Navigation

Buradasınız

Birçok Ülkede Sağlık İşçilerinin Mücadelesi Sürüyor!

Koronavirüs salgını ile birlikte dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükü daha da arttı. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak yıpratılan sağlık işçileri bir de ekonomik sıkıntılarla, sefaletle karşı karşıya bırakılıyorlar. Egemenler bir yandan koronavirüs üzerinden korku ve panik atmosferi yaratırken öte yandan sağlık çalışanları için en basit koruyucu ekipmanları bile sağlamıyor. Koronavirüs sürecinde egemenlerin ikiyüzlü politikalarından en çok etkilenen kesimlerden olan sağlık emekçileri bu şartlara “Hayır!” diyor.

Koronavirüs salgını ile birlikte dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükü daha da arttı. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak yıpratılan sağlık işçileri bir de ekonomik sıkıntılarla, sefaletle karşı karşıya bırakılıyorlar. Egemenler bir yandan koronavirüs üzerinden korku ve panik atmosferi yaratırken öte yandan sağlık çalışanları için en basit koruyucu ekipmanları bile sağlamıyor. Koronavirüs sürecinde egemenlerin ikiyüzlü politikalarından en çok etkilenen kesimlerden olan sağlık emekçileri bu şartlara “Hayır!” diyor.

Belçika

13 Eylülde Belçika’nın başkenti Brüksel’de binlerce sağlık işçisi bir araya geldi, hükümetin sağlık politikalarını protesto etti, taleplerini ortaya koydu. Asıl hastalığın kapitalizmin kendisi olduğunu söyleyen işçiler, hastanelerde yeterli ekipman ve sağlık çalışanı bulunmadığını, bu yüzden de hastalara yeterli sağlık hizmeti sunamadıklarını dile getiriyorlar. “Sosyal ya da kültürel kökenine bakılmaksızın herkes onurlu ve insancıl bir sağlık hizmetine erişebilmelidir” diyen sağlık emekçileri, özelleştirmelerle bunun giderek zorlaştığını vurguluyorlar. “Sağlıkta özelleştirmeye son!” diye haykırıyorlar. Giderek artan iş yüklerini ve eriyen ücretlerini hatırlatarak maaşlarına zam talep ediyorlar. Koronavirüs salgını ile birlikte egemenlerin insan sağlığına bakış açısının ve ikiyüzlülüklerinin daha da fazla ortaya çıktığını vurgulayan işçiler “çalışanları ve hastaları birer istatistikten ibaret gören politikalarınıza son verin” çağrısı yaptı. Silaha harcanan bütçelerle pekâlâ sağlık hizmetlerinin ve sağlık çalışanlarının koşullarının iyileştirilebileceğini vurguladılar. Sağlık işçilerine çevredeki işçi ve emekçiler de destek verdi. Ancak egemenlerin en ufak hak talebine bile tahammülü olmadığı bir kez daha gözler önüne serildi. Polis, haklı taleplerini dile getiren sağlık işçilerine saldırdı ve 30 işçi gözaltına alındı.

Nijerya

Başta doktorlar olmak üzere Nijerya sağlık işçileri Haziran ayında zam talebiyle greve çıkmıştı. Greve bir süre ara veren sağlık emekçileri taleplerine karşılık bulamayınca 7 Eylülde yeniden greve çıktılar. Korona servislerinde çalışan doktorların da dahil olduğu grevde işçiler maaşlarına zam, pandemi süreci için ek ödeme ve yeterli ekipman talep ediyorlar. Nijerya’da doktorların %40’a yakınının örgütlü olduğu Nijerya Yerleşik Doktorlar Birliği’nin (NARD) ve Ortak Sağlık İşçileri Sendikası’nın (JOHESU)  çağrısıyla greve çıkan sağlık çalışanları bugüne kadar ödenmeyen ücretlerinin de bir an evvel ödenmesini istiyorlar. Egemenler koronavirüs salgınını bahane ederek emekçilerin her türlü hakkına saldırırken, sağlık çalışanlarını greve çıktıkları için toplum sağlığına zarar vermekle suçluyorlar. İşte bir ikiyüzlülük örneği daha! Ancak işçiler, bu aldatmacaya boyun eğmiyor, talepleri karşılanıncaya kadar greve devam edeceklerini dile getiriyorlar.

Güney Afrika

Bir başka Afrika ülkesi olan Güney Afrika’da da sağlık işçileri egemenlere öfkeli. Ücretlerine zam talep eden işçiler, hükümetim koruyucu ekipman alımında yaptığı yolsuzlukları da protesto ediyorlar. 3 Eylülde Pretorya ve Cape Town şehirlerinde bir araya gelen sağlık emekçileri, hükümetin böylesi bir dönemde, koruyu ekipmanlarda bile yolsuzluk yapmasını kınadı. Canlarının hiçe sayıldığını dile getirdi. Eğitim, Sağlık ve Birleşik İşçiler Sendikasının (NEHAWU) öncülüğünde gerçekleştirilen protesto gösterilerinde, eğer talepleri kabul edilmezse 200 bin işçinin greve çıkacağı duyuruldu. Daha önce aynı taleplerle grev kararı alan işçilerin grevi, mahkemece “temel sektör” olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştı. Ancak işçiler taleplerinin karşılanması için gerekirse bu yasağı yok sayacaklarını dile getiriyorlar.

