Navigation

Buradasınız

CPS Otomotiv’de Grev Başladı

Tuzla Serbest Bölge’de bulunan CPS Otomotiv Tekstilde işçiler 28 Ağustosta greve çıktılar. Mercedes, Volkswagen, Audi gibi otomotiv firmaları için araç koruma kılıfı üreten tekstil işçileri, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Deriteks Sendikasında örgütlenmişlerdi. Ocak ayı başından beri patronun sergilediği sendika düşmanı tutum sebebiyle toplu sözleşme görüşmeleri çıkmaza girmiş, uzlaşma sağlanamamış, arabuluculuk süreci başlamıştı. Fakat hükümetin Covid-19 salgını bahanesiyle işyerlerinde tüm sendikal faaliyetleri askıya alması, toplu sözleşme görüşmelerinin yapılmasını üç ay boyunca engellemiş ve süreci uzatmıştı.

Tuzla Serbest Bölge’de bulunan CPS Otomotiv Tekstilde işçiler 28 Ağustosta greve çıktılar. Mercedes, Volkswagen, Audi gibi otomotiv firmaları için araç koruma kılıfı üreten tekstil işçileri, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Deriteks Sendikasında örgütlenmişlerdi. Ocak ayı başından beri patronun sergilediği sendika düşmanı tutum sebebiyle toplu sözleşme görüşmeleri çıkmaza girmiş, uzlaşma sağlanamamış, arabuluculuk süreci başlamıştı. Fakat hükümetin Covid-19 salgını bahanesiyle işyerlerinde tüm sendikal faaliyetleri askıya alması, toplu sözleşme görüşmelerinin yapılmasını üç ay boyunca engellemiş ve süreci uzatmıştı. Patronun arabuluculuk görüşmelerine katılmaması ve yüzde 5 zam dayatması sonucu işçiler, grev kararı aldılar. 17 Ağustosta yaptıkları eylemle grev kararını fabrikaya astılar ve 28 Ağustosta greve çıktılar. İşçiler, yüzde 25 zam taleplerinin ve diğer taleplerinin karşılanması için mücadelede kararlı olduklarını vurguluyorlar.

İşçiler greve çıktıkları sabah bir basın açıklamasıyla taleplerini yinelediler. Eylemde konuşan Deriteks Tuzla Şube Başkanı Binali Tay, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çalışanların alın terini, emeğini sömüren patronların pandemi sürecini de kullanarak, bugünkü sürece gelindiğini anlattı. Tay, taleplerine cevap vermeyen CPS işverenine bir kez daha çağrıda bulundu: “Bu sözleşme sürecini ya Deriteks Sendikası ve üyeleri ile masada gelir çözersiniz ya da biz bu grevimizi sınıf dostlarımızla birlikte sonuna kadar sürdüreceğiz.” Daha sonra Deriteks Genel Başkanı Musa Servi bir konuşma yaptı: “Somut olarak baktığımızda pandemi sürecinden en çok etkilenen işçi ve emekçiler oldu. Bunu sermaye kesimi kâra çevirmeye yönelik bir çaba içerisinde. Bu tavırlarından dolayı onları kınıyorum, bunun alt örneği CPS işyeridir.” Servi, bir yıla yakındır toplu sözleşmeyi imzalayabilmek için CPS patronunu masaya çağırdıklarını, bu süreçte Çalışma Bakanlığının 3 ay boyunca toplu sözleşme görüşmelerini askıya aldığını, Bakanlığın askıya almak yerine işverenlere baskı yaparak işçilerin mağdur olmaması için çaba harcaması gerektiğini belirtti. Servi, işverenlerin fabrikalarda grev ve direniş olmamasını istediklerini, işçilere kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin uygulamalarını dayattıklarını, işyerlerinde hakkını arayan işçilerin ücretsiz izne çıkarıldıklarını aktardı. Sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz sendikalar, konfederasyonlar olarak buna karşı yeteri kadar sesimizi çıkarabiliyor muyuz? Çıkaramıyoruz. Ama biz Deriteks Sendikası olarak yoğun baskı ve saldırılara rağmen, yetki barajı ile karşı karşıya kalmamıza rağmen diyoruz ki, biz gücümüzü tabanımızdan alacağız. Yukarıdaki tepelerden, dağlardan bir yerlerden medet ummayacağız.” Servi, son olarak patronun uzlaşmaz tavrına karşı mücadelede kararlı olduklarını ifade etti.

