilecek, sömürünün, savaşların, acının ve gözyaşının olmadığı başka bir dünyanın mümkün olduğunu tarihe altın harflerle kazıdı. Biz de açılan bu yolun ışığında, tüm işçi kardeşlerimizle tek yumruk olarak birleşmeye ve sömürü düzenini tuzla buz etmeye, yeni bir yaşam kurmaya kararlıyız. Selam olsun devrim yapıp çağ açan işçi kardeşlerimize!

Esenyurt’tan bir metal işçisi

Ben bir kadın olarak sınıfımın tarihiyle gurur duyuyorum. Ekim Devrimine ilk meşaleyi yakanlara selam olsun. Bizlere sınıfsız, sömürüsüz ve yaşanılası bir dünya kurma yolunda ışık tutanlara selam olsun. Bizlere köprü, yolumuzu açan aktarma kayışı olan derneğimiz UİD-DER’e çok teşekkür ediyorum. Yaşasın Ekim Devrimi!

Kıraç’tan bir kadın tekstil işçisi