Navigation

Buradasınız

İşçiler Haykırdı: Torba Yasada Kısmi Geri Adım Atıldı!

Hükümetin başta kıdem tazminatı olmak üzere emeklilik hakkı, iş güvencesi gibi işçilerin en temel kazanılmış haklarını gasp etmek için hazırladığı torba yasa teklifine tepkiler büyüyor. 10 Kasımda İstanbul’dan Kocaeli’ne, İzmir’den Eskişehir’e, Antep’ten Adana’ya, Mersin’den Bursa’ya çeşitli illerde basın açıklamaları düzenleyen DİSK; “Torba Yasa Geri Çekilsin!” dedi. Basın açıklamalarının ortak vurgusu “Genel Grev, Genel Direniş!” oldu.

DİSK ülke çapında eylemdeydi: “Genel grev, genel direniş!”

Hükümetin başta kıdem tazminatı olmak üzere emeklilik hakkı, iş güvencesi gibi işçilerin en temel kazanılmış haklarını gasp etmek için hazırladığı torba yasa teklifine tepkiler büyüyor. 10 Kasımda İstanbul’dan Kocaeli’ne, İzmir’den Eskişehir’e, Antep’ten Adana’ya, Mersin’den Bursa’ya çeşitli illerde basın açıklamaları düzenleyen DİSK; “Torba Yasa Geri Çekilsin!” dedi. Basın açıklamalarının ortak vurgusu “Genel Grev, Genel Direniş!” oldu.

DİSK’in düzenlediği basın açıklamalarının önemli adreslerinden birisi İstanbul Beşiktaş’tı. Beşiktaş Barbaros Parkında yapılan eyleme CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP Milletvekili Musa Piroğlu destek verirken Genel-İş üyesi işçiler yoğun katılım gösterdi. “Torba Yasa Geri Çekilsin!” pankartının açıldığı eylemde, “Dokunma Çocuklarımın Geleceğine”, “Dokunma Emeklilik Hakkıma”, “Dokunma Kıdem Tazminatıma” dövizleri taşındı.

Basın açıklamasını gerçekleştiren DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, Mecliste görüşülen torba yasanın işçi düşmanı bir yapısı olduğunun altını çizdi. Torba yasanın kıdem tazminatını, iş güvencesini ve emeklilik hakkını ortadan kaldırmayı hedeflediğini aktaran Serdaroğlu; “Bu torba yasanın altında imzası olan bütün milletvekillerini tarihe gömeceğiz, onlar hep nefretle hatırlanacak, çocuklarının yüzüne bakamayacaklar” dedi. İşçi haklarının gasp edilmesine izin vermeyeceklerini aktaran Adnan Serdaroğlu, “eğer bu yasayı geri çekmezlerse üretimden gelen gücümüzü kullanacağız ve bu ülkede hayatı durduracağız” dedi. Serdaroğlu Türk-İş ve Hak-İş’e de çağrıda bulunduklarını aktardı.

Eylem boyunca “Hükümet Yasanı Al Başına Çal”, “Kıdeme Uzanan Eller Kırılsın”, “Genel Grev Genel Direniş!” sloganları atıldı.

Gebze Sendikalar Birliği: “Dokunma kıdeme, gideriz greve!”

10 Kasımda düzenlenen torba yasa karşıtı eylemlerin bir diğer önemli durağı Gebze’ydi. DİSK, Türk-İş, Hak-İş ve KESK’e bağlı sendikaların oluşturduğu Gebze Sendikalar Birliği, bir eylem gerçekleştirdi. Farklı konfederasyonlara bağlı sendikalara üye işçiler, ortaklaştırdıkları mücadeleyle anlamlı bir örnek ortaya koyarken yasanın püskürtülebilmesi için bunun elzem olduğunu dile getirdiler.

