Navigation

Buradasınız

"Uyanıştan Başkaldırıya"

UİD-DER İşçi Tiyatrosu 15-16 Haziran Genel Direnişini ‎Sahneye Taşıyor

Mayıs 2009, no:14

İşçi tiyatrosunu yeşertme ve geliştirip güçlendirme yolunda önemli adımlar atan UİD-DER İşçi Tiyatrosu, repertuarına yeni oyunlar ekleyerek ilerliyor. İşçi tiyatromuz, özellikle de işçi sınıfının mücadele tarihinde önemli yeri olan olayları oyunlaştırarak bugünün işçi kuşaklarına anlatıyor. 1 Ma­yıs’ın doğuşunu anlatan 1 Mayıs Karanfilleri oyunundan sonra, şimdi de, Türkiye işçi sınıfı tarihinde bir kilometre taşı olan 15-16 Haziran genel direnişini oyunlaştırarak sahneye taşıyor.

 

15-16 Haziran genel direnişinin üzerinden 39 yıl geçti. Büyük bir cesaret ve kararlılıkla mücadeleye atılan 150 bin işçi, 15-16 Haziran 1970’te tüm engelleri yıkarak fabrikalardan sel gibi aktı. O iki gün boyunca işçi sınıfı, patronların yüreğine büyük bir korku saldı ve zalimlere unutamayacakları bir ders verdi. Adalet Partisi hükümeti Meclise yeni bir sendika yasası sunmuştu. Bu yasayla, mücadeleci bir sendikacılığı savunan DİSK tasfiye edilmek isteniyordu. Amaç, günden güne yükselen, canlılık kazanan ve militanlaşan Türkiye işçi hareketini boğmak, mücadeleye ağır bir darbe vurmaktı. Bu gerici saldırıya karşı işçi sınıfı güçlü bir yanıt verdi. DİSK’in öncülüğünde, 15 Haziranda başlayan eylemlere Türk-İş’e bağlı işyerlerindeki işçiler de katılacak, eylemler kısa zamanda İstanbul’a ve oradan da Kocaeli’ne yayılacaktı.

 

İşte “Uyanıştan Başkaldırıya” adını taşıyan oyunumuz, bu büyük işçi direnişine giden süreci, DİSK’in ve yükselen işçi mücadelesinin önünü kesmek için patronların nasıl planlar yaptıklarını ve direnişin ilk gününü anlatıyor. 15 Haziranda başlayan işçi direnişi öylesine sarsıcıydı ki, işçi hareketinin önünü kesmeyi arzulayan patronların hevesleri kursaklarında kalmıştır. Nitekim birleşen işçilerin korkusunu enselerinde hisseden patronlar, İstanbul’dan kaçmak zorunda kalırlar.

Oyunumuzda sınıf bilinçli işçiler ile bilinçsiz işçilerin farkını, mücadeleye atılan işçilerin ve işçi ailelerinin iç çelişkilerini ve işçi dayanışmasının önemini de ele alıyoruz. İşçi tiyatromuz, tiyatronun imkânlarından yararlanarak geçmişin mücadele deneyimlerini bugünün genç kuşak­larına aktarmaya çalışıyor. Kapitalist sistem öylesine bir sistemdir ki, bu sistemde işçilere yalnızca çalışmak ve sömürülmek düşmektedir. Büyük işçi kitleleri ne tiyatroya, ne sinemaya, ne müzelere, ne de konserlere gidebilmekteler. Biz oyunlarımızda işçi sınıfının hayatının tüm yönlerini, mücadelesiyle, acısıyla, sevinciyle yansıtıyoruz. İşte tam da bundan ötürüdür ki, UİD-DER İşçi Tiyatrosu’nun üstlendiği misyon çok önemlidir.

 

UİD-DER İşçi Tiyatrosu’nun en temel özelliklerinden biri de, baştan sona her şeyi kendisinin yapmasıdır. Oyunlarımızı kendimiz yazıyor ve kendimiz sahneye koyuyoruz. Tiyatromuzun sahne ressamı da, kostüm ve makyaj sorumlusu da, sahne amiri de, ışıkçısı da işçilerden oluşmaktadır. Yani hem bunları yapıyor hem de sahneye çıkıp oynuyoruz. İki buçuk yıldan bu yana birçok oyun sahneye koyduk: “Dört Yıldızdı Onlar Daima Parlayacaklar”, “1 Mayıs Karanfilleri”, “Köle İbrahim Tuhaf Konuşuyor”, “İşçiler İçin Nasıl Bir Oyun Oynamalı”, “Barış İçin Savaş!” Şimdi de 15-16 Haziran büyük işçi direnişini ele alan Uyanıştan Başkaldırıya adlı oyunumuzu sahneye koymaya hazırlanıyoruz. Oyunumuzu hazırlamak için aylarca çalıştık. Araştırma, belge toplama ve yazma süreci aylarımızı aldı ve aylardır da oyunumuzu prova ediyoruz. Tüm dostlarımızı, işçi kardeşlerimizi oyunumuza davet ediyoruz. Gelin sınıfımızın şanlı bir gününü birlikte sahneye taşıyalım, birlikte oynayalım, birlikte izleyelim ve birlikte öğrenelim.

 

21 Haziran 2009 Pazar 13:00

Kartal Sanat Tiyatrosu  Tekel Cad. Uygar Sok. No:1/A Kartal 

 

28 Haziran 2009 Pazar 13:00

Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi  Turhan Tuzcu Sahnesi 9. Kısım Atrium Yanı Ataköy  

 

5 Temmuz 2009 Pazar 13:00  

Gebze Kültür Merkezi  Osman Hamdi Bey Sahnesi (Gebze Belediyesi Yanı)   


10 Haziran 2009

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...

UİD-DER Aylık Bülteni