Navigation

Buradasınız

Şişecam Grevi de Yasaklandı

Şişecam’da işverenle Kristal-İş arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması üzerine grev kararı alınmış ve tarih olarak 24 Mayıs belirlenmişti. Ancak greve daha 2 gün olmasına rağmen, AKP hükümeti bekleneni yaptı ve grevi erteleme adı altında yasakladı. AKP hükümeti, Şişecam patronunun beklentisini boşa çıkarmadı. Bu kararla birlikte bir kez daha patronların yanında olduğunu ve işçi düşmanı yüzünü gösterdi.

Şişecam’da işverenle Kristal-İş arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması üzerine grev kararı alınmış ve tarih olarak 24 Mayıs belirlenmişti. Ancak greve daha 2 gün olmasına rağmen, AKP hükümeti bekleneni yaptı ve grevi erteleme adı altında yasakladı. Resmi Gazetenin 22 Mayıs tarihli sayısında grev yasaklama kararı şu sözlerle duyuruldu: “Bazı işyerlerinde Kristal-İş Sendikası tarafından alınan grev kararının milli güvenliği bozucu nitelikte görüldüğünden ertelenmesi hakkındaki kararın yürürlüğe konması, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 63’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 16/05/2017 tarihinde kararlaştırılmıştır.”

Şişecam işçileri TİS görüşmelerinde saat ücretlerine 2,65 lira zam, 6 bin 160 lira sosyal yardım, 2,60 lira ücret zammı, 0,62 lira vardiya zammı, 1,05 gece zammı talep ediyorlar. İşçilerin taleplerini kabul etmeyen Şişecam yönetimi ise saat ücretlerine 1,12 lira zam, 5 bin 700 lira sosyal yardım, 1,12 lira ücret zammı, 0,53 lira vardiya zammı, 0,78 lira gece zammı dayatıyor.

9 fabrikada toplam 6 bin işçinin çalıştığı Şişecam’da 2014’te de grev aynı gerekçelerle yasaklanmıştı. AKP hükümeti 2003’ten beri Şişecam işçilerinin grevlerini yasaklıyor. 2015’te metal işçilerinin grevlerini yasaklayan hükümet, geçtiğimiz ay ise EMİS işyerlerindeki grevleri de yasaklamıştı. Grev kararı alan işçiler, patronun grev yasağına güvendiğini, OHAL döneminde grev yasaklamanın daha rahat olacağını ifade etmişlerdi. Ancak işçiler, yasaklama ihtimalinin yüksek olmasına rağmen, metal işçilerinin mücadelesini örnek olarak gördüklerini, talepleri için gerektiğinde üretimi durduracaklarını veya yavaşlatacaklarını dile getiriyorlar.

AKP hükümeti, Şişecam patronunun beklentisini boşa çıkarmadı. Bu kararla birlikte bir kez daha patronların yanında olduğunu ve işçi düşmanı yüzünü gösterdi. Patron örgütlerinin toplantılarında, OHAL’den rahatsız oldukları bir konu varsa patronların bunu iletmelerinin yeterli olacağını söyleyen bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı. İktidar işçilerin OHAL bahanesiyle yürürlüğe konulan grev yasaklarından şikâyet bile etmemesini istiyor. Cam işçilerinin ardından metal işçilerinin grevini de “milli güvenliği bozucu nitelikte” olduğu gerekçesiyle yasaklayacağının sinyallerini veriyor. İşçilerin hakları için mücadele etme kanallarını tıkıyor. Yani işçilere “patronların sömürüsüne, keyfi uygulamalarına boyun eğin” demiş oluyor.

Şişecam’ın kârını yılın ilk çeyreğinde yüzde 164 arttırdığına dair haberler yakın zamanda medyada yer almıştı. Şirketin kârı bu artışla birlikte 336,7 milyon liraya yükseldi. Satış gelirleri ise yüzde 37,1 artışla 2,6 milyar liraya yükseldi. Şişecam, kâr ve gelir artışını işçilerin emeğine ve alın terine borçlu. Kârını yüksek oranda arttıran şirket işçilere düşük zammı reva görüyor. Grev kararı alan işçilerin taleplerini dinlemek yerine hükümetin grev yasaklama kararına güveniyor. İşçilerin sırtından kazandığı bu devasa zenginlikten onlara kırıntı bile vermek istemiyor. Hükümetin de desteğiyle işçileri sefalete sürüklüyor.

