Navigation

Buradasınız

Akkardan İşçileri: Bürokratları Sendikalardan Süpürüp Atacağız!

İşçilere, basına ve sendikalara,

Biz direnişçi Akkardan işçileri, patronun haksız saldırısına karşı ortak irademizle başlattığımız direnişimizi, sendikamız BMİS’in şube ve merkez yöneticilerinden beklediğimiz desteği göremediğimiz için bitirmek zorunda kaldık. Ancak bu durum mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Gerek patronlar sınıfına, gerekse de sendikal bürokrasiye karşı mücadelemiz sürecektir.

Bizler direnişimizi sonlandırırken, yaşadığımız sürece ve çıkarttığımız derslere ilişkin bir değerlendirmeyi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Bildiğiniz gibi direnişimiz, krizi bahane eden Akkardan patronunun haksız bir tensikat uygulaması sonrasında başlamıştı. Fakat direnişçi işçiler olarak bu süreçte yaşadığımız kimi olaylar, olumsuzlukların yalnızca içinden geçmekte olduğumuz kriz döneminden veya patronun tutumundan kaynaklanmadığını bizlere apaçık gösterdi. Sendikamızın şube ve genel merkez yöneticilerinin, patronla daha önceden anlaşarak atılmamıza onay verdiği direniş süreci içinde ortaya çıktı.

İzne çıkarılmamızdan önce oturup işverenle pazarlık yapanlar ve bu suça ortak olanlar bu işlerin saklı kalacağını düşünüyorlardı. Biz onurlu ve hakkını arayan işçilerin dışında, bürokrat sendikacılar ve patron bizlerin birkaç günden fazla direnemeyeceğini hesaplıyorlardı. Ama yanıldılar, bizler ortaya koyduğumuz kararlı tutumla onların bu oyununu bozduk. Bu sayede, işi gece vakti direniş çadırını ve pankartını kaldırtmaya kadar vardıran sendika yöneticilerinin de gerçek yüzü açığa çıktı. Ulaştığımız bütün duyarlı işçilere, temsilcilere ve kurumlara yaşadığımız gerçekleri aktardık ve onları bu tür anlayışlara karşı mücadeleye davet ettik.

Açıktır ki, şube ve genel merkez yöneticilerinin gerek direniş öncesinde ve gerekse direniş başladıktan sonraki olumsuz tutumları, direnişimizi zayıflatan bir etken olmuştur. Sendika bürokratlarının işçi sınıfına olan güvensizliklerinin, cesaretsizliklerinin, moralsizliklerinin ve iş bilmezliklerinin bedelini sonunda bizler ödemiş olduk. Sendikacıların bu ve benzeri yanlış tutumları devam ettiği sürece, Akkardan’da hâlâ çalışmakta olan işçiler de aynı tehlike ile yüzyüze bulunmaktadırlar. Bilinmeli ki, işçilerin mücadele örgütleri olması gereken sendikalarda bu tür bürokratik anlayışların hüküm sürmesine izin verdiğimiz sürece, patronlar krizin faturasını biz işçilere ödetmeye devam edecekler.

Taksim 1 Mayısında sendika bürokrasisinin önde gelen temsilcilerine karşı TEKEL işçileri öncülüğünde yapılan protesto eylemi, işçiler ile bürokrat sendikacılar arasında nasıl mesafelerin oluştuğunu tüm dosta düşmana göstermiştir. Bu yaşananlardan herkes gereken dersleri çıkarmalıdır. Sendikalar biz işçilerin mücadele örgütleridir. Fakat sendikaların başına çöreklenen bürokrat anlayışlı sendikacılar, hak mücadelemizin önündeki esas engeller haline dönüşmüşlerdir. Ancak, işinin, ekmeğinin ve onurunun sahibi olan biz işçileri hesaba katmadan, masa başı pazarlıklarla ve bürokratik usullerle işleri yürüten bu bürokrat sendikacılar ve sendikal anlayış eninde sonunda mahkûm olacaktır.

Biz direnişçi Akkardan işçileri, direnişimiz boyunca bizlere destek veren bütün sınıf dostlarımıza, sunmuş oldukları desteklerden dolayı içtenlikle teşekkür ediyoruz. Bizler bilinçli işçiler olarak, eninde sonunda bürokratik anlayışları sendikalardan süpürüp atacağımıza ve sınıfımızın çıkarlarını temel alan mücadeleci bir sendikal anlayışı sendikalarımızda hâkim kılacağımıza inanıyoruz.

Yaşasın Sınıf Mücadelemiz!

Direnişçi Akkardan işçileri

15 Mayıs 2010

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...
  • Sağlıklı bireyler olabilmek başta sağlıklı beslenmekten geçiyor. İyi beslenenler daha az hasta olurlar. Özellikle kanser gibi önemli hastalıklara yakalanma riskleri de düşer. Bağışıklık sistemleri güçlü olduğundan Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara...
  • Koronavirüs salgını dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükünü daha da arttırdı. Bu süreçte hayata geçirilen tüm uygulamalar bilim kisvesi altında yapılırken gelin biz de artan iş yükü ve gece mesailerini bilimsel çerçevede değerlendirelim....
  • Ah ah ne günlerdi! Hasta olmaktan ve iğnelerden korksam da hasta olunca yiyeceğim güzel yemeklerin hayalini kurardım çocukken. O zamanlar pek öyle dolabımız dolmazdı. Okula giderken yılda toplasan beş defa bile harçlık aldığımı bilmem. Alsak bile en...
  • Pandemi ortaya çıktığından beri biz işçilerin sırtına binen yük her geçen gün artıyor. Biz işçiyiz, yük hayvanı, bir alet ya da makine parçası değiliz. Bizlerin de yaşamları, aileleri ve özlemleri var. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki, biz işçiler...
  • Dünyanın birçok ülkesinde ücret artışı, iş güvenliği önlemlerinin alınması, ağır çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık alanında daha fazla istihdam gibi taleplerle sokaklara çıkan sağlık işçilerine İranlı sağlık işçileri de katıldı. İşçiler 2...

UİD-DER Aylık Bülteni