Gebze Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen eyleme Petrol-İş, Birleşik Metal-İş, TÜMTİS, Eğitim-Sen, Özçelik-İş, Tek Gıda-İş, Hizmet-İş ve Eğitim-İş sendikaları katıldılar. Çeşitli sivil toplum örgütlerinin yanı sıra, Gebze EYT Derneği ve mücadele örgütümüz UİD-DER de eylemdeki yerini aldı. Sendikalaştıkları için işten atılan ve direnişlerini sürdüren Birleşik Metal-İş üyesi Systemair HSK ve Özer Elektrik işçileri ile Çelik-İş üyesi FZK Mühendislik direnişçileri de eyleme katılarak dayanışma çağrısında bulundular.  Eylemde “Yasa Mecliste, İşçiler Sokakta”, “Hükümet Yasanı Al Başına Çal”, “Dokunma Kıdeme, Gideriz Greve”, “Yaşasın İşçilerin Birliği!” sloganları atıldı.

Basın açıklamasını Gebze Sendikalar Birliği Dönem Sözcüsü ve Petrol-İş Gebze Şube Başkanı Eyüp Akdemir yaptı. Yasa teklifinin işçilerin pek çok hakkını ortadan kaldırmayı hedeflediğini aktaran Akdemir, kıdem tazminatından emeklilik hakkına kadar pek çok hakkın ortadan kalkmasını, esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını hedefleyen yasaya karşı ortak mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

Tasarının çeşitli maddelerinin Meclisten geri çekildiği bilgisi alandaki işçilerle paylaşıldığında, işçiler “Direne Direne Kazandık!” sloganını attılar. Akdemir bunun üzerine “Üç konfederasyonumuzun birlikte hareketi, hükümetin geri adım atışının sebebidir. Bu tür saldırılar yine önümüze gelecektir. Bu kavga bitmiş değil, bu kavga devam edecek. Mücadelemiz burada noktalanmayacak” dedi. Yapılan açıklamanın ardından işçiler, direnişte olan işçilere alkışlarla destek verdiler. Eylem “Yaşasın Sınıf Dayanışması!”, “Dokunma Kıdeme, Gideriz Greve!” sloganlarının yükseltilmesiyle son buldu.

Hükümet iki maddede geri adım attı, mücadele sürmeli!

Sendikaların sokağa indiği 10 Kasımda, TBMM Genel Kurulunda torba yasanın 22 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi. Bu maddeler çeşitli düzeylerde işçilerin haklarının gaspını içeriyor. Kıdem tazminatı ve emeklilik hakkını gasp etmeyi hedefleyen siyasi iktidar, sendikaların verdiği tepki nedeniyle şimdilik kısmen geri adım atmak zorunda kaldı.

25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçilere belirli süreli iş sözleşmeleri dayatan, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve iş güvencesini yok eden ve emeklilik haklarını tırpanlayan ilgili yasa maddeleri kanun teklifinden çıkarıldı. Benzer şekilde tam zamanlı çalışma yerine kısmi zamanlı çalışmayı teşvik eden yasa maddesi de geri çekildi. Öte yandan işçi sınıfının haklarını tırpanlayan ve patronlara işçilerin fonlarından kaynak aktarmayı amaçlayan, sigortasız işçi çalıştırmayı teşvik eden kimi maddeler de kabul edildi.

Sendika üyesi işçilerin basıncıyla DİSK, Türk-İş ve Hak-İş ortak açıklama yaptılar. DİSK ve Türk-İş’e bağlı kimi sendikalar, sendika şubeleri işyerlerinden kent meydanlarına kadar çeşitli noktalarda eylemler örgütlediler. Nihayetinde bu çabalar sonucu siyasi iktidar kıdem tazminatı ve emeklilik hakkını tırpanlamaya yönelik planlarından şimdilik vazgeçti. Fakat şimdilik! İşçi sınıfının kazanılmış haklarını tırpanlamaya kararlı olan sermaye sınıfına karşı işçi sınıfının örgütlülüğünü büyütmekten, mücadelesini güçlendirmekten başka çıkar yolu yoktur.