Şişecam işçileri, yasak kararına rağmen mücadele etmekte kararlı olduklarını ifade ediyorlar. EMİS bünyesindeki metal fabrikalarında grev yasağı kararına rağmen mücadeleyi sürdüren ve kazanımlar elde eden metal işçilerinin mücadelesi, cam işçilerine de izlenmesi gereken yolu gösteriyor. Metal işçilerinin mücadelesini hatırlayan Şişecam işçileri, sendikaları Kristal-İş’in kararlı tutum göstermesini istiyorlar.

22 Mayıs 2017

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Bir zamanlar yoksullara çare olan ayçiçeği yağı bugün el yakıyor. Şöyle en ucuzundan 5 litre ayçiçeği yağının fiyatı 72 lira! Oysa insanlığın kadim tecrübeleri ve yapılan araştırmalar sayesinde sağlıklı ve dengeli beslenmede proteinlerle birlikte...
  • “Uzaya çıkabilir miyiz?” sorusu dilden dile herkesin ağzında. Verilen cevaplara gülmemek elde değil. “Bırak abi uzaya çıkmayı, biz koronadan sokağa çıkamıyoruz. Geç kaldık uzaya, biz anca markete çıkarız!” diyenler mi arasınız, “liderimizle biz her...
  • Merhaba arkadaşlar, ben yeni mezun bir rehber öğretmenim. Engelli bireylerimizin eğitim aldığı özel bir rehabilitasyon merkezinde kısa bir süre çalıştım. Malûmunuz eğitimde fırsat eşitsizliği özellikle pandemi koşullarında hepten alıp başını gitti....
  • İnsanların uğrak noktalarından biri olan AVM’lerin sayısı her geçen gün artıyor. Dışarıdan bakıldığında çok şaşaalı duran AVM’lerin iç dünyası maalesef ki düşünüldüğü kadar parlak değil. Uzun süredir AVM’de çalışan bir işçi olarak size birkaç şey...
  • Edebiyatın Türkçe söyleyen büyük ustası Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te hayata gözlerini yumdu. 90 yılı aşan ömründe Anadolu’nun yoksul insanları ile hemhal olan büyük usta, onların acılarını, korkularını, mutluluklarını, cesaretlerini anlatan...
  • İktidar ve avenesi yediklerini, içtiklerini canlı yayınlarda gözümüze sokuyorlar. Ahali, gördüğü yemekler karşısında yutkunadursun kendi saraylarına, malikânelerine, villalarına krizin gölgesi bile uğramaz. Kendileri tok olduğundan “uçuyoruz,...
  • Asgari ücretin belirlenmesini hepimiz dört gözle bekliyorduk. Bunlardan çok bir umudumuz yoktu zaten, bizi yanıltmadılar. “Ekmek yiyorlarsa o zaman aç değiller” diyen zihniyetin bizlere bunları layık göreceği belliydi. 2021’de asgari ücret 2825 lira...
  • 2020, patronlar ve yönetenler için zenginliklerine zenginlik kattıkları, işçilerin alın terini, emeğini arsızca, hoyratça sömürdükleri bir yıl oldu. İşsizlik, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, iş kazaları, hak gaspları, yasaklar, intiharlar....
  • Yoksul bir inşaat işçisinin çocuğu olarak büyüdüm. Az çok idare ederdik işte... Tüm yoksulluğumuza rağmen annemin eldeki parayı mümkün olduğunca beslenmemize ayırması bizi hayatta tuttu. Ama bazen işler çığırından çıkardı. Borçlar birikir, bakkal...
  • Maltepe Belediyesi işçilerinin grevi devam ediyor. Grevin üçüncü gününde Tugay Yolu’ndaki Park ve Bahçeler Müdürlüğü önünde bekleyen grevci işçileri ziyaret eden UİD-DER’li işçiler, dördünce gününde ise Gülsuyu’nda bulunan Maltepe Belediyesi...
  • CHP’li belediye yönetimleri işçilerin taleplerini karşılamak yerine, grevi karalayarak gözden düşürmeye çalışıyor. Belli ki tek merkezden harekete geçirilen trol ordusu, belediye işçilerini aşağılıyor. Demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar...
  • Çorum’da üretim yapan Ekmekçioğulları Metal fabrikasının işçileri DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenmiş ve bu nedenle işten atılmışlardı. Ekmekçioğulları patronu, işyerinde çoğunluğu sağlayıp Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler...
  • 26 Şubat 1984’te kaybettiğimiz işçi sınıfının şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, acıyı da, umudu da, hasreti de, kavgayı da yazdı. Yaralara merhem olsun, karanlıkta ışık olsun, yüreklerde sevinç olsun, kavgaya çağıran ses olsun diye şiirleri, yüreğini...

UİD-DER Aylık Bülteni