Basın açıklaması boyunca işçiler “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”, “Sözleşme Hakkımız Gasp Edilemez”, “Yaşasın Sınıf Dayanışması”, “Direne Direne Kazanacağız!” sloganlarını kararlı bir şekilde attılar. Basın açıklamasının ardından alkışlar ve sloganlar eşliğinde grev pankartı işyerine asıldı. Açıklamanın ardından CPS işçileri halaylar ve sohbetler eşliğinde fabrika önünde eylemlerine devam etti.

28 Ağustos 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Koronavirüs önlemleri adı altında emekçilerin çalışma ve yaşam koşulları altüst ediliyor. İstanbul Valiliği işyerlerinin mesai başlangıç ve bitiş saatlerinde değişiklik yaptı. Alınan karar şöyle duyuruldu: “İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisinin 4 Kasım...
  • Ben bir metal fabrikasında çalışıyorum. Yaptığımız iş çok yorucu. Ekmek parası kolay kazanılmıyor elbette. Ama ne hikmetse her geçen gün biz işçilerin hayatı zorlaşıyor. Özellikle de son zamanlarda koronavirüs sürecinde hayat bizim için daha da...
  • Türkiye’de ekonomik gidişat hiç de iktidarın birkaç hafta öncesine kadar söylediği gibi şahlanmıyor. Zaten biz işçiler bunu uzun süredir çalışma ve yaşam koşullarımızın kötüleşmesinden anlayabiliyoruz. Gerek işten çıkarma tehditleri, mobing, gerekse...
  • Tarih boyunca sömürücü zalimlere karşı mücadele etti emekçiler, hiçbir zaman topyekûn boyun eğmedi insanlık. Sömürülen ve horlananlar, zorlu dönemeçlerden geçip bedeller ödeyerek bugüne geldi. Kimi zaman acze düştüler, çile çektiler ama kimi zaman...
  • Siyasi iktidar uzun zamandır kıdem tazminatını kaldırmak, esnek ve güvencesiz çalıştırma biçimlerini daha da yaygınlaştırmak istiyor. İktidar, salgın sürecinde aradığı fırsatı yakalamış oldu. Koronavirüs salgınıyla kapitalist sömürü sisteminin...
  • Kısa çalışma, ücretsiz izin, esnek çalıştırma, yemek hakkının gasp edilmesi, sendikasızlaştırma, ücretleri düşürme, tazminatsız işten atma, sigorta hakkının gasp edilmesi, iş saatlerinin uzatılması saldırıları giderek yaygınlaşıyor. Nisan ayından bu...
  • Zor zamanlarda işçinin yardımına kimler koşar? İşçilerin oyları ile o koltuklarda oturan vekiller ve vekillerin oluşturduğu meclis mi? Yok daha neler… Onlar dost olsalardı, işçilerin aleyhine çıkartılan yasalara el kaldırmazlardı. Uzağa gitmeye...
  • İzmir’de yaşanan 6,8 büyüklüğündeki deprem sonucunda can veren 116 insan, açgözlülüğün, para hırsının, rant politikalarının kurbanı oldu. Binlerce insan evsiz kaldı, on binlerce insan kaosun ve bilinmezliğin travmatik sonucuna maruz kaldı. Depremi...
  • Ben, Sincan Organize Sanayi Bölgesinde çalışan bir işçiyim. Çalıştığım fabrika pandemi falan dinlemeden haftanın yedi günü mesai yapıyor. Mesailerden dolayı eve akşam geç saatte, pestilim çıkmış olarak geliyorum. Yine bir mesai çıkışı eve dönerken...
  • Siyasi iktidar bin dereden su getiriyor ama ekonomik krizin varlığını kabul etmiyordu. İktidar sözcülerine göre Türkiye ekonomisi uçuyordu! Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak hiç çekinmeden toplumu aptal yerine koyan konuşmalar yapıyor; lira yaz...
  • Güney Kore’nin başkenti Seul’de okulların yemekhane ve kafeteryalarında çalışan yüzlerce işçi 19 ve 20 Kasımda iki günlük grev gerçekleştirdi. Okul yönetimleri “düzensiz işçi” statüsünde çalıştırdıkları işçiler için düşük katkı payları ödüyor ve...
  • Hükümet temsilcileri, 18 Kasımda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi Şurasında patronlarla bir araya geldiler. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere hükümet temsilcileri bu toplantıda patronların taleplerini dinledi. Ayrıca patronlar için...
  • Sendikalarımızın önünde toplanmamızı, en küçük bir itirazımızı bile hazmedemeyen bir iktidar var. Egemenlerin, patronların çıkarlarını, biz işçilerin ekmeğinin, aşının, yaşamının, çocuklarının geleceğinin önünde tutuyorlar. Biz işçilere sendika yok...

UİD-DER Aylık Bülteni