11 Kasım 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Sermaye sınıfı palazlanırken, emekçiler ekonomik krizin ağır yükü altında eziliyor yani acı reçetenin bedelini ödüyor. Siyasi iktidar bugüne kadar “uçma” masallarıyla bu gerçeği gizlemeye çalıştı, yine çalışacak! Fakat durumu eskisi gibi idare...
  • Patronlar işçilerin haklarını gasp ediyor, sendikalı olmak isteyen işçileri işten atarak ya da ücretsiz izne çıkararak cezalandırıyor, kazanılmış tazminat haklarını ödemiyor. Bu duruma itiraz eden, hakkını arayan; ücretsiz izinlere ve işten atmalara...
  • Kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor. Özgecanlar, Şuleler, Helinler, Emineler, Cerenler, Nadiralar, Gülistanlar, Pınarlar… son bulmuyor. Hayatlar kararıyor; “artık yeter” haykırışları, kadınların yardım çığlıkları, anaların, babaların,...
  • Systemair HSK, Özer Elektrik ve Baldur fabrikalarında işten atılan direnişçi işçiler, sendikaları Birleşik Metal-İş’le birlikte işten atma ve ücretsiz izin saldırılarına tepkilerini göstermek, seslerini duyurmak, taleplerini dile getirmek için 24...
  • Orta Amerika ülkesi Guatemala’da emekçi kitlelerin sabrı taştı! Hükümetin 2021 için hazırladığı bütçede kamu harcamalarında kesintiye gidilmesine öfkelenen emekçiler 21 Kasımda sokaklara döküldü. Sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu...
  • Geçtiğimiz günlerde Ekim Devriminin 103. yıldönümünde uidder.org’da yayınlanan “İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu” programını heyecanla, coşkuyla takip ettik. Bu programı takip ederken sık sık içinde yaşadığımız sistemi, koşulları, Ekim Devrimi...
  • Dünyanın ve ülkemizin içinden geçmekte olduğu salgın hastalık süreci, birçok alanda olduğu gibi eğitim ve öğretim alanını da sekteye uğrattı. Milyonlarca öğrenci gibi ben de bu “yeni düzene” uyum sağlama konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığımı...
  • Kriz ve koronavirüs salgınıyla birlikte tüm dünyada işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma koşulları daha da zorlaştı. Bu süreçten en çok etkilenenler ise sağlık emekçileri oldu. Egemenler yeterli güvenlik önlemlerini almıyor, yeterli işçi...
  • Ekonomik krizin etkilerini en ağır biçimiyle yaşadığımız malumunuz. Tablo gittikçe kötüleşiyor. Haklarımıza dönük saldırıların dozunu arttıran egemenler bir kez daha krizden çıkışın faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. İlk olarak koronavirüs salgını...
  • “Evde kal” derler, ama kalamayız. İşçi işine gitmezse aç kalır, hasta olan hastaneye gitmezse ayağına ne doktor gelir ne yurtdışına uçup tedavisini yaptırabilir. Hastanedeyim. O sürekli tekrar ettikleri “maske, mesafe, hijyen” üçlüsünden maske...
  • Evvel zamanlardan birinde, bir çiftlikte duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. “İçinde yiyecek mi var?” derken, bir baktı ki paketten çıkan bir fare kapanıydı. Hemen bahçeye koşup alarm verdi: “...
  • Pandemi sürecinde siyasi iktidarın ve patronların salgını nasıl kullandıklarını, önlem alma konusunda ne kadar samimiyetsiz olduğunu defalarca gördük, görmeye de devam ediyoruz. Temizlik-mesafe-maske söylemini dillerinden düşürmezken, bağışıklık...
  • Ben bir işçiyim / Soyum belki Spartaküs/ Bilmem belki de Bedreddinlere uzanır./ Çalışırım yaşamak için/ Yarını görmek için bugün çalışmam gerek./ Yarının bugün gibi olmaması için / Bugün çalışmam gerek.

UİD-DER Aylık Bülteni