İngiltere

Başta Londra olmak üzere İngiltere’nin pek çok kentinde Ulusal Sağlık Hizmetleri’ne bağlı olarak çalışan sağlık emekçileri 12 Eylülde sokaklara çıktı. Diğer ülkelerdeki sağlık emekçileri gibi İngiliz işçiler de ücretlerine zam, yeterli sağlık hizmeti sunabilmek için yeterli ekipman ve bütçe talep ediyor. Taleplerinin ve mücadelelerinin medyada yer almamasına tepki gösteren sağlık işçileri, Londra’da yürüyüşlerine kamu yayın kuruluşu sayılan BBC önünde başlayarak onu da protesto ettiler. Türkiye’de olduğu gibi İngiltere’de de egemenler sağlık işçilerinin “alkışlarla” yetinmesini bekliyor. Ancak işçiler bu koşullara tepkilerini “alkışlarla akşam yemeği alınmıyor!” diyerek dile getiriyorlar. “Fiziksel ve duygusal olarak tükenmişken, faturalarımızı ödeyememekten endişelenirken nasıl hastalıklarla mücadele edebiliriz?” diye soran sağlık işçileri, artık işlerini yapamaz hale geldiklerini dile getiriyorlar. Bir an evvel ücretlerine en az %15’lik bir zam yapılmasını ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep ediyorlar.

19 Eylül 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • 1974’te Çinli bir çiftçi kuyu açmak için kazmasını toprağa vurduğunda, neredeyse 2200 senelik bir sır açığa çıktı. Toprak kazıldı ve binlerce kil heykel gün yüzüne çıktı. Bunlar gerçek insan boyutlarında, zırhlarını, silahlarını kuşanmış asker...
  • Aylardır tüm dünyada gündemi koronavirüs belirliyor. Bu virüsün insanlığın başına gelmiş en büyük felaket olduğu söyleniyor. Devletler, hükümetler, ulusal ve uluslararası sağlık kurumları önlem olarak maske, “sosyal mesafe” ve dezenfektan...
  • Patronlara teşvik ve vergi indirimleri getirirken, işçilerin kıdem tazminatının fiilen gasp edilmesini, esnek ve güvencesiz çalışmanın dayatılmasını içeren torba yasa sendikalar tarafından protesto edilmeye devam ediliyor. DİSK, işçiler için kabul...
  • İşçi Dayanışması gazetemizin 151. sayısının başyazısında biz okurlara bir davet var. Başyazı şiirle başlıyor: Sararmış kitaplarda kaldı yoksulluk/Geçim sıkıntısını yazmıyor şair/Yaşam bir sevinçtir şimdi/Umut doğuran sabahlara uyanıyor çocuklar/Neşe...
  • Kardeşlerim. Ben yıllardır organize sanayiye işçi taşıyan bir servis şoförüyüm. Organize Sanayi Bölgesi şehirden yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta, işte bu yüzden sabahın erken saatlerinde yollara düşerim. Uykulu gözleri duraklarından bir bir toplar...
  • Türk-İş, kıdem tazminatının fiilen gaspını da içeren torba yasa teklifine karşı 27 Ekimde Türkiye genelinde eş zamanlı eylemler gerçekleştirdi. Ankara, Kocaeli, İzmir, Adana ve Diyarbakır gibi pek çok kentte yapılan eylemlere Türk-İş’e bağlı...
  • Ekonomi Bakanı, bir kez daha “Yeni Ekonomi Paketi” açıkladı. İşsizlik, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, pandemiyi fırsata çeviren patronlar ve bunların emekçiler üzerinde yarattığı baskıyla ilgili tek olumlu madde çıkmadı paketten! İşçileri...
  • Patron biz işçileri adına kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Kısa çalışma ödeneği çıkmadı. Patron ücretsiz izin ödeneğine başvurdu. Ücretsiz izin çıktı. 7 aydır ücretsiz izinde görünüyorum. Ama aslında çalışıyoruz.
  • Hak gasplarında sınır tanımayan patronlara, pandemi süreciyle beraber adeta gün doğdu. Ekonomik kriz kör bir kuyu gibi derinleştikçe işçi haklarına karşı saldırılar da o denli arttırılıyor. Ücretsiz izinler mi dersiniz, sigortasız çalıştırma mı...
  • Son yıllarda televizyonlarda yemekle ilgili programlar, yarışma programları artmış durumdadır. Kimisi her gün yayınlanan kimisi de belli günlerde yayınlanıp reyting rekorları kıran programlar haline gelmiş. Kimi büyük kanallarda yayınlanıyor kimi de...
  • Sendikalaşma haklarına ve iradelerine karşı yapılan saldırıya boyun eğmeyen HSK işçileri, fabrika önünde başlattıkları direnişi sürdürüyor. Direnişçi işçiler, 27 Ekimde şirketin Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdiler, kararlı...
  • İzmir Torbalı’da bulunan Oral Etiket Baskı Ambalaj fabrikasında Selüloz-İş Sendikasına üye olduğu için işten atılan 5 işçi direnişe başladı. Selüloz-İş Örgütlenme Uzmanı Aykut Günel, fabrikada sendikanın örgütlenme çalışması devam ederken işverenin...
  • Pazara gittim, çantam dolmadı, her şey ateş pahası deme… İç bir keyif çayı rahatla! Aylardır ücretsiz izindeyim, 39 lira yetmiyor, sakın ha deme... İç bir keyif çayı rahatla! Çocuk EBA’ya girememiş, Zoom’a mooma bağlanamamış… Öfkelenme, nasıl olsa...

UİD-DER Aylık Bülteni