Navigation

Buradasınız

Umut Ekiyoruz Yarınlara!

Yarınlar İçin Şarkılar Söylüyoruz

3 Ocak 2021 - 22:30

Günden güne daha fazla çürüyen kapitalist sömürü düzeni, insana ait tüm değerleri de aşındırıyor. İnsanı insana, insanı doğaya, insanı kendisine yabancılaştırıyor. Oysa ne güzeldir insanı insan yapan değerler. Dayanışma, kardeşlik, sevgi, paylaşım olmazsa insan insan olur mu? Nasıl yaşıyorum diyebilir insan sadece nefes alıp vermekle? Sahi tuttuk mu kolundan bir yıkılmışın? İsyan ettik mi haksızlık karşısında? Grev halayına durduk mu coşkuyla? Kaldırdık mı yumruğumuzu, karıştı mı sesimiz işçi kardeşlerimizin seslerine grev meydanlarında? Ya nasıl yaşıyorum diyebilir insan bunlar olmadan? Şairden dinleyelim:

İspanya’nın Asturyas bölgesi yüzyıllardır madencileriyle bilinir. Yerin yüzlerce metre altında karanlıkta yitip giden madencileriyle, mücadeleci madencileriyle, aydınlık için zulmün karanlığını yırtan madencileriyle… Pozu Maria Luisa madeni bölgedeki madenlerden biridir ve nice madencinin canını almıştır. İşte bu madendeki bir kazanın ardından bir ağıt yakılmıştır. Santa Barbara Bendita ağıdı 1934 yılındaki madenci ayaklanmasında, 1936’da başlayan İspanya İç Savaşında dilden dile yayılarak bir sembol haline gelir. O günden bugüne gerçekleşen tüm işçi eylemlerinde, binlerce, on binlerce kişinin katıldığı madenci cenazelerinde, anmalarda, etkinliklerde, mitinglerde söylenir. Faklı dillerde söylenir ama ne anlattığını herkes bilir, söylendiği dili bilmeyenler bile…

Asturyaslı bir madencinin, ölen arkadaşları üzerine hissettiği acıyı karısına anlatışını konu alır Santa Barbara Bendita... Kendisi de yaralanmış ve gömleği ölen dört sınıf kardeşinin kanına bulanmıştır madencinin. Katliamın üzerinde yarattığı etkiyi anlatır durur karısına, azize olarak bildikleri Santa Barbara’ya kardeşlerini korumadığı için sitem eder.

İspanya’nın madencileri bilir ki onları ancak örgütlü olmaları ve mücadele korur. Bu nedenle meydanlara, grevlere çıkarlar sık sık. Santa Barbara Bendita’yı alanlarda hep bir ağızdan söylerler. Madencilerin ağıdını Nuberu’dan, Turón Madencilik Korosundan, 2014 yılındaki eylemlerde madencilerin kendi ağzından, LuGotti’nin notalarından ve en sonunda Asturyas madencilerinin yüreklerinden taşan isyanı Türkiye’ye taşıyan UİD-DER Müzik Topluluğundan dinleyelim:

Victor Heredia’nın yazdığı eski bir şarkıdır “Todavia Cantamos.” Latin Amerika’da, İspanyolca konuşulan tüm ülkelerde dilden dile yayılan bir şarkı… Tıpkı 1980’de bu ülkede olduğu gibi, 1976’da Arjantin’de faşist bir darbe gerçekleşti ve 1983’e kadar askeri diktatörlükle yönetildi ülke. Darbenin amacı sömürü ve yoksulluğun hesabını sormak için ayağa kalkan işçi sınıfını, emekçileri durdurmaktı. Darbenin ardından hapse atıldı Heredia. Kız kardeşi Maria Cristina darbeciler tarafından kaçırıldı ve “kaybedildi”. Tıpkı darbenin “kaybettiği” 30 bini aşkın insan gibi. Şarkıda o kayıplar için “sokaklara kokular saçan çiçekler” deniyor. Çünkü onların özlemi adaletti, eşitlikti, iyilikti. Ama o çiçekler ezildi. Bu şarkıyla o çiçeklerin nerede olduğunu sorar Victor Heredia bir kez daha darbecilere. Ve umut verir zalimlere karşı direnenlere: “Hâlâ şarkılar söylüyoruz, hâlâ umut ediyoruz…”

2001 yılında Buenos Aires’te Plaza De Mayo anneleri yararına verilen ve pek çok sanatçının katıldığı bir konserde coşkun kalabalıklarla birlikte söylendiğinde bu şarkı, o kayıp çiçeklerin anneleri de sahnedeydi. Onlar da her şeye rağmen, darbelere rağmen hâlâ umut ediyor, düş kuruyor, “Todavia Cantamos” diyor ve şarkılar söylüyorlardı. Şimdi yine sahnedeler ama bir ekrandan selamlıyorlar konser salonunda birlikte “Todavia Cantamos” diyenleri. Viktor Heredia ve Teresa Parodi’den dinleyelim: Hâlâ Şarkılar Söylüyoruz…

UİD-DER’li İşçilerden Yeni Yıl Mesajları

Dünya işçi sınıfı olarak salgın hastalıklarla, ölümle, işsizlikle, yoksullukla, çöken sağlık ve eğitim sistemiyle, haklarımıza yapılan gasplarla, saldırılarla bir yılı daha geride bırakıyoruz. İşçi sınıfını korku tüneline iterek yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Biz işçileri, baskılarla yasaklarla karanlığın içerisinde boğmaya, hapsetmeye çalışıyorlar. Biz bilinçli ve örgütlü işçiler olarak, onların karanlıklarından korkmadık, çünkü karanlığa inat ışık yakanların yanında olduk.

Yapılan saldırılara, hak gasplarına karşı direnen, örgütlü bir duruş sergileyen maden işçilerinin, metal işçilerinin umudunu kuşandık yarınlara taşımak için... Egemenlerin yarattığı korku atmosferine karşı “korkmuyoruz” diyen, karanlığa inat umut ekenlerin yanında yer aldık. Umudumuzu her koşulda, her karanlıkta diri ve canlı tutan, geleceğe meşale olan UİD-DER saflarında yeşerttik geleceğe olan umudumuzu ve inancımızı… Zamanı karanlığa boğanlara inat, “işçi sınıfı bu karanlığı yırtacak ve güzel günlerin ışığını yakacaktır” diyen işçi sınıfının örgütü UİD-DER’in saflarında yer alan kadın işçiler olarak, bir ışık da biz olmaya devam edeceğiz. Selam olsun karanlığa karşı umut ekenlere! Selam olsun gelecek güzel günleri ilmek ilmek dokuyanlara!

Sancaktepe’den metal işçisi kadınlar